Tversky çenesini ovuşturdu. "Hâlâ emin değilim. Ama bir tahmin yürütmem gerekirse bence temporal lob beynin nonlokal gerçeklere erişmesine izin veriyor."
"Nonlokal gerçekler mi?" diye sordu Forsythe. Bu terimi daha önce de duymuştu ama anlamını pek de bilmiyordu.
Tversky açıkladı. "Bildiğin gibi maddeyi oluşturan 12 kuark ve 12 leptondan bizim evrenimizde sadece birkaçı var. Geri kalanları ya yok ya da bir nanosaniye içinde yok oluyorlar. Ama birçok fizikçi bunları başka evrenlerde -paralel evrenlerde ya da nonlokal gerçeklerde- bizimkiyle aynı anda var olan bir evrende, bizimkilerle birlikte var olduğunu düşürüyorlar. Ancak bu paralel evrenlerde bizimkinde olan kuark ve leptonlar değil de başka leptonlar var."
"Çok ilginç," dedi Forsythe. Gerçi Tversky'nin ne dediğini tam olarak anlayabilmiş değildi. Kuantum mekaniğini fazla soyut bulduğu için pek ilgilenmemişti. Fizikçilerin bildiğimiz evrende var olmayan subatomik yapıtaşları bulduğunu biliyordu ama bunu önemsememişti. Sonuç olarak, gerçeklikte var olamayacak hipotetik yapıları incelemenin ne gibi bir faydası olabilirdi ki?
"Özünde," diye devam etti Tversky, "Sağ temporal lob bilinçli zihnimiz ve nonlokal gerçekler arasında etkileşimi sağlıyor. David Caine'nin yaşadığı halüsinasyonlar ve öngörüler bence onun sağ temporal lobunun zamanın var olamadığı, uzamsız bir nonlokal gerçekten bilgi edinmesini sağladı."
"Bu da imkânsız çünkü kuantum mekaniğine göre zaman ve uzam sürekli değil, bu nedenle de zamanın dışında varlar," dedi Forsythe, Einstein'in Görecelik Teorisi'ni bildiği kadarıyla anlatmaya çalışarak.