Merhaba arkadaşlar
Bugün @cahitkayayck kaleme aldığı @kdysosyal taafından yayınlanan #FUTBOLCUKIZ kitabı ile geldim.
Alican tavsiyesi için teşekkürler
Futbolcu Kız mı olurmuş? Olur olur bak gibide olur. Hatta bazı kızlar erkeklerdende iyi oynar futbolu… bu kitap erkeklerin çoğunlukla oynadığı oyunları kızlarında rahatça oynayabileceğini hatta erkeklerden bile iyi oynayabileceğini gösterirken, arkadaşlığı, dostluğu, takım olmanın önemi ve en önemliside birbirine güvenmenin soru başarmak için en büyük adım olduğunu gösteriyor. Biz Futbolcu Kız’ı çok sevdik sizde okuyun derim.
———
Gömeç Ortaokulu’nda heyecan doruktaydı Sınıflar Arası Futbol Turnuvası vardı. Bütün sınıflar takımları kuruyor, şampiyon olma planlarını yapmaya başlamıştı bile 7/A sınıfı hariç…
Efe, takımı kurmak için düşüncelere dalmıştı. Geçen senede bir türlü takım kuramadıkları için arkadaşlarınla aynı heyecanı paylaşamamışlardı. Elindeki en iyi oyuncu Çisil’di. Futbolda, çalım, şutlar ve hızlı koşusuyla erkeklere taş çıkarıyordu.
Öğretmenlerininde teşvikiyle sınıfta beyin fırtınası oluşturuldu çok çalışıldı takım kuruldu. Ama sorun şuyduki maça çıkabilmeleri için ailelerden izin kağıdı gerekiyordu. Özelliklede Çisil’in ailesi kızlarının futbol oynamasına karşıydı ve izin kağıdını vermiyorlardı.
Maçlar başlıyordu takımda iki kız vardı ve en önemli futbolculardan biri izin alamamıştı hala Efe şimdi bir çıkış yolu bulup arkadaşları ile maçlara çıkıp kazanmak istiyordu ama bakalım bu sorunları atlatıp maçları kazanabilecekler miydi?
———
#cigdemileokuyoruz #futbol #kız #bookstagramturkey
Merhaba dostlar
Bugün @kemalvarol84 ‘un kaleme aldığı @dogan_kitap tarafından yayınlanan #UCUNDAÖLÜMVAR kitabı ile geldim
Kitabı elime alıp “birkaç sayfa okuyup bırakırım” demiştim ama bırakamadım desem inanır mısınız? Öyle bir hikâye, öyle bir anlatım var ki okuru daha ilk sayfalardan içine çekiyor. Merak, bütün hücrelerinizi sarıyor ve siz Ağıtçı Kadın’la birlikte yollara düşüyorsunuz.
Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol’un Aşklar, Hevesler, Ayrılıklar Üçlemesinin ilk kitabı. Çaresizliği, arayışı ve sevgiye adanmış bir ömrü anlatırken satırlardaki duygular sizi ele geçiriyor. Ben kalemini gerçekten çok sevdim; edebiyatın incelikleriyle işlenmiş, çok güçlü bir eser.
⸻
Ağıtçı Kadın, yıllarca ev ev dolaşıp ölülerin ardından ağıtlar yakmış, ruhlarını huzura erdirmeye çalışmış. Ömrü yollarda geçmiş ama artık yaşlanmış; on altı gün sonra öleceğini bildiği için ağıtçılığı bırakmış. Kapısına gelenleri geri çeviriyor, vadettikleri paraları reddediyor.
Oysa Ağıtçı Kadın da bir zamanlar gençti. Çok sevmişti. Heves Ali bir daha geri dönmemişti. Yıllarca bekledi, belki döner diye… Umudunu yitirmeden şehir şehir dolaştı, sevdiği adamı aradı. Elli yıl sonra ise bir rüyada çıktı karşısına Heves Ali:
“Gel, bul beni.”
Konya’ya doğru yola çıkan Ağıtçı Kadın’ı orada ne bekliyordu? Ömrünü aramakla geçirdiği adamı bulabilecek miydi?
Konya’dan sonra Bursa, İstanbul ve Erzurum…
Bu şehirlerde neyle karşılaşacaktı?
Heves Ali neredeydi?
⸻
“Aşk biter ama hikâyesi kalırdı geriye. Aşkın hikâyesiyse kendisinden daha güzeldi. Kendimi bir hikâyenin ağırlığıyla yollara vurdum. Başkalarına yaktığım ağıtlara sakladım içimi.” (Syf. 29)
“Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olurdu. Acı çekenin kim olduğunu anlamak için gözlere bakmak yeterliydi.” (Syf. 44)
#cigdemileokuyoruz #books