Yaşar Kemal’in ilk başta imzasını bile koymak istemediği ama sonradan devleşip başyapıt diyebileceğimiz ilk romanıdır.1951 yılında İstanbul’a gelmişti. İnce Memed daha ortada yok ama eskizi zihninde hazırdı. Boğazın buz tuttuğu İstanbul’un en sert kışlarından 1953 senesinde ellerinde eldiven başlamıştı yazmaya. Cumhuriyet gazetesinden aldığı avansla o soğuk kış günlerinde 3 ayda ilk romanını yazmıştı. Para kazanmak için yazdığını ismini koymak istemediğini söylemişti. 1957 yılında Nazım’ın da katkılarıyla Sovyet Birliği’nde ve Bulgaristan’da yayımlandı. Nazım’ın da öve öve bitiremediği İnce Memed sonunda Yaşar Kemal’in de gözüne girmiş. Diğer bölümlerini de yazmaya devam etmiştir. Ve sonunda 32 dile kolay yılın sonunda 4 seri şeklinde bizlerle.
Eserleri 40’tan fazla dile çevrilmiş dünya çapında bir yazardır. İnce Memed ile adaletsizliğe isyan etmiş duruşunu belli etmişti. Dünyayı bir kültür bahçesi olarak görüyor, her türlü ayrımcılığa isyan ediyordu. Ama gel gör ki Nobel bile siyasallaşmış. Yeteneksiz yazarlar, yetenekli yazarların önüne geçmiş. Popülizm kokan kitapların pazarlama stratejisinin içinde kalmışız. Bu kafadan çıkıp bizim ona ve eserlerine gereken özeni göstermemiz gerekmektedir.
‘’On sekiz yaşımdan beri ‘mecbur’ insanlar beni çok ilgilendirdi’’ diyen Yaşar Kemal mücadelesini İnce Memed’le veriyor. Akıcı bir kurguyla zalimi, adaletsizliği, ezileni, köy halkını anlatıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarının getirdiği karışıklık da bariz. Yörenin diline, geleneklerine, inançlarına, hurafelerine, efsanelerine, Çukurova topraklarına hakimiyeti fevkalade. Tüm Çukurova avucunun içindeymiş gibi tasvir ediyor. İnce Memedlere ve diğer eşkıyalara köylülerin zor şartlar altında da sahip çıkıp oluşturdukları birlik göz yaşartıcıydı. İnsanların sırtından geçinip bolluk
Depresif halde ise her şey donar ve karar vermek üstesinden gelinemeyecek bir işe dönüşür. Bir hastanın sözleriyle, "karar veremiyor değildim, ama sanki kararı vere- cek bir 'ben' yoktu artık."
Melankolik depresyonda "ben" zararlı ve zehirli bir nesne muamelesi görür ve bu nedenle "ben"in varlığı çok yoğun hissedilir. Manik-depresyonda ise "ben" silinip atılır.
Britanya'ya demokrasi elitler tarafından verilmedi. Demokratik haklar son birkaç yüzyıldır İngiltere ve Britanya'da devam eden siyasi süreçlerle yetkileri genişlemiş olan avam tabakası tarafından alındı.