Çiğdem Okur

Çiğdem Okur
@cidem_kr
Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin
Puan vermedi
Reşat Nuri Güntekin-Yaprak Dökümü Hepimiz Yaprak Dökümü dizisinden en az bir bölüm izlemişizdir, olanlar benziyor fakat çok farklı detaylara sahipmiş mesela Oğuz diye dizide karşımıza getirilen kişi kitapta aslında Suriyeli bir tüccar. Neysee, Yaprak Dökümü ismi ailedeki çocukların aileden tek tek yaprak gibi kopup gitmesine dayanıyor, Fikret'in tüm evden bıkıp ilk önüne çıkan kendinin iki katı yaşına sahip olan bir adamla evlenmesi, Şevket'in hırsızlık yapıp hapise girmesi, Necla'nın kardeşi Leyla'nın nişanlısını baştan çıkartıp onun yerine Suriye'ye gitmesi, Leyla'nın bir avukatın metresi olması... En sonunda Dolap sokağındaki o eski evin içinde felçli Ali Rıza Bey, Hayriye Hanım ve en küçük kızları Ayşe kalır. Romanın asıl amacı değişen toplumsal hayata ayak uydurmaya çalışırken nasıl bir uçuruma doğru yuvarlandıklarını anlamayan ailenin kuşak çatışmasını, manevi değerlerin nasıl kaybettiklerini anlatmak. Okurken çok zevk aldım, hepinize tavsiye ederim <3
Edebiyat
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İdrislierin Evi
Puan vermedi
İdrisilerin Evi. Yazarımız İran edebiyatının en büyük temsilcilerinden Gazale Alizade. Bize devrimin kucağında, misafirhane olacağından habersiz bir ev olan İdrisîlerin o muhteşem görkemli, saray gibi yemeklerin piştiği, birbirinden değerli kumaşların bulunduğu o evin içindekileri anlatıyor. Kimin evi, kimin yuvası, kimin korunağı, kimin hapishanesi ona okur karar verecek. Olan her şeyden sonra 20 odalı bir konakta 4 kişi kalan İdrisi Hanım, Vehhab, Lega ve Yaver. Ansızın yıllardır herkesin kendi içinde hapsolduğu o eve tanımadıkları insanlar geliyor, Ateşçiler (kitapta anlatıldığı kadarıyla devrimciler) kendilerinden olanlara yatacak bir yer vermek adına İdrisi Konağını paylaşıyorlar. Lega Hanım önceleri erkek kokusundan, görüntüsünden hatta sesinden bile tiksinirken, gördüğünde krizler geçirip düşüp bayılırken eve Kahraman ön adı verilen insanların gelmesiyle hayatı çok değişiyor. Bir zamanlar kendine ait özel kullandığı tabağı, bardağı varken kendini aniden diğer Kahramanlarla beraber ekmeği çaya banıp yerken buluyor. Vehhab zaten ayrı bir dünya, annesi ve babası vefat etmiş, Lega halası ve ananesi olan İdrisi Hanım'la yalnız kalmış. Rahila'nın özlemini sürdürüyor, ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala Rahila'nın odasına girip kıyafetlerinin tozunu alıyor, parfümlerini kokluyor. Yaveri, evin hizmetlisi gibi bir şey anlatıldığınca. Yıllarca İdrisiler için çalışmış, onlarla yaşlanmış. Son olarakta İdrisi Hanım, gençliğini Kubad'ın hayaliyle susturmuş, dağların yollarını gözlemiş. İçinde hep keşke Kubat'la gitseydim cümleleri olmuş. İdrisilerin Evi, kimine zindan olmuş kimine özgürlük. Olaylar çok karışık olduğu için karakter özetlemesi yapmak istedim. Bir devrim yapılmak isteniyor ve biz bu devrimin insanlarının ''Kahramanlarının'' geçici olarak
1000Kitap
İdrisîlerin EviGazale Alizade · Ketebe Yayınevi · 202299 okunma
Yaprak Fırtınası - Gabriel Garcia Marquez
Puan vermedi
Yaprak Fırtınası - Gabrial Garcia Marquez “Şu kısacık yaşamda dirilere yaranmaya değer mi?” Yaprak Fırtınası, büyük bir muz şirketinin sömürüsünden sonra yıkıntıya dönen, fırtınadan sağ çıkmayı başaramayan Macondo kasabasında geçen bir hikaye. Tüm kasaba halkının nefretini kazanmış, gömülme hakkının bile çok görüldüğü eski bir doktorun tabutunun başında bekliyoruz tüm kitap boyunca. Verdiği sözü tutup doktoru gömmeye çalışan yaşlı bir albay, onun kızı ve torunu olmak üzere üç ayrı bakış açısından, geçmişe gidiş dönüşlerle anlatılan bir hikaye okuruz. Tüm kitap boyunca, doktor ve kasabanın rahibi Köpoğlu arasında bir benzetme yaparak, aralarındaki ilişki ve doktorun esrarlı varoluşu üzerinden bir merak duygusu yaratır Marquez. Sonunda tüm soruların cevabını bulma umuduyla kitabı içerek okuruz. Ama yazar bizi başında beklettiği tabutun çivilerini çakar, tüm o gizemin üstünü örtüp bizi cevapsız sorularla baş başa bırakır. Kuşku yok, Marquez bu hikayeyi ustaca, yalın ve sarsıcı biçimde kaleme almıştır. Ama çok beklenen hakikate dair sadece sezdirmelerle sınırlı kalması, kitabı bitiren kişide bir yarım kalmışlık hissi uyandırır. Kitap genel olarak boğucu bir havaya sahip, konu bazen sıkıyor, anlatım çok güzel ama bazı yerler eksik kalıyor. Büyülü gerçeklik akımı etkisi mi deriz, yoksa yazarın tarzı mı böyle deriz bilemiyorum. Bunun yanında, betimlemeler ve anlatım tarzı kitabı okunmaya değer bulduruyor, ufku açıyor. 124 sayfalık kısa bir kitap, bir oturuşta okunabilir. Ben art arda Gabrial Garcia okuduğum için biraz sıkıldım sanırım. Beni romanlarda olayların sık ve şiddetli olduğu romanlar çekiyor:) Önerilir.
