cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
Gabriel de yemeğini bitirince koca bir tatlı tabağı masaya getirildi. Çatal bıçak şakırtısı yeniden başladı. Tatlıyı Gabriel'in karısı dağıtıyor, doldurduğu tabakları elden ele gönderiyordu. Orta yerde Mary Jane tabakları durduruyor, isteğe göre ahududu veya portakal jölesi, krema ya da reçel ekliyordu. Tatlı Julia Teyze'nin elinden çıkmıştı, onun için sofranın her köşesinden ona övgüler yağdırıldı.
Sayfa 208·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her adımı onu Londra'ya biraz daha yaklaştırıyordu, kendi ağırbaşlı ve sanat dışı hayatının uzağına. Zihninin ufkunda bir ışık titreşmeye başladı. O kadar yaşlanmamıştı - otuz iki. Tam olgunlaşmanın eşiğinde sayılabilirdi. İçinden şiirle anlatmak istediği öyle çok ruh hali ve izlenim vardı ki. İçinde duyuyordu bunları. Bir şair ruhu olup olmadığını anlamak için ruhunu tartmak geldi içinden. Mizacının vurgulu notası melankoli idi, kendi yorumunca, ama gelip giden bir iman ve kendini bırakma ve sade bir sevinçle dengelenen bir melankoli. Bir şiir kitabında bunu dile getirebilse belki de insanlar ona kulak verirdi. Hiçbir zaman popüler olamayacaktı, bunu görebiliyordu. Kalabalıkları sarsamayacaktı ama kendi duygularını paylaşan küçük bir çevreye söyleyeceği şeyler olabilirdi.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Bütün bu sesler birleşir ve tek bir hayat duyumu olurdu benim için, düşmanlar yığını içinde emanet kutsal kâsemi kırmadan taşıdığımı hissederdim. Bazı anlar kendim de anlayamadığım garip dualar ve övgüler arasında adı dudaklarıma kadar gelirdi. Gözlerim çok zaman yaşla doluyor (neden bilmiyordum) ve zaman zaman yüreğimden bir sel göğsüme taşıyordu. Gelecek üstüne pek düşünmüyordum. Onunla konuşup konuşmayacağımı, konuşursam da bu karmakarışık hayranlığımı ona nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Ama bedenim bir arp ve onun sözleri ve jestleri teller arasında gezinen parmaklar gibiydi.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Kahverengi silüetini izlerdim hep ve yollarımızın ayrıldığı noktaya yaklaşınca adımlarımı hızlandırıp onu geçerdim. Her sabah oluyordu bu. Birkaç gelişigüzel laf dışında hiç konuşmamıştım onunla ama adı çılgın kanıma bir çağrı gibi geliyordu.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Sokağa döndüğümüzde mutfak pencerelerinden sızan ışıklar ortalığı aydınlatmış olurdu.
Sayfa 36·Kitabı okudu