Çiğdem Aksoy Kahraman

Çiğdem Aksoy Kahraman
Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez.
10/10
·198 syf.·
Beğendi
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2017 00:00
·
2017 13. kitabı
Ercan Kesal
8.4/10 · 6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu kadarından eminim ki, bir ateist Allah'ın var olabileceği ile ilgili ne kadar kaygı duyuyorsa, bir inanan da Allah'ın olmayabileceği ile ilgili bir o kadar kaygılı.
Sayfa 385·Kitabı okudu
Insanı hayata bağlayan tel nasıl kopar?
Sayfa 139·Kitabı okudu
"Dürüstlük, idareci için bir erdem değildir, görevin gereğidir," diye söze girdikten sonra, karşısındaki kadının böyle daha iyi anlayacağını düşünerek, "Hem din de dürüstlüğü öğütlemiyor mu?" diye sordu. Birden bakışları ciddileşmiş, üslubu sertleşmişti. Yanıt beklemeden devam etti: "İdareci işi gereği karar alır. Çoğu zaman da iktidarını korumak ya da alanını genişletmek adına yararlı olacağına inandığı kararın altını imzalar. Kimi zaman böyle olmaz: alınan kararın herkesin iyiliği için olduğu düşünülür ancak o kararlarla dahi insan vebal altında kalabilir. Ben küçücük bir aileyi ya da bir devlet dairesini idare ettiğim dönemlerde aldığım kararlardan ötürü pişmanlıklar yaşıyorsam, aldıkları kararlarla insanları savaşa gönderenler ya da yıllardır üzerinde yaşadıkları topraklardan ayırıp sürgün edenler geceleri nasıl uyuyorlar düşünmek gerekir. Nasıl emin olacaklar yaptıklarının doğruluğundan? İnsan, aldığı kararların etkisinin nerelere uzanacağını başlangıçta kestiremiyor. Kararlar o kadar tepede alınıyor ki, çok aşağılarda yaşayan insanlar üzerindeki etkilerini önceden kestirmek mümkün olamıyor. Fakat idareciler, en çok da devleti idare edenler, ister padişah olsun, ister kral, ister reisicumhur hep karar alıp dururlar, böylesi umum için daha faydalı diye düşünürler. Ama umumun farklı bir düşünme biçimi olabileceğini akıl etmezler. Eğer izledikleri yola eleştiri gelirse nankörlükle suçlarlar tebaalarını. Yöneten dürüst de olsa naif de olsa, gün gelir muhakkak zorbalık etmek zorunda kalır. Bu zorbalığı haklı kılması için de yaptıklarından memnun olan kesimin desteğini görmesi yeter. Bunlar ister azınlık olsun, ister çoğunluk fark etmez..."
Sayfa 82·Kitabı okudu