6.5
IceBreaker ile 13’ü bağlamak birleşse bu tarz bir kitap ortaya çıkarmış.
Konu ve karakter benzerliği açısından iki kitabın birleşimi gibi olmuş. Kadın karakter daha soğuk dışarıdan kendine güvenen ama içten içe bir çok problemi olan ve bunlara aşmak için yüzeysel takılmaya çalışan bir kız. Erkek karakterimiz ise geçirdiği kazadan dolayı psikolojik anlamda bunu atlatamayan buza çıktığında bile korkan ve bunu atlatmaya çalışan yaralı bir karakter.
Olay açısından da pek çok şey 13’ü bağlamak kitabındaki olaylara benziyor.
Aslında çok güzel bir kitap ortaya çıkabilirmiş çünkü gerçekten konu itibari ile benzerlikler olsa bile bence bağımsız olarak düşünüldüğünde gayet güzel, ama yazar istenilen derinliği verememiş konudan konuya atlamış. Bazı şeylerde detaylar verilmemiş çok üstünkörü geçilmiş gibi bir hissiyat veriyor. Kitabın ilk başlarında kitaba bağlanmak kitabı sevmek biraz zor muhtemelen bunun çeviriden olduğunu düşünüyorum, kitaba bağlanmak gerçekten çok zor.
Yakınlaşma sahneleri o kadar donuk ki bazı noktalarda neden böyle oldu diye düşündüm ve sorun bende mi diye düşünürken beraber okuduğum arkadaşlarımın da aynı şeyi düşündüğünü görünce yalnız olmadığımı fark ettim.
Kelime hataları ya da ufak çeviri hatalarına takılmıyorum ama çok makale gibi çevrilmiş soğuk bize tam anlamıyla karakterlerin duygularını veremiyor ve bu gerçekten kötü çünkü kitabın bence olayı tamamen duygularla alakalı.
Yazarın eksikliğine gelince de karakterlerin bazı yaptığı şeylerin arkası yok yani o detaylar verilmemiş bir çok yerde geçiyor ama bununla ilgili detayları okuyamıyoruz. Mesela Rysh’ın en yakın arkadaşı Bennett, çocukluk arkadaşı olarak geçiyor ve buz üzerinde de her zaman beraber olduklarını söylüyor ama o kadar uzaklı ve mesafeliler ki. Neden bu şekiller tam anlamıyla
Kararsız kitabının yorumu ile geldim.Maalesef hayal kırıklığı oldu benim için.Konusu itibariyle severim gibi gelmişti ama o kadar eksik vardı ki kitapta.
Konusu,Rhys üniversite hokey oyuncusu.Maç esnasında ağır darbe alıyor .Bu olay onda travma oluşturuyor.Buza çıktığında bile panik atak geçiriyor.Böyle bir atağın ortasında Sadie ile karşılaşıyor.Sadie artistik buz pateni yapıyor.Alkolik bir baba ve onun bakımına muhtaç iki kardeşiyle hayatına devam etmeye çalışıyor.Bu ikilinin kesişen yollarını ve yaşadıklarını okuyoruz.
Spoiler!!!
Potansiyeli kesinlikle vardı.Ama yazar yazmak istediği duyguları bana veremedi.İlk eleştirim çeviri.Aslında çevirmenin daha önce başka kitaplarını okumuştum,onlarda sorun yoktu.Ama bu kitapta düşük cümleler,garip ifadeler vardı.Kirabın orjinalini bilmiyorum,yazar kaynaklı da olabilir emin olamadım ama böyle hikayenin akmasına engel olmuş bu anlatımlar.
