Bizi Ağrı Dağı'nın bağrında hissiz, camid bir kaya olarak değil de, kainatı emrine amade kıldığı şerefli makamla, yani eşref-i mahlukat olarak halk ettiği için Celal ve Cemal sahibi Allah'a ne kadar şükretsem azdır; lakin dervişane bir sine muhasebesi yaptığımda bu şükrü hakkıyla ifa edemediğimi, en çok da ruhumun o derin yoldaş eksikliğinden, yani asil bir refika hasretinden ötürü bir yanımın hep noksan kaldığını derinden müşahede ediyorum.
Ne acıdır ki, asrın zihni hastalıklarına reçete sunması gereken bugünün kelamcıları ve fakihleri, güncel meselelerin ruh yakıcı dertlerine derman olamıyor; oysa bugün fukahanın ve kelam erbabının en evvel kafa yorması, fıkhını inşa etmesi ve risklerini ortaya koyması gereken en mühim mevzu, sosyal medyadan tanışma fıkhı ve bu dijital dehlizlerin barındırdığı manevi tehlikelerdir. Ekranların arkasına gizlenen sahte kimlikler ve asri şaklabanlıklar, insan fıtratındaki tanışma yani tearüf şuurunu zedelemekte, kalpleri bencil mükemmellik illüzyonuna mahküm ederek zayi etmektedir. Bizleri bu hususta hizaya çeken Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileridir ; onlar marufu emreder, münkerden nehyederler fermanıyla meşruiyetin hududunu çizerken; Fahr-i Kâinat Efendimiz de Ruhlar ordular gibidir; tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrışır buyurarak yakınlığın fıtri ve kalbi bir şuur ittifakına bağlı olduğunu ihtar eder.
Sanal alemde tanışmanın hükmü, ateşle oynamak gibidir. Eğer niyet halis tutulur, dijital halvet dehlizlerine düşmeden ciddiyet korunur, yalandan tecrit olunur ve mesele süratle ebeveynlerin hakemliğine taşınırsa, bu tanışma mukaddes bir yuvanın meşru vesilesi olabilir. Aksi takdirde, asrın bencil ve mükemmelliyetçi girdaplarında kalbin parçalanmasına, iffetin zedelenmesine ve geri dönüşü olmayan