Bazen her şey yolundaymış gibi görünür. Gün boyu gülersin, işe gidersin, konuşursun… ama içindeki o boşluk hiç susmaz. Sehee gibi sen de belki çevrene güçlü görünmeye alışıksındır; oysa içten içe kaygı, yorgunluk ve “neden böyle hissediyorum” sorusu hep seninledir.
Belki sen de bazen hiçbir şey yapmak istemiyorsun ama aynı anda “neden böyleyim?” diye kendine kızıyorsun.
Ya da tıpkı Sehee gibi, “Normal hissetmemek” haline bile alışmışsındır artık.
Ama bazen sadece bir tabak tteokbokki (ya da senin sevdiğin o küçük şey) kadar basit bir şey bile seni hayata döndürebilir. Çünkü umut, bazen küçücük bir anın içinde saklıdır.
Bu kitap gibi, senin de kendine dönüp bakmanı sağlayan anlar olacak.
Yavaş yavaş, kendine yüklenmeden…
Ve bir gün fark edeceksin: iyileşmek, hep içinde saklıydı.
Lisedeyken ruhunu besleyen dört yakın arkadaşınla sıkı sıkıya bağlısın. Birlikteyken dünya daha anlamlı, daha renkli. Ama bir gün hiçbir açıklama olmadan seni dışlayıp hayatlarından tamamen çıkarıyorlar. Ne bir neden söylüyorlar, ne bir açıklama yapıyorlar. Sadece sessizlik… Ve sen, yıllarca bunun nedenini merak edip duruyorsun. Kendini eksik, hatta “renksiz” hissediyorsun.
Tsukuru Tazaki de işte tam olarak bunu yaşıyor. Sessizce içine kapanıyor, yaşamaya devam ediyor ama içinde kapanmayan bir boşluk taşıyor.
Yıllar sonra, hayatına giren özel bir kadın onu geçmişiyle yüzleşmeye cesaretlendiriyor. O da yıllardır sormaya cesaret edemediği soruların peşine düşüyor. Bu bir nevi onun “hac yolculuğu” oluyor – ama kutsal bir mekâna değil, ruhunun karanlık ve cevapsız kalmış köşelerine yapılan bir yolculuk bu.
Ve bu yolculukta belki de şunu fark ediyor: Bazen en derin yaralar, seni sen yapan şeylerin ta kendisidir.
Yaşam karmaşık notalar bütünü gibi. 16’lık ölçü 32’lik ölçü, bir sürü garip simge ve anlamı belirsiz yazılarla dolu. Bunu doğru okuyabilmek bir hayli güç bir iş, doğru okunsa ve doğru bir şekilde seslere dönüştürülse bile, orada var olan insanların doğru şekliyle anlayıp, değerlendirebilecekleri kesin değil. Bu sonucun insanları mutlu etme garantisi yok. İnsanın hayatındaki meseleler neden bu kadar karmaşık olmak zorunda acaba?