cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
İnsanların arasında, soluk alıp veren, daha da belirgin kıldığı koşuşturmaya aldırmayan bir yontuymuşçasına, çevreni öyle sessizce gözlemen ötekileri rahatsız ederdi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Adamın biri sana günün birinde "Seni seviyorum" dedi. Ben değildim o. Sen sağken aklımdan geçmiyordu ama bugün ben de aynı şeyi söyleyebilirim, her ne kadar benimki onunki gibi bir sevgi olmasa da. Sözlerim çok geç kaldı. Kararını değiştirmezlerdi büyük olasılıkla ama anımı değiştirebilirlerdi. Birini öldükten sonra sevmek arkadaşlık mıdır? Senin yalnızca bir fotoğrafını biliyorum. Doğum gününde ben çekmiştim. Bizim evdeydin. Annem pasta yapmıştı. Fotoğraf için aynı sahneyi birkaç kez yineleme diye makinemi önceden hazırlamıştım. Fotoğrafı sen mumları üflerken flaşsız çektim. Kare bulanık. Siyah beyaz. Üflerken yanakların çukurlaşmış, dudakların havayı dışarı vermek için büzüşmüş. Merkeze seni almışım, çevrendekiler görünmüyor. Üstünde kalın, yün bir kazak var. Yaşam mumları söndürmek için akciğerlerinden kaçıveriyor. Mutlu görünüyorsun.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Yaşıyor olsaydın arkadaş mıydık acaba? Ben öteki çocuklara daha çok bağlıydım. Ama farkında olmadan, zamanla koptum onlardan. Yeniden görüşmeye başlamamız için bir telefon yetebilirdi. Hiçbirimiz kavuşmanın yaratabileceği düş kırıklığını göze alamadık. Senin sessizliğinse bir söz sanatına dönüştü. Ama onlardan, hâlâ konuşabilmelerine karşın ses çıkmıyor. Kendimi onlara onca yakın hissetmiş olsam da aklıma gelmiyorlar. Ama eskiden uzak, soğuk, gizemli duran sen, şimdi yanı başımda ışıl ışıl parlıyorsun. İçime bir kuşku düştüğünde, sana danışıyorum. Verdiğin yanıtlar onların verebileceklerinden çok daha doyurucu geliyor bana. Nerede olursam olayım, hep yanımdasın. Yok olup giden onlar. Sense varlığını en çok hissettirensin.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Seni ilk gördüğümde odandaydın. On yedi yaşındaydın. Annenin evinde, birinci katta, erkek kardeşinle kız kardeşinin odalarının arasındaki odada kalıyordun. Sen içeride olduğunda bile kapın kilitli olurdu. Ne erkek kardeşin ne kız kardeşin anımsıyor içeri girdiklerini. Sana söyleyecekleri bir şey olduğunda kapının arkasından konuşurlardı. Temizlik yapmak için de içeri kimse girmezdi, o işi sen üstlenmiştin. Ben kapıyı çaldığımda neden açtın bilmiyorum. Kim o diye sormadın. Nereden bildin ben olduğumu? Yaklaşışımdan mı, döşemeyi çatırdatışımdan mı? Panjurların kapalıydı. Kırmızı bir ışık aydınlatıyordu odayı tatlı tatlı. King Crimson'ın "I Talk to the Wind"ini dinleyip sigara içiyordun. Odan gece kulüplerini getirmişti aklıma. Oysa öğleydi.
Sayfa 7·Kitabı okudu