Küçüklüğümden beri, gerçekten sık sık mutlu bir çocuk olduğumu söylerlerdi.Ancak kendimi sanki bir cehennemdeymiş gibi hisseder,bana mutlu olduğumu söyleyenler,benimle karşılaştırılamayacak kadar huzurlu görünürlerdi.
Evler,artık karanlık kuyulara benziyordu.Herkes kendi kuyusunun içinde yaşamaya alışmıştı.Işıktan,sesten korkar olmuşlardı.Herkes kendine bir zaman bulmuş ve o zamanın içine saklanmıştı.
Pek bilmezsiniz ama eski evler hüzünlüdür,yorgundur...Eski evler,hep bayram çocuklarının gelmesini bekleyen ihtiyarlar gibidir.Onların da bir ruhu vardır sanki.Beklerler...Hep beklerler.Biri gelsin,kapıları açsın,pencereleri açarak odaları havalandırsın,küflenmeye yüz tutmuş eşyaların tozunu alsın,mutfakta bırakılmış birkaç bulaşığı yıkasın, çatıda eski kiremitler gibi yorulmuş radyonun düğmesini çevirip tüm odaları geçmiş zamanların müzikleriyle doldursun...