Şimdi içimde gizli kalan bir yanım bana dünyada hiçbir şeyin, hele acı çekmenin kesinlikle anlamsız olamayacağını söylüyor. Tarlada gömülü bir hazine gibi içimde gizli kalan şey, "tevazu".
Yüreğinde benim gibi birini mahvetmiş olmanın yüküyle yaşamayı sürdürmene izin veremem. Bu düşünce seni aldırışsız bir kayıtsızlığa da itebilir, hastalık derecesinde bir hüzne de. Bu yükü senin omuzlarından alıp kendim üstlenmeliyim.
Senden nefret etmek konusunda kendime izin versem üzerinde yol almak zorunda olduğum, hâlâ da yol aldığım hayat çölünde her kayanın gölgesinin kaybolacağını, her hurma ağacının kuruyacağını, her kuyunun kaynağının zehirli çıkacağını biliyordum.
İşte senin tam o sırada devreye girip senin yüzünden böylesine korkunç saldırılara, utanç verici kışkırtmalara maruz kalmama izin vermeyeceğini, bunun yerine dostluğumdan vazgeçmeyi göze aldığını söylemen gerekmez miydi? Sanırım şimdi bunları anlıyorsun. Ama o sırada bunlar aklından bile geçmiyordu.