Cihangir

Puan vermedi
Hayatın bir anlam arayışı yoktur. Olmayan bir gereklilik peşinde koşmak, onu bulamamayı her an tatmak demektir. Zira şu da var ki; ''Umduğunu arayan, gerçeği bulamaz'' Kendi kuyruğunu kovalayan kedi misali, YAŞAMIN içinde yaşamı aramak misalidir bu. Siddartha'da o misal içinde olduğu gerçeği, dışında arayıp durmuş. Yukarıdaki sözler kitabın sözleri değil, bunlar benim sözlerim. ( Umduğunu arayan kısmı Krisnamurti'den ) Bu düşünceye ermiş biri olarak, Siddartha'nın beyhude dolanışını okudum yinede. Hakikatleri hakikat yapan o hakikati bilmeden en büyük hakikatler dahi yalandır. Lakin o hakikati bilince, yalanlar dahi hakikat oluverir. Öyle ki, bu bilgelikle dokunulan yalanlar hakikate dönüşürler. Ben bu dönüşümü göremedim, beyhude bir dolanışı gördüm. MIŞ gibi cümleler gördüm. Tabi bunlar benim gözümden görünendir. Elbette baktığın yer önemlidir. Başka gözlerle bakanlar başka şeyler görmüşlerdir. Ben kitapları ( bu tür, felsefi kitapları ) genelde bana bişey öğretsin diye okumuyorum. Öğretici kitaplarıda seviyorum işin aksi, o yüzden ağırlıklı olarak bilim kitaplarını tercih ediyorum. Felsefi kitaplar bana birşey öğretsin düşüncesinden çok, zihnimi trolleyip düşünsel devinime etki etsin diye okuyorum. Bu kitap bu anlamda kısır kaldı. Misal, Nietzsche Ağladığında isimli kitap zihnimi aşırı derecede trolledi ve düşünceler kafamın içinde birbirine çarpmaya başladı. İşte bu yönü ile bu kitap benim için biraz sıkıcıydı. Velhasılı kelam, hayatın bir anlamı olduğu iddaası içeren ve o anlam peşinde beyhude koşanların hakikatleri hakikat yapan bir hakikati biliyor olması gerekir. O sihirli deynekten mamül bir kalem ile kelam edilince dilersen yalanlar söyle ... Ama bu kitapta o hakikat bilgisiyle anlatılmış bir yazıt yok. Benim için sıradan ve tatsız bir kitap oldu. (
SiddarthaHermann Hesse · E Yayınları · 198947,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·404 syf.··
2025 27. kitabı
Bu kitabı okuduğumu bile unutmuştum. Çok zaman olmuş. Bana faydası olmuştu, içindeki bir depresyon testini yanıtlamıştım ve çokkk ağır depresyon içinde olduğum çıkmıştı. Ki öyleydi de. Hakkını vereyim, okurken bana daha iyi hissettirmişti. Özelikle şimdi tam hatırlayamadığım bir sayfası çok etkili olmuştu. Gerçeği, öznel yargılarımızla nasıl büktüğümüz mealinde bir kısımı okuyunca ''Evet ya, bende bunu yapıyorum demiştim'' ve farkına varmanın şifası ile çok iyi hissetmiştim. Fakat daha sonra kitap beni biraz sıkmıştı. Çünkü içinde neredeyse her durum için bir tablo önerisi var. Ve bu kadar çok tablo olmasıda bir stres yaratıyor :) Ama okuduktan çok zaman geçtiği için zihnim evrildiği için kitabın mantığını şu şekilde özetleyebilirim. Düşünün ki bir rüya gördünüz, O rüyayı gördüğünüz an ona inanırsınız. Ama o rüyayı gündüz gözü ile birine anlatırsanız çok saçma görünebilir. İşte kitap en özet çıkarımla bunu yapıyor. Yapmış olduğunuz eylemler ''öznel kalıplarınız'' sebebi ile gerçekçi görünebilir. Hadi o kalıpları kendinize yazarak anlatın ( tablo çizerek ) bakalım kendinize söyledikleriniz ne kadar inandırıcı ? İşte özet olarak yaptığı bu. Yani kendinizi, kendinize sorgulatıyor. Tabi bunu inanmış/söylemiş olduğunuz düşünceler ile yapmış oluduğunuz eylemleri yan yana koyarak yaptırıyor. Dediğin ile yaptığın tutuyor mu değerlendirmesi içinde, eylemleriniz ile düşünce kalıplarınızı kağıt üzerinde yaklaştırıp, inançlarınızı değiştiriyor. Çünkü eylemleri yapan sizsiniz ! Yani daha özetle, ayinesi işidir kişinin, lafa bakılmaz durumunu ustalıkla ama biraz uzatarak yapıyor. Şifa veren bir kitap ama bir süre sonra tekrara giren ve bence biraz fazla uzatılmış bir kitap. Daha kısa anlatılmlarla, okuyucunun zekasına güvenilerek, daha basite indirgense bence şimdi olduğundan
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 34. kitabı
