Hayatın Uçurumlarıdır Yalnızlıklar
Gül yaprağı gibi düşer kimi kez
dal uykularının yüzüne gün ışığı
Kuş cıvıltıları sarar bütün dünyayı
ve bir sevinç dolar yüreğine apansız
Uzanıp bütün pencereleri açmak
merhaba demek ister güneşe
- merhaba yaşamak
- merhaba dünya
- merhaba ey sevda
Ne ki ömürsüzdür gül sevinci
parçalanmış bir gökyüzüdür yaşamak
Donup kalır dudaklarında bir hüzün
ve çiy tanelerine döner türküler
Türküler hüzne dönmüşse eğer
geriye ne kalmıştır zaten
- paramparçadır yaşamak
- paramparçadır dünya
- paramparçadır sevdalar
Paramparça da olsa sevdalar
yine de kalmış olabilir
küçücük bir mavilik gökyüzünde
bir sevda kırıntısı
avuç içi kadar bir umut
Yuvalarından düşmüş kuş yavrularını
alıp ısıtmak ister yüreğinin yangınında
ve yeniden boyamak
Bizim kuvvetli karekterimiz tabii milli karekterimizdir. Daima ve daima bu milli karekterimizi yükseltmek, muhafaza etmek lazımdır. Belki bu ifadeden milliyetperverlik çıkar. O çıkar. Ancak bunu diğer vatandaşlarımızın, yani bütün vatandaşlarımızın birbirine karşı kötü yorumlamasına mahal yoktur. Zira Türkiye halkı denildiği zaman biliyorsunuz ki kaderlerini birleştirmiş olan duygularıyla, dinen birbirine kalplerini bağlamış olan insanlardan oluşmaktadır.
Türkler aynı kaynaktan doğmuşlardır. Fakat bütün dünya yüzünde, dünyanın çeşitli kıtalarında vatan sahibi olmuşlardır. Bunun üzerine bu kadar geniş bir alanda çeşitli Türk parçalarını aynı düşünceyle bir noktada birleştirmek, idare etmek dahi uygulaması kabil olmayan bir nazariyedir. Böyle bir düşünceyi uygulamaya koymak isteyenler şimdiye kadar muvaffak olamamışlardır.