Çiğdem Okur

Çiğdem Okur
@cidem_kr
Dişi Kurdun Rüyaları
Puan vermedi
Cengiz Aytmatov'un Dişi Kurdun Rüyaları romanını an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım hemen incelemesini girmek istedim oturdum bilgisayarın başına :) Aslında kitaba başlayalı bir buçuk haftadan fazla zaman geçti ama ben ilk 50 sayfayı okuduktan sonra başka bir hikayeye geçilince odaklanamadığım için anlamadım ve birkaç gün okumadım, sonra da inat edip anlayarak okumaya başladım, iyi ki de okumaya başlamışım çünkü her kitabının anakarakterinin farklı bir din inancında olduğu ve o dini böyle güzel, donanımlı anlatabilen başka bir yazar okumadım daha. İsminden yola çıkan ilk elli sayfadan bahsedecek olursak, Akbar ve eşi Taşçaynar iki kurt evet, kurtlara insanı duygular yüklenerek onların hayatından bahsediyor yazar, ardından Kırgızistan bozkırlarında işlenen sayga cinayetleri ve bozkırın doğasını bozmaları ile bu iki kurt yavrularını kaybediyor, kaybeden evvelce de o yavruların ölümüne sebep olan cinayet ekiplerinin arasında deli görünümlü bir adam yavruları severken Akbar onu görüyor ve annelik içgüdüsü ile ona saldırıyor, tabi adam hemen kaçıyor. İşte tam bu sırada da yazar bize bu kaçık adamın hayatını anlatmaya başlıyor, bir anda kurtların hikayesinden bu kurtları rastgele bozkırda gören ve seven adamın hayatına giriyoruz; Abdias. Abdias bir din görevlisi olacakken Kilise ile çeliştiği için okuldan kovuluyor, gazetecilik yapıyor ve uyuşturucu baronlarının arasına sızıp onlar hakkında bir yazı yazmak istiyor, zaten başına ne geliyorsa burada geliyor. Küçük çocukları Moskova civarında toplayıp onları haşhaş toplamaya gönderen insanların arasına giriyor ama çenesini tutamayıp bu insanları yaptığı işten caydırmak, iyiye yöneltmek istiyor. İnsanlar ona çakma mesih gibi davranıyor, dövüp zarar veriyor, her yeri kırılıyor, en sonunda ise tıpkı İsa gibi bir ağaçta
Edebiyat
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Veronika Ölmek İstiyor
Puan vermedi
VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR "Yeniden yaşamaya başlamak istiyorum, Eduard. Hep yapmak istediğim, ama cesaret edemediğim hataları yapmak..." Bu kitabı en son 18-19 yaşımdayken okumayı denemiştim ama ilk 30 sayfası pek sarmadığı için bırakmıştım. Odamda okuyacak başka kitap olmayınca metroda gidip gelirken (bilen bilir ankara metrosunda çoğu yerde internet çekmez) okumaya devam ettim. İlk okuduğum zaman bitirmediğime üzülüyorum açıkçası, bitirince gördüm ki Veronika biz modern çağ insanlarının bir yansıması. Sıradan şeyler, 'işe git, eve dön, arkadaşlarla sohbet et, birileriyle çok uzun sürmeyen şeyler yaşa ve tüm bu kalabalığa rağmen gece yatağına yalnız gir' temasından bıkmış bir kadının intiharla kurtulmak istemesini konu alıyor. Kaybedildikten sonra değeri bilinenen sevgili gibi başarısız bir intihar sonucu 1 hafta ömrü kalan Veronika'nın hayata nasıl sıkı sıkıya bağlanmasını görüyoruz. "Nerede benim ruhum?" "Geçmişimde. Sürdürmeyi hayal ettiğim yaşamda." Hepimizin hayatında ölmek istediğimiz, keşke ölsem de kurtulsam dediğimiz zamanlar olmuştur. Acaba gerçekten ölümü istiyor muyuz, yoksa gerçekten yaşamak ve yaşadığımızı hissetmek mi istiyoruz? Ayrıca, ölümü gerçekten isteyen insanların tek amacı da yaşadığı hayatı değiştirmek, değiştiremediği için sonlandırmak değil mi? Yaşam bilincini yazdığı hafif ama vurucu cümlelerle size tekrar hatırlatan Paulo Coelho'ya ne kadar teşekkür etsek azz <3
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,5bin okunma
Otomatik Portakal
Puan vermedi
Otomatik Portakal-Anthony Burgess Ne kadar akıcı, her sayfasında kendimizden bir parça bulmamızı sağlayan bir kitaptı ya Kısaca özetlersek: Otomatik Portakal Alex isminde zevkine kötülük yapan bir gencin hapise düşmesini anlatıyor. Ardından hükümet 'zevkine kötülük yapanları' iyiliğe yönelten bir program geliştiriyor ve bu şekilde suçluları topluma kazandırabileceğini düşünüyor. Bu programın kobay faresi de genç Alex'imiz oluyor. Geliştirilen program uygulandıktan sonra şöyle oluyor: kötü bir şey yapmayı aklından geçirdiğin an miden bulanıyor, başın dönüyor hastalanıyorsun ve iyi bir şey düşünmeden iyi hissedemiyorsun. Gelelim bize öğrettiğine; Otomatik Portakal bize insanın hür iradesiyle seçtiği iyinin gerçekten iyi olup olmadığını sorgulatıyor, kitapta zorla seçilmiş bir iyiliğin kötülüğe yeğlenemeyeceğine dair pek çok vurgu ile karşılaşıyoruz. Özellikle hapishanenin papazı bunun tanrıya karşı gelmek olduğunu söyleyerek bu programa karşı çıkıyor. Burgess bu kısmı bize 73.sayfada şöyle belirtmiş: ''İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse insanlıktan çıkar.'' ve seçme hakkı elinden alınan bir insan 'otomatik portakal'dır. Belki aranızda Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını okuyan vardır, işte Otomatik Portakal'ın yazım dili onu çok andırıyor. Çok severek okuduğum bir kitap oldu, kısa sürede yalayıp yuttum. Okumanızı öneririm.
