cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla

cheblo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·81 syf.·
2024 4. kitabı
Édouard Levé
8/10 · 4.181 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir gün, seni annemle babamın, senin evinden birkaç kilometre uzaklıktaki evine yemeğe çağırmıştım. Yalnız olacaktık ama akşama doğru bir sürü arkadaşım çıkageldi, ben de onlara yemeğe kalmalarını söyledim. Biz güneşin altında yemek öncesi bir kadeh içki içerken evin köşesine geldiğinde, iki kişilik yerine altı kişilik kurulmuş sofra ilişti gözüne. Yüzün saniyede allak bullak oldu. Rahatsız olduğunu anladığımı görünce toparlanıverdin. Duygularını benden gizlemek değildi amacın, arkadaşlarıma kaba görünmek istemiyordun. Kalıp bir daha görmeyeceğin insanlarla çene çalmak yerine, eve dönmeyi yeğleyeceğini biliyordum.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Bir söz, "Upuzun karanlık bir şarkı" sözü geliverirdi aklına durduk yere. Nereden duymuştun? Hiç anımsamıyordun Kökeninin silinmesi ondaki hayaletimsiliği daha da güçlendiriyordu. Boş zamanlarını, takıntılı biçimde, kendi gündelik yaşanısını belgelemeye ayıran şu Parisli iş adamının öyküsüne bayılıyordun. Adam mektupları, davetiyeleri, tren, otobüs, metro, uçak ya da gemi biletlerini, sözleşmelerini, otel faturalarını, lokanta mönülerini, gittiği ülkelerin turistik kitapçıklarını, gösteri programlarını, ajandaları, not defterlerini, fotoğrafları, her şeyi saklıyormuş. Evindeki, duvarları klasörlerle kaplı bir odada topluyormuş gitgide büyüyen arşivini. Odanın ortasında, sarmal biçimli panoramik bir çizelgede Paris, Fransa ya da yabancı ülkeler, ana karalar, denizler, aylarla günler farklı renklerle gösteriliyormuş. Ona şöyle bir bakıp tüm yaşantısını gözünde canlandırabiliyormuş. Kendi kendisinin koleksiyonunu yapmış.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Gerçek yaşamı algılarken tek başına oluyordun. Yeniden anımsadığında da belleğindeki belirsizlikler yüzünden zayıflamış oluyordu. Ama kitaplardaki yaşamı başkaları düşlemişti. Okuduğun şey iki bilincin, seninkiyle yazarınınkinin üst üste gelişiydi. Algıladığın şeyden kuşku duyuyordun, yoksa başkalarının uydurduğu şeyden değil.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Mutlu ya da tasasızken, aynanın karşısında birisi olurdun. Üzgünken ise, birisi olmaktan çıkardın: Yüz çizgilerin silinirdi, alışkanlıktan "ben" dediğin şeyi tanırdın ama sana bir başkasının baktığını görürdün orada. Bakışların yüzünün içinden o havadan yapılmışçasına geçip giderdi. Karşındaki gözlerse dipsizdi.
Sayfa 28·Kitabı okudu