“SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
CAHİLLİK GÜÇTÜR”
“Partinin dünya görüşü onu hiç anlamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu (…) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.”
-Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni romanda en ince ayrıntısına kadar kurgulanmış. Distopik olduğu kadar gerçekçi de
Okuduğum en zor kitaplardan biriydi :( George Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabını çok severek okumuştum [Korkunç sonla biten Bir Peri Masalı :) ] Ordaki alegorizm ve işleniş beni yormamıştı ve verilmek istenen mesajları çaba göstermeden alabilmiştim ama bu kitabın işleniş şekli, kurgu ve detaylar beni yordu :( Uzak gelecekte tekrar okumam gerektiğini hissediyorum bu yüzden ama burdaki distopyadan etkilenmemek mümkün değil, yani sarsıcı bir kitap. Hele ki içinde bulunduğumuz toplum sağ olsun çokça bağdaştırmalar yapabildim :) İnsanları her yerden izleyen tele-ekranlar, tanrılaştırılmış bi lider olan Büyük Birader, özel hayatın olmaması, düşünce bilincinin daraltılması çabası, asparagas haberle göz boyamak, yöneticinin yanında olanların kayırılmaları….
Bu kitapta “kaleydoskop” kavramı ile tanıştım. Bunu çok güzel açıklamışlar, bu noktada ufkumu açtı. En alt tabakada olan “proleter” kişilerin ise aslında yaşam kaygıları olmadıkları ve görüşlerinin değersiz kabul edildikleri için en özgür kimseler olmaları beni çok düşündürttü :)
Herhangi bir ideoloji pratikte hak ve özgürlükleri engelleyen baskıcı bir hale dönüşürse halkı öyle bir duruma sokar ki halk zihninin kontrol edildiğini düşünce özgürlüğünü kaybettiğinin farkına varmaz bile…