Alıntı
Yaprak FırtınasıGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20244,460 okunma
Kırmızı Pazartesi
Puan vermedi
Kırmızı Pazartesi- Gabriel Garcia Marquez Kırmızı Pazartesi, ilk sayfasından beri zaten öldürüleceği belirli bir adamın hikayesini anlatıyor. Diğer cinayet kitaplarından farklı olan noktası, okudukça kimin öldürdüğü değil nasıl öldürdüğü kısmını anlatması. Yazar Gabriel Garcia Marquez bu hikayeyi yıllar önce yaşadığı kasabada meydana gelen bir cinayetten ilhamlanarak yazmış. Kitap bir görgü tanığının ağzından anlatılıyor ve çok kısa, 107 sayfa. Kitap Angela Vicario ve Bayardo San Roman isminde iki kişinin düğünüyle başlıyor, Bayardo varlıklı biri olduğu için düğünleri tıpkı şölen gibi yapılıyor fakat evlilikleri yalnızca 6 saat sürüyor, düğün gecesi Bayardo San Roman eşinin bakire olmadığını gördüğünde onu evine geri götürüyor. Angela Vicario'nun bunu ona kimin yaptıklarını sorduklarında tek söylediği şey 'Santiago Nasar' oluyor ve olay hakkında başka hiçbir şey söylemiyor. Sonrasında hikaye bir ''namus davasına'' çevriliyor, Angela'nın ikiz kardeş olan abileri namusu temizlemek için Santiago Nasar'ı öldürmeye karar veriyorlar. Bu öldürme faslı tüm kasaba tarafından önceden bilinen bir şey çünkü kardeşler gittikleri her yerde Santiago Nasar'ı öldüreceklerini söylüyor ve herkes bu olayın gerçekleşeceği bilincinde oluyor ama kimse Santiago Nasar'ı uyarmıyor. Herkes bunun bir namus davası olduğunu da biliyor ve sadece bir isim verilmesi ile (çünkü hiç kimse Santiago Nasar ile Angela Vicario'yu asla bir arada görmedi ve hiç bir yakınlıkları olmadığınından eminler) bir adamın öldürülmesine razı oluyor. Kırmızı Pazartesi, tıpkı Can Yayınları'nın kitabın arka sözünde belirttiği gibi; ''Yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin portesini de çiziyor.'' Çok zevk alarak okuduğum bir kitap oldu, kesinlikle ölümsüz bir kitap, okumanızı
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Pal sokağı çocukları
Puan vermedi
Pal Sokağı Çocukları-Ferenc Molnar ''Şu hayat denen şey ne biçim şeydi? Kimi zaman sevinçleri veren, kimi zaman içimizi acılarla dolduran, kölesi olduğumuz şu hayat neyin nesiydi böyle?'' Öncelikle okuduğum en samimi, en içten kitaptı sanırım. Çocukluğun masumiyetini ve neşesini öyle güzel anlatıp hatırlatıyor ki kendi çocukluğumuza gidiyoruz :( Boş bir arsayı yurt bilen ve korumak için her şeyi yapan bir avuç çocuk ve arsayı kendilerine almak isteyen Kırmızı Gömlekliler... Bu iki grup arasındaki savaşı anlatıyor yazarımız. Çocuklar davalarını öyle ciddi görüyorlar ki her birinin asker gibi rütbeleri, bayrakları, anayasa gibi kayıt defterleri ve okurken hayran olacağınız türlü türlü savaş taktikleri var. Bu savaş anlatılırken kendimi 2.dünya savaşını anlatan bir kitap okuyor gibi hissettim. Boka onların generalleri, Nemeçek erleri ve diğerleri subaylar; herkesin görevleri var, tüm çocuklar görevlerini yapmak zorunda, yapmayanın da cezası var, eh tabi bu durumda aralarında hain olması da muhtemel. Boka'nın bir çocuk olmasına rağmen düşünce şekli, Nemeçek'in cesur yüreği sizi öyle hayran bırakıyor ki. Onca şeyin arasında çocukların düşmanlarına karşı merhametli olması, saygıdan ödün vermemeleri adeta bizi ideal bir dünyaya götürüyor. Boka'nın aslında diğerlerinden farksız küçük bir çocuk olması onun muhteşem liderliği, adaleti ve istikrarına engel değil. Tüm bunlar sizi eninde sonunda kendinizde Boka'dan bir parça bulmanıza itiyor Şahsen okurken en çok hayran olduğum kişi Boka'ydı, o kadar yerli yerinde konuşan bir tipleme oluşturulmuş ki hayran bırakmanın yanında hayrete düşürüyor. Nemeçek'te aynı şekilde, en küçükleri, en kırılganı olmasına rağmen koskocaman bir yüreği var. Son sayfalarda ne yazık ki talihsiz şeyler oluyor, okuru çok üzüyor hatta bitiminde bir
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma