Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
"Bilmem" diye güldü genç, "sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki, bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini, taşı bile eritmeye yeterdi aşkım."