Karakterleri sevemedim.Özellikle Sadie’yi. Kitabın adı karasız değil dengesiz olmalıymış.Yani Rhys ne yapsa rahatsız oldu.Çocuk kedi gibi peşindeydi,yine de ona kızacak bir şey buldu her seferinde.Rhys da yine hiçbir şey olmamış gibi peşine takıldı.Rhys karakteri de mükemmel yazılmaya çalışılmış,ama böyle bir karakter olmaz.İnsanın az duruşu olur yani.Tamam ortada acıklı bir hikaye olabilir ,bir noktaya kadar Sadie’yi de anlıyorum ama Sadie’de ne gördü de sevdi ben almadım.Bir de gerçekten mükemmel bir ailesi var.Ama bu olaydan sonra yaşadığı panik atakları neden ailesine anlatmadı orayı çözemedim.Ya da en yakın arkadaşından neden sakladı?Gereksiz bir dram yazılmıştı orada.Klişe yazmak istemeyen yazar efendi bir hokey oyuncusunu kaleme almış.Sadie ise tam tersi önüne gelenle yatıp kalkan bir kız.Ay bilmiyorum ya böyle karakterleri sevmiyorum ben.Benlik olmadığını bir kez daha görmüş
Spor romantizmi severlere yepyeni bir serinin ilk kitabı ile geldim Epey hızlı okunan bir kitaptı. Daha eğlenceli düşünmüştüm ama iki ana karakterimizin de travmaları vardı. Özellikle kadın karakterimiz Sadie, çok zorlayıcı bir karakterdi. Güçlü kadın imajı çiziyor, zor bir hayat yaşamış ve tek başına baktığı kardeşlerine çok düşkün ama asla kimseden yardım istemiyor. Bazen yardım almak sizi güçsüz kılmaz. Onun dışında cesaretini çok sevdim. Her zaman dürüst ve açık sözlüydü. Erkek karakterimiz Rhys, çok tatlıydı Sadie onu az sınamadı, zavallı çocuk kendi travmasıyla mı uğraşsın kızın peşinden mi koşsun Ama ne yaptı etti Sadie’yi yola getirdi Türü severler için değişik bir alternatif olabilir fakat yetişkin içeriğin çok fazla olduğunu belirteyim
.
Konusundan biraz bahsedeyim. Rhys, hokey takımının gelecek vaadeden yıldız oyuncusuydu fakat bir maçta aldığı darbe onda büyük bir travma yarattı. Artık buz pistinde panik atak geçirmeden kayamıyor. Sadie ise yetenekli bir artistik patinajcı ama sarhoş babası, borçları ve iki kardeşine bakabilmek için kaymak zorunda, antremanları kaçırması söz konusu bile değildir. Her fırsatta kimsenin olmadığı bir saatte pistte tek başına antrenman yaparken bir gün hiç beklemediği bir misafir bulur. Rhys buz pistinde yerde yatıyor ve panik atak geçiyordur. Bu duruma aşina olan Sadie ona yardım eder. Sadie gibi Rhys’ın da sahalara dönebilmesi için piste ihtiyacı vardır. Ve birlikte her gün pisti paylaşmaya karar verirler. Zamanla tabi ki bu durum ortadaki çekimi daha ileri bir boyuta taşırken anlaşmalı bir ilişkiye başlarlar. Fakat Sadie’nin kırmızı çizgisi olan kardeşleri ve onların velayetini alma çabası arada dengesini bozarken ilişkilerini de çıkmaza sürükler. Rhys’ın zorla ona yardım etme çabaları sayesinde ayakta kalsa da
#kararsız
-PEYTON CORINNE
“Hayatla başa çıkabiliriz ama aşkla asla…”
Spor romantizi son yıllarda en rövaşta olan türlerden biri bence. Benimde kafamı dağıtan, keyifle okuduğum türlerden.
Bu kitap The Undone serisinin ilk kitabı aynı zamanda spor temalı olmasının yanı sıra, travma, duygusal dram ağırlıklı diyebiliriz.
Hem buz hokeyi hemde artistik patinaj dünyasını ele alıyor. İki karakterde sporcu anlayacağınız. Ve onlarla güzel bir aşk öyküsüne adım atıyoruz. Alkol bağımlısı bir baba ve iki küçük kardeşle hayatını zor bir şekilde sürdürmeye çalışıyor artistik patinajcı Sadie. Hem okuyor, hem çalışıyor hemde ailesiyle evle ilgileniyor. Daha genç yaşta herşeyin yükümlülüğü maalesef üzerinde. Ama onun o herşeye yeten, güçlü duruşu da acayip taktir edilesi.
