İdrisilerin Evi. Yazarımız İran edebiyatının en büyük temsilcilerinden Gazale Alizade. Bize devrimin kucağında, misafirhane olacağından habersiz bir ev olan İdrisîlerin o muhteşem görkemli, saray gibi yemeklerin piştiği, birbirinden değerli kumaşların bulunduğu o evin içindekileri anlatıyor. Kimin evi, kimin yuvası, kimin korunağı, kimin hapishanesi ona okur karar verecek.
Olan her şeyden sonra 20 odalı bir konakta 4 kişi kalan İdrisi Hanım, Vehhab, Lega ve Yaver.
Ansızın yıllardır herkesin kendi içinde hapsolduğu o eve tanımadıkları insanlar geliyor, Ateşçiler (kitapta anlatıldığı kadarıyla devrimciler) kendilerinden olanlara yatacak bir yer vermek adına İdrisi Konağını paylaşıyorlar.
Lega Hanım önceleri erkek kokusundan, görüntüsünden hatta sesinden bile tiksinirken, gördüğünde krizler geçirip düşüp bayılırken eve Kahraman ön adı verilen insanların gelmesiyle hayatı çok değişiyor. Bir zamanlar kendine ait özel kullandığı tabağı, bardağı varken kendini aniden diğer Kahramanlarla beraber ekmeği çaya banıp yerken buluyor.
Vehhab zaten ayrı bir dünya, annesi ve babası vefat etmiş, Lega halası ve ananesi olan İdrisi Hanım'la yalnız kalmış. Rahila'nın özlemini sürdürüyor, ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala Rahila'nın odasına girip kıyafetlerinin tozunu alıyor, parfümlerini kokluyor.
Yaveri, evin hizmetlisi gibi bir şey anlatıldığınca. Yıllarca İdrisiler için çalışmış, onlarla yaşlanmış.
Son olarakta İdrisi Hanım, gençliğini Kubad'ın hayaliyle susturmuş, dağların yollarını gözlemiş. İçinde hep keşke Kubat'la gitseydim cümleleri olmuş.
İdrisilerin Evi, kimine zindan olmuş kimine özgürlük. Olaylar çok karışık olduğu için karakter özetlemesi yapmak istedim. Bir devrim yapılmak isteniyor ve biz bu devrimin insanlarının ''Kahramanlarının'' geçici olarak