cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
- Peki, siz nasıl oluyor da durmadan surat asıyorsunuz? - Söyleyeyim mi? Asık suratlı bir adamım da ondan. - Hayır, gerektiği kadar yemediğiniz için böylesiniz. Yemekten zevk almaya çalışmalısınız. İnsanın her şeyden bezmesi modern bir hastalıktır. Eskiden bunu kimse bilmezdi. - Peki, siz hiçbir zaman bıkkınlık ve sıkıntı duymadınız mı? - Hayır, hiçbir zaman. Bıkmak ve yorulmak için zaman bulamıyorum ki! Sabah kalktığınız zaman, aşçı yemek için emir vermenizi beklemektedir. Sonra oturup çayınızı içersiniz. Daha sonra kâhyaya emirler verip balığa çıkarsınız. Sonra tekrar yemek yersiniz. Şöyle bir uzanıp dinlenmeye vaktiniz kalmadan, aşçı gelir akşam ne hazırlaması gerektiğini sorar. Biraz sonra yine dönerek ertesi gün ne gibi yemekler yapılacağını söylemenizi rica eder. Bu durumda insanın hayattan bezmesi olacak şey mi?
Sayfa 301·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biraz ilerledikleri zaman, yukarda sözü geçen ağaçların arasında çamlar da görünmeye başladı. Bu ağaçların altında mavi zambaklar ve sarı orman laleleri açmıştı. Yolun ucunda adamakıllı karanlık bastıracakmış gibi orman gittikçe kararmaya başlamıştı. Biraz sonra, ağaç gövdelerinin ve dalların arasında parıldayan aynalara benzeyen ışık sızıntıları belirdi. Ağaçlar seyrekleştikçe ışık sızıntıları arttı ve sonunda yolcular kendilerini çevresi aşağı yukarı dört kilometre olan bir gölün yanında buldular. Gölün karşı kıyısında, bir köyün kül rengi ahşap evleri göründü. Gölde büyük bir kaynaşma vardı. Dizlerine ya da göğüslerine kadar suya girmiş yirmi kişi, koskoca bir balık ağını kıyıya çekmeye çalışıyorlardı.
Sayfa 296·Kitabı okudu
Başıboş büyümüş ağaçların yukarılarda birleşen uçları, yeşil bir bulut yahut eğri büğrü, titreyen üçgen bir kubbe gibi görünüyordu. Fırtınadan veya yıldırımdan üst kısmı gitmiş beyaz, koca bir kayın ağacının gövdesi bu yeşil yığının arasında uzanıyor ve düz, pırıl pırıl bir mermer sütun gibi yükseliyordu. Kesik ve eğri ucu ise gövdenin kar gibi beyazlığı üzerinde bir şapka veya siyah bir kuş gibi görünüyordu. Altındaki üvez, mürver ve ceviz filizlerini boğan şerbetçi otu, çitin bütün üst yanını kaplayarak kırılmış kayın ağacının ortalarına kadar yükseliyordu. Vardığı yerden ise aşağı doğru sarkıyor, daha küçük ağaçların tepelerine sarılmaya başlıyor, ince fakat sağlam kancalarını kapatarak hafif rüzgârla sallanıp duruyordu. Güneşte parlayan bu yeşil yığın yer yer seyrekleşiyor, aşağılarda yabani bir ağız gibi görünen loş derinliklere gömülüyordu. Bu ağız her yandan gölge ile kapanıyor ve belli belirsiz karanlık içinde dar bir patika, kırık korkuluklar, sallantıda bir çardak, yaşlı bir söğüt gölgesi, bu gövdeden çıkmış gür bir karagan* birbirine girmiş, karmakarışık kuru dallar, yapraklar, yeşil yapraklarını yana doğru uzatan bir akçaağacın taze dalı, nasılsa oraya kadar sokulmuş güneş ışığı altında ve bu yoğun karanlık içinde saydam bir ateş gibi parlıyordu.
Sayfa 129 - *karagan: ... sibirya taraflarında sıkça görülen bir bitki.·Kitabı okudu

cheblo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·244 syf.·
2024 9. kitabı
Graham Greene
6.2/10 · 1.217 okunma
Harita iyice yanınca külleri koltuğun altına attı, diline acı bir tablet koydu ve uyumaya çalıştı. Uyumak zor geliyordu. Mizah duygusundan yoksun bir adamdı, öyle olmasa Budin'in 80 kilometre gerisinde büyük Tuna vadisini aniden kesen, yüksük biçiminde ve etekleri köknar ağaçlarıyla kabarık tepeyi fark ettiğinde kalbindeki anlık hafiflikle gülümseyebilirdi. Orayı aşabilmek için yol geniş bir yay çiziyor, sonra direkt şehrin içine uzanıyordu. Yol ve tepe şu anda karların altında beyazdı, karlar karga yuvalarına benzeyen büyük torbalar halinde ağaçlardan sarkıyordu. Yolu, tepeyi ve ormanı hatırladı çünkü beş yıl önce sınırdan kaçtıktan sonra tam güvenlik duygusuyla fark ettiği ilk şeylerdi.
Sayfa 148·Kitabı okudu