Alıntı
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin
Puan vermedi
Reşat Nuri Güntekin-Yaprak Dökümü Hepimiz Yaprak Dökümü dizisinden en az bir bölüm izlemişizdir, olanlar benziyor fakat çok farklı detaylara sahipmiş mesela Oğuz diye dizide karşımıza getirilen kişi kitapta aslında Suriyeli bir tüccar. Neysee, Yaprak Dökümü ismi ailedeki çocukların aileden tek tek yaprak gibi kopup gitmesine dayanıyor, Fikret'in tüm evden bıkıp ilk önüne çıkan kendinin iki katı yaşına sahip olan bir adamla evlenmesi, Şevket'in hırsızlık yapıp hapise girmesi, Necla'nın kardeşi Leyla'nın nişanlısını baştan çıkartıp onun yerine Suriye'ye gitmesi, Leyla'nın bir avukatın metresi olması... En sonunda Dolap sokağındaki o eski evin içinde felçli Ali Rıza Bey, Hayriye Hanım ve en küçük kızları Ayşe kalır. Romanın asıl amacı değişen toplumsal hayata ayak uydurmaya çalışırken nasıl bir uçuruma doğru yuvarlandıklarını anlamayan ailenin kuşak çatışmasını, manevi değerlerin nasıl kaybettiklerini anlatmak. Okurken çok zevk aldım, hepinize tavsiye ederim <3
Edebiyat
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma
İdrislierin Evi
Puan vermedi
İdrisilerin Evi. Yazarımız İran edebiyatının en büyük temsilcilerinden Gazale Alizade. Bize devrimin kucağında, misafirhane olacağından habersiz bir ev olan İdrisîlerin o muhteşem görkemli, saray gibi yemeklerin piştiği, birbirinden değerli kumaşların bulunduğu o evin içindekileri anlatıyor. Kimin evi, kimin yuvası, kimin korunağı, kimin hapishanesi ona okur karar verecek. Olan her şeyden sonra 20 odalı bir konakta 4 kişi kalan İdrisi Hanım, Vehhab, Lega ve Yaver. Ansızın yıllardır herkesin kendi içinde hapsolduğu o eve tanımadıkları insanlar geliyor, Ateşçiler (kitapta anlatıldığı kadarıyla devrimciler) kendilerinden olanlara yatacak bir yer vermek adına İdrisi Konağını paylaşıyorlar. Lega Hanım önceleri erkek kokusundan, görüntüsünden hatta sesinden bile tiksinirken, gördüğünde krizler geçirip düşüp bayılırken eve Kahraman ön adı verilen insanların gelmesiyle hayatı çok değişiyor. Bir zamanlar kendine ait özel kullandığı tabağı, bardağı varken kendini aniden diğer Kahramanlarla beraber ekmeği çaya banıp yerken buluyor. Vehhab zaten ayrı bir dünya, annesi ve babası vefat etmiş, Lega halası ve ananesi olan İdrisi Hanım'la yalnız kalmış. Rahila'nın özlemini sürdürüyor, ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala Rahila'nın odasına girip kıyafetlerinin tozunu alıyor, parfümlerini kokluyor. Yaveri, evin hizmetlisi gibi bir şey anlatıldığınca. Yıllarca İdrisiler için çalışmış, onlarla yaşlanmış. Son olarakta İdrisi Hanım, gençliğini Kubad'ın hayaliyle susturmuş, dağların yollarını gözlemiş. İçinde hep keşke Kubat'la gitseydim cümleleri olmuş. İdrisilerin Evi, kimine zindan olmuş kimine özgürlük. Olaylar çok karışık olduğu için karakter özetlemesi yapmak istedim. Bir devrim yapılmak isteniyor ve biz bu devrimin insanlarının ''Kahramanlarının'' geçici olarak
1000Kitap
İdrisîlerin EviGazale Alizade · Ketebe Yayınevi · 202299 okunma