İçini hüzün kaplamıştı. Gençlik çağının geri gelmeyecek şekilde sona erdiğini düşünüyordu, belki de yuva kurma zamanı gelmişti. Johan Corneliussen ona karşı çok cömert davranmışsa da, mutluluktan uçarcasına arkadaşını ve sevgilisini Elias'ın dostluğuna ne kadar önem verdiğine inandırmaya çalışmışsa da, bütün akşamı aşkın ve aşkın nesnesinin iki arkadaşın arasına asla giremeyeceğini, hatta aşkın ve aşkın nesnesinin dostluklarına vazgeçilmez bir parça olarak eklemleneceğini anlatmakla geçirmişse de Elias kendini yalnız hissediyordu. Johan Corneliussen'in gösterdiği alicenaplık onu derinden etkilemişti, yine de arkadaşının söylediklerinin bir gerçek değil yalnızca iyi dilekler olduğunu biliyordu. Johan'ın aşkının nesnesi Eva Linde gibi bir kadındı ve arkadaşı bütün zamanını ona tapmakla geçirecekti, belli ki Johan Corneliussen'in içinde yanan tutkunun ateşi, bu ateşi canlı tutan sevgilisi her daim yanında olmadığı, Johan onu görmeyip derinliklerine vakıf olmadığı takdirde Johan'ı mahvedecekti, Elias Rukla bunu anlamıştı.