Hadi ben ruhun varlığından şüphedeyim ama madem ölülerin bizleri duyduğundan bu derece emin hemen herkes, aramızda oldukları zamanlarda sakladığımız şeyleri itiraf ederek neden üzüyoruz bu zavallıları? Onların bizi duyacağını ancak seslerini bize işittiremeyeceklerini bilerek girişilen bu iş, nasıl bir adaletsizlik ve bencilliktir?
Korint Körfezinde ki yataklardan birinde yatan bir kadın, odun ateşinin ışığında uyumakta olan aşığının profilini seyrediyor.
Adamın gölgesi duvara vuruyor.
Aşığı şu anda kadının yanında yatıyor ama gidecek. Şafak vakti şavaşa, ölüme gidecek. Duvardaki gölgesi, yolculuk arkadaşı da onunla birlikte gidecek ve onunla birlikte ölecek.
Şu anda henüz gece. Kadın korların içinden yarısı yanmış bir odun parçası alıyor ve duvara gölgenin konturlarını çiziyor.
Bu çizgiler gitmeyecek.
Kendisini kucaklamayacaklar, bunu biliyor. Ama en azından gitmeyecekler.