Onların inancı bu. Liderlerimiz istisnasız, bu kil gezegen üzerindeki hayatımızın bir deney olduğuna inanıyor. Sanki sonsuzluğa giriş sınavı. Onların asıl ilgi duydukları, öbür hayat. Tanrı'yla karşılıklı oturup hikâyeler anlatacakları, Cennet Oteli'nin lobisinde keyif çatacakları bir hayat. İşte bu yüzden o kadar tehlikeli bu osuruklar. Dürüstlük taslayan kasıntı tipler bunlar. Bir düğmeye basıp dünyayı ateşe verseler, dünyanın kaderi böyleymiş derler. Dünya bunu hak etti, derler. Yok günahtı, yok ahlaksızlıktı... bu yüzden oldu, derler. Çoğu da için için ister bunu. İçimizde bizim gibi doğaya uyum sağlamış, rahat olanları tavada kızartmak, sonra da kendi ödüllerini tahsil etmek için. İnsanların böyle korkması boşuna değil. Çoğu göstermiyor ama korkuyorlar.
…hayatta üzüntü pek boldur. Ölüm de ek bir üzüntüdür. Korku, kaygı, suçluluk, hatta biraz nevroz, hayatın kabul etmesi zor gelen bu sonucuna doğal tepkilerdir. Ama seçilecek yol, bu tepkileri fazla ciddiye almamaktır. Şu vücut denen kutuda geçireceğin kısa zamanı, o üzüntülerle işbirliği yaparak önemsizleştirmemektir.