Yalnızca tek bir şey istiyoruz: Günümüz toplu munda bu iki duygunun özgür gelişimini engelleyen her şeyi, düşünce tarzını bozan her şeyi ortadan kaldırmak. Devleti, Kilise'yi, sömürüyü; yargıcı, papazı, yöneticiyi, sömürücüyü ortadan kaldırmak.
Farklı yerlere çekilip yorumlanabilecek bir pasaj. Öncelikle Kant'ın ödev ahlaklı gibi bir ahlak sistemi değilse önerme pek tabii gayet doğru, söylenenler şeyler arasında bir doğru orantı var, bilincimizin gelişmiş olması farklı farklı durumları çok daha iyi algılayıp tahlil etmemize ve gene algı düzeyimizin eşit orantıda bir tepki vermesine sebep olur ama değinmek istediğim asıl nokta burası değil, hayal gücümüzün ve beraberinde bilincimizin fazla gelişmiş olmasından mütevellit bir çifte standarta sahip olmamız.
Öldürdüğünüz sinek ile köpek arasında bir fark yoktur esasında, ikisi de doğada hayatına devam etmek için çırpınan iki canlıdır, birini öldürmeyi meşru kılarken diğerini öldürmeyi yasaklamamıza sebebiyet verecek bir farklılık da yoktur. Bizim birinin ölümünü normal karşılarken diğerinin ölümüne milyon katı daha fazla tepki vermemizin sebebi yukarda şerh düşülen bilinçsel gelişmişliktir
İnsan olarak, bilinçsel olarak daha gelişmiş canlıları kendimize daha yakın hissediyoruz, ve onlara karşı daha iyi empati kuruyoruz, hiçbirimiz bunun farkında olmamakla birlikte buna göre davranıyor buna göre tepki veriyoruz. Rahatımızı bozmasın diye hiç tereddüt etmeden iki elimizi şaplatıp bir sineği rahatça ve hiç vicdan azabı çekmeden öldürebiliyoruz ama gene rahatımızı bozan 2 3 sokak köpeğine karşı bir şey yapamıyoruz.
Evrimin getirdiği bu yanıltmacayı reddetmemiz mi gerekiyor, benimsememiz mi?
Cihan
@chnbrk
·
Hayal gücünüz ne kadar güçlüyse, acı çektirilen bir varlığın hissettiklerini o kadar iyi hayal edebilirsiniz ve ahlak duygunuz da daha yoğun, daha yüksek nitelikli olur.
Hayal gücünüz ne kadar güçlüyse, acı çektirilen bir varlığın hissettiklerini o kadar iyi hayal edebilirsiniz ve ahlak duygunuz da daha yoğun, daha yüksek nitelikli olur.