Cigdeme.dair

Cigdeme.dair
@cigdemkc
“Ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. “ Şems️ ️
Çıban
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:55
Merhaba arkadaşlar Bugün @femreaynur ‘un kaleme aldığı @tilkikitap tarafından yayınlanan #ÇIBAN kitabı ile geldim Bu kitap sadece bir roman değil; felsefenin, bilimin ve tarihin izlerini taşıyan katmanlı bir sarmalın içinde ilerleyen sürükleyici bir yolculuk. Her bölümde karakterler tek tek yerini buluyor, büyük sistemin bir parçasına dönüşüyor. Son sayfalara yaklaştıkça tempo giderek yükseliyor ve olaylar öyle hızlanıyor ki “Şimdi ne olacak?” diye merakla kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Serdar, kurduğu Vortex şirketi için kusursuz bir ekip oluşturmuştu. Kibri ve mükemmeliyetçiliği onu işinde başarılı ama yalnız bir adama dönüştürmüştü. Duygusuzlaşan kalbini yeniden attıran tek kişi ise Ezgi olmuştu. Ancak bir gün yolda karşılaşıp fenalaşınca hastaneye götürdüğü evsiz adamla tanışması, her şeyi değiştirdi. Bekir Amca sıradan bir evsiz değildi. Sayıkladığı kelimeler ve anlattığı olaylar akıl sınırlarını zorlayacak kadar gizemliydi. Ezgi, mesleğine tutkuyla bağlı bir doktordu. Hayatını insanlara umut olmaya adamıştı. Serdar’ın zekâsı ve karizması ise onu ilk karşılaşmada derinden etkilemişti. Ayruk, plazalara ve büyük şirketlere karşı savaş açmış idealist ve obsesif bir avukattı. Haksızlığa uğrayanların, kimsesizlerin ve emeği sömürülenlerin yanında durmak onun yaşam amacıydı. Deniz ise gençliği, hırsı ve kıvrak zekâsıyla yoksulluktan kurtulup o büyük plazalarda kendine bir yer edinmek istiyordu. En güçlü silahı ise kendine olan güveni ve kırmızı rujuydu. Bekir Amca’nın gösterdiği yolda ilerleyen Serdar, eline geçen ipuçlarıyla büyük bir kaosun fitilini ateşlemek üzeredir. Onu durdurabilecek tek kişi ise yine kendisidir. Peki, dinamitleri kendi elleriyle yerleştirirken patlamayı engelleyebilecek mi? Ve en önemli soru… Hayatınız görünmez bir sarmalın içine
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202674 okunma
Reklam
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Merhaba arkadaşlar , Bugün @aslaneribrahim ‘in kaleme aldığı @landoyayinlari tarafından yayınlanan #SUSKUOYUNU kitabı ile geldim Bazı kitaplar vardır, okumaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Susku Oyunu tam da böyle bir kitaptı. Akıcı dili, sıcak anlatımı ve düşündüren kurgusuyla beni ilk sayfadan son sayfaya kadar içine çekti. Okurken insanın yüzünde istemsiz bir tebessüm oluşuyor. Arkadaşlık, oyun, hayal gücü ve kelimelerin gücü üzerine çok değerli mesajlar veren harika bir çocuk kitabı. Merkez