Kitabı okurken oblomovu kendime aşırı yakın hissettim. Yazar öyle bir kitapla karşımıza çıkmış ki sanki 600 sayfa değil de 55 sayfa gibi. Oldukça akıcı ve bir sonraki bölümü merak içinde bırakan bir eser olmuş. Yıllardır klasik kitap okurum ancak bu kitabın fiziki görünüşü beni korkutmuştu. Önyargımı bir kenara bırakarak sayfaları çevirmeye başladığım bu kitapta yeni bir kavram karıştı hayatıma 'oblomovluk'. Bu kelimeyi neden bu kadar sevdiğimi ancak kitabı okuyarak anlayabilirsiniz. Karakterlerin duygularını karşı tarafa çok iyi hissettiren bu eser bazen hayatta hiç enerjiniz kalmadığında yaşadıklarınızı da hatırlatıyor sizlere. O zaman anlıyorsunuz duyguların da evrensel olduğunu.
Şebnemin hikayesini okuduğumda çevremde özellikle de okul hayatımda şebneme benzer birçok kişi olduğunu fark ettim. Her insanın davranışının altında duygu ve düşüncenin birbiriyle ilişkisi yatıyor. Davranışlar öylesine havadan inmiyor. Geçmişimizin birikimlerini yaşıyoruz. Hatamız da çabamız da düşüncelerimizin üzerine eklenen duygularımızın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kitabı okudukça hüzünle doluyor içim. Belki yaşadığımız bu zorlu günlerin etkisi de vardır ancak hayatın ne kadar basit olduğunu fark ediyorsunuz.