1848’de yayınlanmış olan bu roman 19.yy Viktoryan
döneminde bulunan kadının toplumdaki yerini anlatmaktadır. Roman “epistolary novel” dediğimiz mektuplardan bir araya getirilmiş bir eserdir. 19.yy toplumuna göre kadın namusunu koruması gereken ve bunu yapabilmek için iyi bir evlilik ve iyi bir eşe sahip olması gereken birisidir. Evliliğinde kocasına karşı yerine getirmesi gereken belli “ödevleri/görevleri” vardır: sevgi göstermek, sadık olmak, sorgulamadan eşinin istediğini yapmak, ev işlerini iyi bilmek gibi. Roman toplumda erkeklerin kadınlara karşı kendini üstün gördüğünü, onlara sadece bir eşyaymış gibi davrandığını da gözler önüne sunar; eleştirdiği bir çok konu dahilinde görücü usulü evlilikler de vardır: kadınların evleneceği kişiler ayarlanır ve genellikle kadından yaş olarak daha büyük, parası olan ve yaşça tecrübeli sevgiye dayalı olmayan bir evlilik kadına dayatılır fakat bunlara rağmen biz bu romanda geleneklere karşı tavır sergileyen Helen ve Gilbert adlı karakterini görüyoruz. Helen dediğim dedik, kurallara aykırı, mantıktan çok kalbine göre hareket eden bir kadın, toplum tarafından gelen bütün baskılara, hakkında ortaya atılmış iftiralara rağmen hayatını kendi ayakları üzerinde sürdürebileceğine inanan kimseye kulak asmayan güçlü bir kadın imajı. Gilbert 19.yy erkek toplumuna nazaran daha farklı birisidir, kadınları küçük görmez, bir kadını zorla kendisinin yapmaya çalışmaz/zorlamaz, kadının duygu ve düşüncelerine saygı gösterir, en önemlisi ise evlilikte konfor sağlaması gereken tek tarafın kadın değil bu enstitüde iki tarafın da emek vermesi gerektiği taraftarıdır. Diğer bir önemli karakter olan Arthur Huntingdon ise yakışıklılığı ve kurnazlığıyla Helen’i baştan çıkaran alkolik, kumar bağımlısı, başka kadınlar peşinde koşarak Helen’i hiçe sayan bir