cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
beynin o ıstırap ve umutsuzluğa ayrılmış bölmesinde, o şanssız yıllarda olup biten her şeyi yeniden canlandırıyorum; sesinin her gergin tınısı, sinirli ellerinin her kasılışı, hareketi, her iğneli söz, her zehirli cümle aklıma geliyor; yürüdüğümüz sokağı ya da ırmak boyunu, çevremizdeki duvarı ya da ormanı, saatin kollarının tam konumunu, rüzgârın hangi yönde estiğini, ayın rengini ve biçimini anımsıyorum.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam
Tam anlamıyla özgür ve aynı zamanda tümüyle kuralların hâkimiyeti altında olmak: işte insan yaşamının, her an karşımıza çıkan, sonsuz çelişkisi.
Sayfa 29·Kitabı okudu
seni her zaman bağışlayacağıma duyduğun mutlak güven, sende her zaman en çok hoşuma giden şey olmuştur gerçekten
Sayfa 25·Kitabı okudu
Hastayken senin yanımda olmanı beklediğim için bencillikle suçladın beni, seninle eğlencelerinin arasına girmekle suçladın, seni zevklerinden yoksun etmeye çalışmakla suçladın.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Senin için üç yıl öncesi çok eskide. Ama hapiste yaşayan, hayatlarında kederden başka olay olmayan bizler, zamanı ıstırabın zonklamalarıyla ve acılı anların anısıyla ölçmek zorundayız. Düşünecek başka bir şeyimiz yok. Acı çekmek -sana tuhaf gelse de- bizim varoluş yolumuzdur, çünkü var olduğumuzun bilincine varmamız için tek yoldur, geçmişte çektiğimiz acıların anısı ise kimliğimizin sürekliliğinin garantisi, kanıtı olarak gereklidir bizim için. Neşenin anısıyla aramdaki uçurum, şu anda neşeyle aramdaki uçurum kadar derindir. Beraberken hayatımız dışarıdan sanıldığı gibi zevk, sefahat ve kahkahadan ibaret olsaydı, bir tek ânını bile anımsayamazdım. Bu hayat, trajik, acılı, uyarılarıyla uğursuz; bıktırıcı olayları ve çirkin şiddetiyle sıkıcı ya da korkunç anlarla, günlerle dolu olduğu içindir ki, tek tek her olayı ayrıntılı biçimde görebiliyor, işitebiliyorum, daha doğrusu başka pek bir şey göremiyor, işitemiyorum. İnsanlar burada ıstırapla öyle içli dışlı yaşıyorlar ki seninle dostluğum, hatırlamaya mecbur olduğum biçimiyle, bana her zaman, her gün kavramak zorunda olduğum değişken azap ezgileriyle uyumlu bir prelüd gibi görünüyor. Hatta onları gerektiriyor, sanki yaşamım bana ve başkalarına nasıl görünmüş olursa olsun, aslında hep bir "keder senfonisi" olmuş, uyumlu biçimde birbirine bağlanan bölümlerden tek tek geçip sanatta tüm büyük temaların işlenişinde görülen kaçınılmazlıkla finale ulaşmış gibi.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Reklam