Rhys ciddi bir sakatlık geçirmiş bir süre takımdan uzak kalmış travmatik olarakda fazlasıyla etkilenmiş. Yeni yeni hayatını ve sporunu düzene sokmaya, buza dönmeye çalışıyor. Üniversitenin Buz hokeyi takımının kaptanı aynı zamanda, Sadie ile yolları da buz üzerinde Rhys’in panik atağı sırasında kesişiyor. Bu tesadüfi karşılaşma, aralarında derin bir bağın oluşmasına neden oluyor. Rhys’e iyi geliyor Sadie Her şekilde. Ama oluşan bağ en çabuk Rhys’i etkiliyor. Öyle ki Sadie ile nefes alıyor diyebiliriz. Fakat zamanla onun iyileştirici sevgisi Sadie’i de sarıyor. Birbirlerine iyi geliyorlar.
Hikaye ikili bakış açısıyla anlatılıyor. Klışe bir hikaye olsa da karakterlerin derinliği, iyileştirici yönleri, aile ve sevgi bağları oldukça güzel işlenmişti. Yani karakter odaklı bir hikayeydi daha çok. Türü seviyorsanız şans vermelisiniz.
Spor romantizm severler buraya ayyy öyle güzel bir okuma oldu ki karakterlerin güçlü duruşlarının arkasında ki verilen mücadele çok hoşuma gitti. Özellikle Sadie, hayata çok küçük yaşta tutunmaya çalışmasının yanısıra kardeşlerinin de sorumluğunu üstlenmesi ve onlar için her şeyi yapabileceğini gözler önüne sermesi bizi duygudan duyguya sürüklüyor.
Rhys Koteskiy, Waterfell üniversite hokey takımı kaptanı. Maç esnasında geçirmiş olduğu kazadan dolayı tedavi süresi ne uzun ne kısa sürmüştü ama sahaya dönmesi zaman almıştı. Bedeni tamamen iyileşmiş durumda olsada kalıcı olarak kırılan tek şey zihniydi. O ana dair hatırlayamadıkları ve geceleri dahi uykusunu etkileyen bu kazanın sonuçlarından kurtulmak için sadece denemek amaçlı paten kaymaya gittiğinde geçirdiği panik atak sonucu kendini kontrol edememiş ve onu o halde orada bulan Sadie olmuştur. Onun müzikleri sayesinde kafasını dağıtmış adeta bir terapi gibi olmuştur. Ve uzun zamandır hissetmediği duyguları onunla o dakika hissetmeye başlamıştır.
Sadie on iki yaşından itibaren ebeveyn görevini üstlenmiştir. Kardeşleri bir tarafa diğerleri bir taraftaydı. Ebeveynlerinin ikisi de hayattaydı ama annelerinin onları bırakıp gitmesi sonucu babası da kendisini bırakmış bir alkolik. Çocuklarına karşı bir sorumluluğu almayı geçin Sadie’nin kazancını da elinden almaya çalışıyor. Sadie artistik patinajcı ve zamanının çoğunu üç işi dengeleyerek, kardeşlerinin karnını doyurup programlarına uygumalarını sağlayarak ve geri kalan zamanını çalışarak geçirmekte. Kardeşleri de onun gibi buzun üzerin de olmayı seviyorlar. Her zaman güçlü ama inişli çıkışlı bu hayatında erkek arkadaşa ayıracak bir zamanı yoktu üstelik kardeşlerinin velayetini almak üzere olup kendi hayat çizgisini planlarken. Ama her zaman pratik yapmaya gittiği buz
Öncelikle şey demek istiyorum, "Ah Sadie!" bu kitabı her yönüyle nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama güçlü olacağım diye kendini yalnızlaştıran bir kızı okumak, tek kelime ile üzücüydü.
Sanırım gerçekten de ailesinin sevip, önemsemediği kızlar ya da insanlar diyelim bunun kızı erkeği yok, kendilerini asla değerli hissetmiyorlar.