Ortaokulu’nda ilginç şeyler yaşanmaktadır. Haşarılıkları ve gürültücülükleriyle tanınan Cikcikler, yani 5/A sınıfı, birdenbire derin bir sessizliğe bürünür. Sınıfta da teneffüste de tek bir ses çıkmaz. Ancak okul çıkışında yine eski neşeli ve gürültülü hallerine dönerler. Bu durum okul yönetimini, öğretmenleri ve diğer öğrencileri şaşkına çevirir. Sorunun çözümü için toplantılar yapılır, fikirler ortaya atılır. Ancak Türkçe Öğretmeni İbrahim Hoca farklı düşünmektedir: “Bu susmanın nedenini çocuklardan öğrenmeliyiz.” 5/A sınıfı susmaya devam ettikçe olay büyür. Önce veli toplantısı yapılır. Velilerden istenilen sonuç alınamaz. Ardından konu okulun dışına taşar. Müfettişler, gazeteler ve daha birçok kişi bu gizemli sessizliğin peşine düşer. Bay Posbıyık ve ekibi bu Susku’yu bozabilecek mi dersiniz? Peki Cikcikler neden susmuştu? Bu gerçekten bir protesto muydu? Ve en önemlisi, neyi protesto ediyorlardı? Merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan, çocukların düşünmesini ve sorgulamasını sağlayan çok keyifli bir kitaptı. Tavsiye ederim. #cigdemileokuyoruz #çocuk #books #kitapöneri
Susku Oyunuİbrahim Aslaner · Lando Yayınları · 202613 okunma
Woody
9/10
·64 syf.··
2026 14. kitabı
Merhaba dostlar bugün @ozgurbalpinar ‘ın kaleme aldığı @indigococuklari tarafından yayınlanan #Woody ile geldim Bu kitabı @herayokuyanlarkulubu ile Merve moderatörlüğünde okuduk teşekkürler Yusuf’la kitabımızı bitirdik ve sordum; kitabı sevdin mi diye. “Evet, sevdim; ağaç belgeseli gibiydi biraz,” dedi “Evet,” dedim, “bu sayede bir ağacın nasıl oluştuğunu, onun da incinebileceğini, üzülebildiğini, kırılabildiğini öğrendik. Ve en önemlisi, asla pes etmemeyi; umudunu yitirdiğinde her şeyini kaybettiğini öğrendik.” Kısacası biz, bir ağacın masalından çok şey öğrendik ve çok da sevdik Kısa Özet Porsuk ağacından düşen bir meyve toprağa karışmış; filizlenmiş, fidan olmuş. İncecikmiş dalları ama çok mutlu ve çok heyecanlıymış minik porsuk ağacı. Her gün annesinin tepedeki ihtişamlı hâline bakar; onun gibi olmak, kuşlara yuva olmak, arıların çiçeklerinden faydalanmasını sağlamak, doğaya katkı sağlamakmış bütün gayesi… Ama günlerden bir gün, genç porsuk ağacının gövdesine insan eli değmiş; dallarını kırmışlar, gövdesini oymuşlar ve en kötüsü, bir iğne ile yaşamını çalmışlar. Canı çok yanmış porsuk ağacının ama sesini duyan olmamış. Yavaş yavaş hastalanmış; yaprakları dökülmüş, çiçek açamaz olmuş. İçindeki umut gitgide sönerken arkadaşları destek olmuş Woody’ye. Çünkü o, Mutluluk Ormanı’nın en mutlu, en enerjik ağacıymış. Şimdi dört gözle iyileşmeyi bekliyordu Woody. Sizce iyileşebilecek miydi?
