Orhan Kemal-Kırmızı Saçlı Kadın
Kırmızı Saçlı Kadın ismi, genç bir çocuk olan Cem'in üniversiteye hazırlık dershanesine kayıt olmak için yeterli paraları olmadığı için, 16 yaşında Kuyucu Mahmut Usta'nın çırağı olarak Öngören kasabasında tanıştığı kadının kızıl saçlarından geliyor. Cem ilk görüşte ona aşık olduğunu düşünüyor ve hikaye bunun üzerinden şekilleniyor. Buna aşk mı derler yoksa takıntı mı emin değilim ama hikayeden anladığım şey neyi düşlersek neyin üzerine yoğunlaşırsak o bizi gelip buluyor. Hikayede de Cem ve Eşi yıllarca Kral Oidipus ile Doğu destanı, Şehnâme'den Rüstem ile Sührab hikayesi üzerine düşünüyor, araştırıyor, bunlar hakkındaki dünyadaki bütün müzeleri geziyor ve çağırdıkları şey en sonunda bir kaza ile olsa da onları buluyor. Ucu açık bir hikaye olduğu için ben böyle yorumladım, çok farklı anlamlarda çıkabilir.
Hikaye 80li yıllarda geçiyor, bu yüzden o zamanın politik dengesini hikayede görebiliyoruz, babasının solcu olduğu için tutuklanması, Kırmızı Saçlı Kadın'ın dahil olduğu sosyalist tiyatro ekibi gibi pek çok yerde siyasi olaylardan bahsediliyor, zamanın siyasetini görüyor, tanımış oluyoruz. Hikayenin sonuna kadar bazı yerler açık uçlu bırakılıyor yine, sonlarda her şey açığa çıkıyor, bir tık yeşilçam hikayeleri gibi aydınlanıyor. Hiç beklemeyen tanışıklıklar çıkıyor ortaya.
Sevdim mi derseniz evet sevdim, kitabın dili kendini okutuyor, zaten her şey Cem'in anlatımı, onun hayal dünyasını tanıyoruz. Önerir miyim, evet öneririm.