Gelelim kitaba! Kızımızın bir ailesi varken yoklar. Anneleri küçükken gidiyor babaları ise alkolik. Geriye kalan iki kardeşine hem anne hem baba olmak ise Sadie'ye kalıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de istismarcı bir koçla uğraşmak zorunda. Öyle sevilmemiş bir karkater ki koçun kendisine yaptığı şeyleri sevdiği ve iyiliği için yaptığını düşünecek kadar mahrum bu duygudan.
Neyse ki hayatına onu kendisinden bile çok sevecek bir erkek giriyor, Rhys Koteskiy! Hokey takım kaptanımız geçirdiği bir kaza yüzünden panik atakla mücadele ederken Sadie sayesinde bundan kurtulabileceğini düşünür çünkü aylardır hissettiği tek duygu Sadie'ye hissettikleridir.
Travmalarla dolu iki karakterin birlikte iyileşme ve ayağa kalkmasını anlatan güzel bir sport romance ben kitabı genel olarak sevdim, ha basit bulduğum yerler de oldu ama büyük kısmı o hataları kapatıyor. Tavsiye ederim.
80 sayfa okudum ama asla ilerlemiyor. Karakterlerin duyguları vs gram geçmedi. Aralarında zorlama bi uyum var maalesef.Yarım bıraktım. Aldığım için biraz so sadd
Kararsız ~ Peyton Corinne
.
Derinlerde bir yerde bazı yaraları olan ama bunu umursamazlıkları ya da farklı duygularıyla bastıran karakterleri okumayı çok seviyorum. Kararsız’da da iki yaralı karakterimiz vardı. İkisinin yolu bir buz pistinde kesişmişti.
Birisi hokey takımının kaptanı ve geleceğin yıldızı olan Rhys’tı. Bir darbe almış ve beyin sarsıntısı geçirmişti. İyileşme sürecinin ardından piste dönmeye çalışıyordu ama panik atakları olunca bu hiç kolay değildi. Pistte alıştırma yapıp kendini toparlamaya çalışırken o kızla tanıştı. Pistini paylaştığı Sadie Brown.
Genç yaşında kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenen, bir yandan da paten antrenmanlarında başarıya ulaşmaya çalışan biriydi. Bir abladan çok anne gibiydi ve bu sorumluluk onun için birçok şeye karşı engeldi.
Bu ikiliyi okumaktan aşırı keyif aldım! Parlak çocuk hitabıyla Sadie farkında olmadan karşısındaki çocuğa hayata döndürdü resmen. Müzik zevkleriyle, beraber paylaştıkları pistle ve bir ileri iki geri adımlarıyla gerçekten kararsız bir çiftti. Okurken Sadie beni biraz kızdırmış olsa da yaşadıkları ve güvensizliğiyle bir noktada anlayabileceğim bir pozisyondaydı. Ama daha net bir karakter de bekledim bir yandan Kardeşleri Oliver ve Liam’ı da okumaktan aşırı keyif aldım. Onlara olan bağlılığı mükemmeldi. Yaşadıkları kalbimi kırsa da Sadie gibi bir ablaya sahip olmak harikaydı.
Arkadaşları Ro, Freddy ve Bennet aşırı keyifliydi. Özellikle serinin ikinci kitabının Ro ve Freddy çiftine ait oluşunu öğrenmek beni aşırı heyecanlandırdı. Hemen kavuşabilir miyiiiz?
“Ve hiçbir şey, senin ya da hayatının hiçbir karanlık parçası bunu değiştiremeyecek. Oliver’a da söylediğim gibi, beni artık istemiyorsan bu benim başa çıkmam gereken bir şey. Ama seni istemediğim bir gün asla olmayacak.”
Sadie’nin hayattaki tek hedefi kardeşlerini bir arada tutabilmekti.
Henüz çocukken annesi gitmiş, babası ise alkol batağına saplanmıştı. Sadie, bir abla değil; bir anneydi. Üç işi birden yürütüyor, paten antrenmanlarına gidiyor, kardeşlerinin velayetini almak için mücadele ediyordu. Hayatında aşka yer yoktu. Tüm planı, bir gün daha ayakta kalmaktı.
