"Beş yaşımda bir yıldıza uçardım, on iki yaşımda ise gidip tapınağın kapılarını çalıyordum."
Bir çocuğun elinden alınan bütün şeylerin özeti var bu cümlede.
"Işıltılı bir hayat yaşamıştı, o halde ölümü de öyle olmalıydı, binlerce kişiyi o uyuşmuş hayranlıklarından sarsarak uyandırmalıydı. Burada acılar içinde mahvolup gittiğini, yalnızlığın ve gözden düşmüş olmanın onu boğduğunu, kavuşamadığı iktidar hırsından yandığını Paris'te kimse sezmemeliydi, ölüm komedisiyle herkesi kandırmak istiyordu."
..."Uçuruma dans ederek düşmek istiyordu."
Madame de Prie... O'nun öyküsüne konuk olmak benim için farklı bir deneyim oldu. Kitap yorumları konusunda yetersiz biri olduğumu öncesinde de dile getirmiştim. Bunun sebeplerinden birininde duygusal yaklaşımımdan kaynaklandığını hissediyorum. O yüzden bu yazıyı bir inceleme yazısı olarak kabul etmiyorum. Yalnızca hissettiklerimi yazdığım bir yazı olarak kabul ediyorum. Belki Madame de Prie okurken sizleri kızdıran biri oldu, belki de duygulandıran. Madame de Prie'de gördüğüm duygular aslında hepimizde bulunan duygulardı. Hepimiz onun tutunduğu duygulara sahiptik. Ya onların pençesinde yaşıyorduk ya da onları kovuyorduk ama bir şekilde o duygular bizimdi, hepimizin.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma