Kardeşimin neyin eksikliğini çektiğini nasıl anlatabilirdim ona? Ben bile, gençliğe ilk adım attığım yıllarda bu evde kendimi bazen kaçış ümidi olmayan bir mahkûm gibi hissetmez miydim?
Ama adları hep gölgede kaldı. İnsanların ölümle burun buruna, karşılığında maddi manevi, en ufak bir çıkar beklemeksizin böyle nankör bir işe kendilerini adamalarımı nasıl açıklarsınız?
Paris'te, tam karşımda metal bir direğe tutunmuş duran, bir yabancılar kalabalığı tarafından kuşatılmış bir yabancıydı. Ama o hülyalı bakışlar, yaşlı çocuklara özgü o düzgün çizgiler, belki dün sarıyken şimdi ağarmış o saçlar, hepsi aynıydı. Ve boyun da gene yana eğikti, nasıl tanımam?