Rhys ise buzun üzerinde doğmuştu. Üniversite hokey takımının kaptanı ve yıldızıydı. Ta ki o darbe alıncaya kadar… Beyin sarsıntısıyla hem oyunu hem güvenini hem de huzurunu kaybetmişti. İyileştiğini düşünse de, panik ataklar onu buzdan koparıyordu.
Ve bir gün, sessiz pistte yolları kesişti.
Rhys’in sarsılmış ruhuna Sadie’nin müziği dokundu.
Sadie’nin yalnızlığına Rhys’in kalbi…
İkisi de yaralıydı, birbirlerine ihtiyaçları olduğunu bilmeden iyileşmeye başladılar.
Aşka hazır değillerdi belki ama hayatın ortasında, kırık parçalarının arasında birbirlerini buldular.
⸻
Bu kitapta sizi neler bekliyor?
Travmalar ve iyileşme süreci
Buz hokeyi ve paten dünyası
Kardeşlerine kol kanat geren güçlü kadın karakter
Müzikle örülü bağlar
Yavaş yavaş gelişen içten bir romantizm
⸻
Yorum:
“Kararsız” tam anlamıyla kalp kıran ama aynı zamanda umutla saran bir hikâye. Rhys ve Sadie’nin bireysel acılarını okurken her satırda empati kurdum. Özellikle Rhys’in duygusal dönüşümü ve Sadie’nin kardeşlerine olan sevgisi beni çok etkiledi. Karakterler çok gerçekti, yan karakterler de harikaydı.
Spor-romantizm sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken, sıcacık ve iç burkan bir okuma. Peyton Corinne
Bu aralar canım sadece hızlıca biten ve beni yormayan kitaplar okumak istiyor. Betimlemelerle dolu ve derince düşünmeler sağlayan kitaplar bu ara pek de benim tarzım değil. Aranan kan bu kitapla bulunmuştur. Asla beni yormadı. Gereksiz betimlemeler yoktu. Yeterince kaos vardı. Sizin anlayacağınız tam da ruh halim uygun bir kitap buldum. Beyin sarsıntısından sonra hokey takımının yıldız oyuncusu ve kaptanı Rhys sağlık durumu olarak iyileşmesine rağmen hala pistte panik ataklar geçiriyordu. Bu durumu tek başına atlatmaya çalışırken antrenman yapmak için gittiği pistte sabahın bu saatinde yalnız olmadığını gördü. Sadie kendini bile bakamayan babası, onu terk edip giden annesi, bir sürü borç ve iki erkek kardeşle yaşamaya çalışıyordu. Sabahın bu erken saatinde pistte olmasının tek sebebi onun sakinleştiriyor olması ve antrenman yapması gerektiğiydi. Kesişen ikilimizin yolları onları nereye götürecek dersiniz? Aralarındaki oluşmaya başlayan bağ baştan sona çok güzeldi.
Ben aşk ve ilişki başlamadan arkadaş olmayı başaran çiftleri okumayı çok seviyorum.Sadie bir ara beni delirtti! Tamam en çok sen dertlisin. En çok sen kimseyi karışık hayatına almak istemiyorsun. Adam sana geliyor ilgisini gösteriyor. Yok ben düzenli ilişki yaşayamayacak kadar karışığım. Lakin sana da çekiliyorum. Pardon bacım bu perhiz bu ne lahana turşusu derler adama! Yani bir ara bu durum sıkmadı diyemem. Lakin o kadar minnoş bir erkek karakter vardı ki kitabın sonuna kadar onun dışında pek bir şey göremedim. Sadie anlıyordum ama bir yerden sonra bu düşüncenin acınası olduğunu fark etmesini bekledim. Aralarındaki çekim, uyum ve tutku kitabın dışına kadar taşımıştı. Kızımızın koçuna da acayip sinir oldum. Gerçi evladımın etrafındaki çoğu kişi darbeliydi. Ro karakteri tam bir dosttu. Kızların arasındaki