Baskılanan dürtü taşar ve oluşan sel duygulardır, ihtiras selidir ve bu sel deliliğe dahi dönüşür; akıntının gücüne, setin yüksekliğine bağlıdır. Önüne set çekilmeyen akıntı, belirlenmiş kanallardan geçerek sakin ve keyifli bir varoluşa akar.
Buydu. Bu kadardı bir şehrin saadeti. Hem sıkıyordu hem de garip bir huzur veriyordu insana. Tuhaftı Diyarbakır. Alıngandı. Sevmeye gelmiyordu. Güzel ve kötü sözlere aynı alınganlıkla cevap veriyordu.
Öyleydi, günün birinde bizden bir başkası gibi bahsederdi en yakınımızdakiler. Arkadaşlıklar, dostluklar, aşklar geride kalırdı. Bizimle ilgili tüm sıfatlar değişmiş, tüm yüklemler yerini terk etmiş, adımızın önündeki veya arkasındaki her şey bambaşka bir diyara göç etmiş olurdu sonunda. Bir zamanlar hayatımızın tamamını kaplayan insanların hikayelerinden, bizi tanımlayan ifadelerinden günün birinde uzak kalıyorduk ve en acısı da buydu. Çünkü ayrılık, sadece bir insandan değil, artık içinde olmadığımız bir hikayeden de mahrum kalmak demekti.