Edebiyat
WoodyÖzgür Balpınar · İndigo Çocuk · 202625 okunma
Roza Apartmanı
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 11:23
Merhaba dostlar Bugün @ozlem_nese_beydili ‘nin kaleme aldığı @dlsyayinlari tarafından yayınlanan #ROZAAPARTMANI ile geldim Hikaye sever misiniz? Bu kitabı okurken elinize bir kahve alma ihtiyacı hissedeceksiniz. Her bir hikayeyi, her bir yaşamı okurken kendimizi Roza Teyze’nin karşısındaymışız da sohbet ediyormuşuz gibi hissedeceğiz. Onunla gülüp onunla hüzünleneceğiz. Hepsi içimi acıttı ama Melek… Okuyun, kadınların hayatlarına açılan pencereden siz de bakın ve yanlış olanı siz de arayın. Belki de kitaptaki o kişiler çok da uzak değil… Roza Hanım her sabah kahvesini içer, sohbetini ederdi. Kendiyle adaş olan bu apartmanın en eskilerindendi. Kocası öldükten sonra oğlunu büyütmüş, hiç de evlenmemişti. Bütün apartmanı, mahallede herkesi tanır, hikayelerini bilirdi. En çok da Melek’e üzülürdü. Onun sessiz çığlıklarını bir o duyardı; duyar da gücü yetmezdi Melek’i korumaya, kollamaya… Ayça gibi bir aşkın peşine takılıp yine o aşkın hapishanesi oluşunu ve sonra da o hapishanede yok oluşa yürürken son bir kanat çırpışını okuyup… Elmas’ın her gün camdan sarkarak sildiği o camların sırrını öğrenecek, kendi hayatlarımıza yeni pencereler açacağız ve fark edeceğiz ki insanın zihnindeki kirli anılar ne kadar silinirse silinsin yok olamıyor. Bize anlattığı hikayelerde acı, ayrılık, gidişler, dönüşler, aşklar, aldatılmalar, ölüm vardı. Her bir hayatın penceresinden bakıp onların hayatlarına konuk olduk. Bazen Ayça, bazen Melek, bazen Elmas… İsimler değişiyor, hikayeler değişiyordu ama acılar bakiydi. ⸻ #cigdemileokuyoruz #özlemneşebeydili #keşfet #books
Edebiyat
Roza ApartmanıÖzlem Neşe Beydili · Dls Yayınları · 202514 okunma
Mavi Saat
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Merhaba arkadaşlar, yeni hafta hepimize iyi gelsin Bugün @paulahawkins2010 ‘ın kaleme aldığı @koridoryayinlari tarafından yayınlanan #MAVİSAAT kitabı ile geldim. Kitabı okumaya başladığınızda ilk başta bir kafa karışıklığı yaşayabilirsiniz; ancak okumaya devam ettikçe her şey yavaş yavaş yerine oturuyor. Mavi Saat, gizem ve merak duygusuyla sizi içine çeken bir roman. Her satırda bu gizem artarak derinleşiyor ve kurgu öyle akıcı ilerliyor ki “şimdi ne olacak?” diye diye okumaktan kendinizi alamıyorsunuz. ——— Vanessa Chapman, ressam ve seramik sanatçısıydı. Eserleri hem büyük beğeni toplamış hem de yoğun eleştiriler almıştı. Yaşamı da en az eserleri kadar çalkantılı ve gizem doluydu. Satın alıp yaşamaya başladığı ada, gelgitleriyle meşhur; ulaşması kolay gibi görünse de aslında bir o kadar zor bir yerdi. Bu ada Vanessa için adeta ufuk açıcı olmuş, çalışmalarına hız kazandırmış ve yeni denemelere yönelmesini sağlamıştı. Ölümüne kadar hayatı bu ada ve çevresinde geçmişti. James Becker ise Fairburn Vakfı’nda küratör olarak çalışıyordu. Vanessa Chapman’ın ölümünden sonra eserlerini vakfa bağışlamasıyla birlikte, bu eserler çeşitli sanat galerilerine gönderilmeye başlanmıştı. Tate Modern’e gönderilen üç eserden biri hakkında bir şikayet alınır. Bir antropolog, eserin bir bölümünde insan kemiği olabileceğini iddia eder. Bunun üzerine eser sergiden kaldırılır ve incelenmek üzere geri gönderilir. Becker’dan da adaya gidip Grace’i ziyaret etmesi istenir. Ancak Becker’ın adaya yaptığı bu ziyaret ve başlattığı araştırma, giderek çok daha derin ve tehlikeli bir hâl alır. Her şey, hiç beklemediği bir yöne doğru sürüklenmektedir. Artık işler iyice karışmıştır… Vanessa’nın eserinde gerçekten insan kemiği var mıydı? Becker ada’da neler öğrenecekti? Tüm soruların cevabını
1000Kitap
Mavi SaatPaula Hawkins · Koridor Yayıncılık · 202544 okunma
Reklam