Etienne bu evde tanımıştı Suvarin'i. Voreux'nün makine ustalarından biriydi, yukarıda, kendi odasının yanındaki dayalı döşeli odada kalıyordu. Otuz yaşlarında, ince uzun, sarışın bir adamdı, kız gibi ince bir yüzü, gür saçları, küçük bir sakalı vardı. Beyaz ve sivri dişleri, incecik dudakları, sivri burnu, pembe yanaklarıyla kıza benziyordu, yumuşak ama inatçı bir havası vardı, sert bakışlı gri gözlerinde şimşekler çakıyordu sanki. Yoksul odasında bir sandık dolusu kitap ve kağıttan başka bir şey yoktu. Rus asıllıydı, kendisinden hiç söz etmez, hakkında uydurulan masallara ses çıkarmazdı.
Yabancılar karşısında pek kuşkulu olan kömür işçileri kadın eline benzeyen pamuk gibi ellerine bakıp başka bir sınıftan olduğunu anlamışş, ona hemen bir serüven yakıştırmış, birini öldürdüğü ve ceza yemek istemediği için yurdundan kaçtığı yargısına varmışlardı. Sonra kendilerine karşı kardeşçe davrandığını, büyüklük taslamadığını, eline geçen bütün parayı işçi çocuklarına dağıttığını görünce bu kez de siyasal göçmen sıfatını yapıştırıp öylece kabul etmişlerdi Suvarin'i. Bu belirsiz sıfatta hem bir özür, hem bir suç, hem de bir çile arkadaşlığı görüyorlardı.
Etienne ilk haftalar korkunç derecede içine kapanık bulmuştu onu. Nitekim, yaşam öyküsünü de çok sonra öğrenmişti. Suvarin, Tula ilinin soylu ailelerinden birinin en küçük oğluydu. Petersburg'ta hekimlik yaparken, o sıralar bütün Rus gençliğini saran sosyalist tutku ona da bulaşmış, halka karışmak, halkı yakından tanıyıp kardeşçe yardım edebilmek için bir el zanaatı öğrenmeye, makineci olmaya karar vermişti. İmparatora yöneltilen ve başarısızlığa uğrayan bir öldürme girişiminden sonra Rusya'dan kaçıp buraya gelmiş, işte bu işle yaşıyordu. Kaçmazdan önce, tam bir ay bir meyvecinin bodrumunda gizlenmiş, yolun altına bir tünel