cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
Ben, kendi payıma, hayatın doğasından yola çıkarak, hiç şaşmadan bir yönde, tek bir yönde ilerledim. Ahlaki yanım ve kendimde, insanın derinlerinde yer etmiş ikili yaradılışı tanımayı öğrendim, bilinç dünyamda çarpışan ikili yaradılıştan biri ya da öbürü olduğum rahatlıkla söylenebilirse de, bunun ancak tümüyle her ikisi de olduğum için söylenebileceğini anladım. Daha ilk başta, hatta bilimsel keşiflerimin seyri böyle bir mucizenin mümkün olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya başlamadan bile önce, bu iki öğeyi birbirinden ayırma düşüncesinin hazzını harikulade bir hayal gibi yaşamayı öğrenmiştim. Her biri ayrı kimliklerde barındırılabilse, diyordum kendi kendime, o zaman hayat katlanılmaz olmaktan çıkabilir. Vicdansız olanı, dürüst ikizinin arzuları ve vicdan azabından kurtularak bildiğini okuyabilir, vicdanlı olanı da, haz duyduğu iyi şeylerle uğraşarak ve yabancısı olduğu bu kötülük yüzünden artık utanca ve pişmanlığa boğulmadan, kendi yolunda kararlılık ve güvenle dimdik yürüyebilir. Bu iki uzlaşmazın birbirine bağlanmış olması, bu uyuşmaz ikizlerin bilincin acılar içindeki döl yatağında durmadan savaşıyor olmaları, insanlığın tepesine çökmüş bir lanetti.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Avukat, dehşetle ürperdiğini hissederek, "Ağladığını mı duydun?" dedi, "Nasıl yani?" "Bir kadın gibi ya da çaresiz bir insan gibi ağlıyordu," dedi uşak. "Yüreğim sızladı, az daha ben de ağlayacaktım."
Sayfa 51·Kitabı okudu
Edebiyatın gerçek yaşamdan damıttığı, düş gücü ve yaratıcılığın imbiğinden geçirdikten sonra gerçek yaşama armağan ettiği "kahramanlar" vardır. Örneğin, Gonçarov'un 1859'da yayımlanan Oblomov adlı romanına adını veren başkişisi. Rus aristokrasisinin toprak kölelerine dayalı yaşam biçimini amansızca eleştiren Gonçarov'un kahramanı, edebiyattaki en başarılı tiplemelerden biridir. Bu genç ve eli açık aristokrat, kararsızlığı yüzünden, sevdiği kadını becerikli ve pragmatik arkadaşına kaptırır. On dokuzuncu yüzyıl Rus toplumunun geriliği ve uyuşukluğunu özetleyen "Oblomovluk" kavramı bu karakterden türetilmiştir. On altıncı yüzyıldan on yedinci yüzyıla evrilen bir dönemde yaşayan Cervantes'in Don Kişot'unu anlatmaya ne hacet. Hızla değişen bir yaşamın karşısında ne yapacağını şaşırarak şövalyelik çağına sığınan, yel değirmenleriyle savaşan bu yaşlı aristokratın umarsız çabaları da, Türkçemize bile giren "Donkişotluk yapmak" deyimini bağışlamamış mıdır bize? Başaramayacağı yiğitlik gösterileriyle kendini gülünç duruma düşüren kimselere, "Donkişotluk yapma" deriz. Stevenson'ın Dr. Jekyll ile Bay Hyde'ı da, İngilizceye bir deyim kazandırmıştır. Ahlaksal ve ruhsal bakımdan büyük değişkenlikler gösteren kimseler için kullanılan "Jekyll ve Hyde" deyimini.

cheblo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.·
2025 20. kitabı
H. G. Wells
7.7/10 · 1.016 okunma
Tüm bunlar gerçekliğin çok ötesindeki şeylerdi. Gerçekte kimdi o? Niye bu kadar sıkıca tutunmuştu ki? Neden bırakmıyordu ellerini? Düşüşüyle birlikte bu akıl almaz düş son bulacak ve uyanacaktı.
Sayfa 283·Kitabı okudu