"Evinde güzel olan tek şey şu ışıklandırma." Kitaplar da var, diye yanıt verdi Youngju. "Kitaplar bir sana güzel." Bu evin sahibi de bayağı sevilesidir aslında, dedi Youngju.
"Seni de bir sen seversin."
Vaktini istediği gibi kullanabilme lüksü. Zamanını ağır ağır geçirerek kendi karakterini ve zevklerini öğrendi. Minjun yavaş yavaş anlamıştı, bir şeye ilgi göstermeye başlayınca nihayetinde kendi içimize bakmaya başlıyorduk.
“Bir düşünsene. Gömleğimin bir tarafında kaliteli düğmeler alt alta dizilmiş ama diğer tarafında hiç ilik yok. Neden mi?
Kimse ilik açmamış çünkü. Kıyafetime bir bak. Acınacak hâlde, sadece baştaki düğme ilikli."
"Biraz daha insaniyet kazanıyoruz diyebiliriz. Kitap okurken başkalarının duygularını paylaşabiliyoruz. Bizleri bitmek tükenmek bilmeyen bir telaşla başarıya koşturacak şekilde tasarlanmış bu dünyada, koşmayı bırakıp etrafımızdaki insanlara bakma olanağını elde ediyoruz. Bu yüzden daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceğini düşünüyorum."
Youngju'nun kalbinde, terk eden insanların toplanıp yaşadığı bir yer vardı ve bu yerde onlara ait çeşitli bilgiler saklıydı. Neden ayrıldıkları, ayrılırken ne hissettikleri, ayrılmak için gereken cesaret, ayrıldıktan sonra ne yaşadıkları, duygularının zaman içindeki değişimi, mutluluk ve mutsuzlukları, sevinçleri ve üzüntüleri.