Ah şu ''hakikat'' Raci hakiati arıyormuş ya, bende kandım Raci'ye takıldım peşine. Raci'nin her sözüne de inandım. Çünkü adam oturmuş, ''var mıyım? Yok muyum? diye soruyor kendine. Bunu bilmeyen için LAF gibi gelebilir. Ama bende bir dönem YOK olduğuma tüm hormonlarımın bana verdiği hissiyata dayanarak inandım. Ben var mıydım? Ben yok muydum? Dedim ki, tamam! Bu işi Aynalı Baba biliyor herhalde. Baksana Raci tam benlik. Aynı yolu geçmişiz. Sonunda Aynalı Baba'yı bulduk. Hakikate yaklaştık. Ama nerdeeee! Raci hayal alemine daldı, bir kahve içiyor, bir büyük rakı devirmiş gibi rüyalara dalıyor. Ulen; bu kitabın orjinalinde rakı yazıyorda, bunlar kahve diye mi meal diyor diye bile düşündüm. Ne zaman rüyaya dalsa Raci aradığını, sorduğunu unutuyor. Kaç rüyaya daldı ve döndü, hiççç hakikati sormadı. Ben mi salaktım da kaçırdım diye düşündüm ama o kadar uzun aradım ki hakikati, kaçıracağımı hiç sanmam. Ki, zaten ben ''hakikatleri hakikat yapan TEK hakikati buldum'' Vel hasılı kelam, kitabın yorumunu bitireyim, sonra kendi sözümü edeyim. Raci'nin rüyalarından hakikat umudumu kestim, ama gayet keyifle rüyaların tadını çıkardım. Harika bir hayal gücü ve çok eğlenceliydi. Hiç sıkılmadan okudum. Ama bu kitapta hakikat falan yok. Bir arayış var ama bir sunuş yok. Ama anlamlı ve ve düşünceye etki edici bazı anlatımlar var. Gelelim kendi gözümden hakikate. Az önce çaktırmadan hakikati söylediğim için tekrar edip söylemeyeceğim. Hakikat bu dünyanın içinde görülemez, bu kainatta görülemez. Çünkü ''hakikat aranılan bişey değil, kaçılan bişeydir.'' İşte bu kainat içinde o kaçış görülebilir. Ve o görünen ''AŞK'' dedikleri sihirli kelimedir. Ama ''AŞK'' denen kelimeninde anlamı bilinmez. Vel hasılı kelam, AŞK denen hakikat sanılan şey, hakikat değildir. Hakikatten kaçıştır AŞK.
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 24. kitabı
Ne ANLATMIYOR!!! bu kitap? Ben kitap yorumlarken genelde kitabın ne ANLATTIĞINI yorumlarım. Ne yazdığını, nasıl yazdığını değil, ne anlattığını ( ya da ne anlatamadığını ) yorumlamaya çalışırım. O nedenle yazım dili ile yazılan cümleler ile çok ilgilenmem. Erişilen manalar ile ilgilenirim. Bu kitabı ilginç şekilde karşımda buluyorum hep. Okuyuşumda öyle oldu. Yorumlarda ''hiçlik'' anlatılıyor diye yazınca merakımı yenemedim. Ertesi gün aldım ve hemen okudum. Sonra yorumlayım dedim ama elim gitmedi. Bu kitabı açık açık yorumlayasım yok. Çünkü bu kitap ''bana göre'' yazılanı ve yazılandan anlaşılanı anlatmıyor. Bu kitap başka bişeyi anlatıyor. Neyi anlattığını anlatmayacağım ama değişik bir şekilde yorumla(maya)cağım. Öncelikle kitaba derinlik veren ''hiçlik'' kavramına dair bir link ekleyeceğim. İlgi duyanlar lütfen buna baksınlar. ntv.com.tr/yasam/dunyanin-... Link'in kalbi olan ve kitapla bağıntısı olan kısmı alıntılayım. "Dünyanın en sessiz odası” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçen “Yankısız oda”nın sessizliğine en çok dayanabilen kişi odada sadece 45 dakika durabildi. Reel ve mutlak bir sessizlikte bir insanın durabileceği rekor dakikaya bakın. 45 dakika. Şimdi bu kitapta ki aylar süren ''hiçlik'' yalıtımın dehşetini bir düşünün. Ki, ben yaşamında bu hiçlikle yalıtımı yaşadım. Bu yalıtımı yaşamayan biri bu hiçliğe dair cümleleri bilemez. Ben ikinci türbülansa ( hiçliğe ) girdiğimde şu iki cümle ile içinden çıkmıştım. Hani insanlar tespih çekerler ya, ''insan var ya o sese bile şükreder, o sesler var ya, hiçliğin içine giren bir insan için inanılmaz anlamlı olurlar. Ve küpeler. O küçücük şeylerin şıkırtısı, sallanması, denize düşen yakomoz kadar anlamlı ve heyecanlıdır. Şu dünyada var olan her tıkırtı, sallatı, hareket öyledir. O yüzden yaşamının bir
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 22. kitabı
Bu kitabın adını burada bulacağımı ummazdım. Tesadüfen ismini hatırladım ve bir baktım ki Bin Kitap listesinde adı var. Kaç sene oldu okuyalı hatırlamıyorum. Neredeyse çocukken evde öylesine elime alıp sayfalarını çevirirken kendimi içinde buldum. Sanırım okuduğum ilk kitaplardan biri. Ben genelde kitapta yazanı pek anlatmam, çünkü zaten yaklaşık olarak arka kapakta bu vardır. Ben anlatılanı, anlatılamayanı vs yorumlamayı severim ama bu neticede bir roman. Aklımda kalanı yazayım, bu romana olan sevgimden sebep bir hürmet ile, Bir kazanın içindeki yün yapağında bulunan yetim bir çocuğun yaşam öyküsü kısaca. Daha küçük yaşta zekası ile adı duyulan bir çocuğun iddaasız yaşamı içinde ki iddaalı öyküsü diyebiliriz. Ben ağırlıklı bilim kitapları, düşünce kitapları okuduğum için çok az roman okuyorum. Arada romanımsı düşünce kitapları varsa işte onları okuyorum olsa olsa. Ama iddaasız bir kitabın küçük adımlarla iddaa ortaya koyması çok çekicidir. Nasıl söyleyim, öyle bir dinlence kitabı niyetine su gibi okunabilir.
Kazanuko JabağOsman Çelik · Timaş Yayınları · 199620 okunma