Eyüp Aygün Tayşir

Eyüp Aygün Tayşir

9.0/10
5 Kişi
·
8
Okunma
·
3
Beğeni
·
453
Gösterim
Adı:
Eyüp Aygün Tayşir
Tam adı:
Doç. Dr. Eyüp Aygün Tayşir
Unvan:
Türk Öğretim Üyesi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1979
1979’da İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini ise Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Bilimi alanında tamamladı. 2011-2012 yılları arasında ABD’de Boston Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının yönetimi konusunda araştırmalar yürüttü ve yönetim dersleri verdi. 2014 yılında Yönetim ve Strateji alanında doçent unvanı aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi alanında ikinci doktora eğitimini sürdürmektedir. Pozitivist bilimin katı gerçekçiliği ile edebiyatın kurgusal ve büyülü gerçekçilikleri arasında salınarak yaşamaktadır.
“Şimdi öyle durmadan kazsa, kazsa, kazsa... Hiç durmadan ilerlese, gerçekten farklı bir dünya, ormanlar, devler, kayıp uygarlıklar çıkar mı toprağın altından?”
Toprağın sadece ölü bedeni değil, o bedenin yaşarken yaptıklarını da örtmesi gerektiğine inananlardandı.
Şu kadarından eminim ki, bir ateist Allah'ın var olabileceği ile ilgili ne kadar kaygı duyuyorsa, bir inanan da Allah'ın olmayabileceği ile ilgili bir o kadar kaygılı.
Neden bilmem, insanlar dünyaya çok kısa ömürler biçiyorlar. Halbuki bilim, dünyanın yüz milyonlarca yıldır var olduğunu göstermiştir. Bunu bile bile, hemen her dönemde insanlar kıyametin çok yakında kopacağına inanırlar. Belki de, kendi ölümlülüğünün farkında olan insan, kendisinden sonra bu dünya kimseye kalsın istemiyor da ondan yayıyor bu düşünceyi ve ondan inanıyor dünyanın sonunun yakın olduğuna. Bir teselli buluyor bu inançta.
Eyüp Aygün Tayşir
Sayfa 137 - İletişim Yayınları
Hadi ben ruhun varlığından şüphedeyim ama madem ölülerin bizleri duyduğundan bu derece emin hemen herkes, aramızda oldukları zamanlarda sakladığımız şeyleri itiraf ederek neden üzüyoruz bu zavallıları? Onların bizi duyacağını ancak seslerini bize işittiremeyeceklerini bilerek girişilen bu iş, nasıl bir adaletsizlik ve bencilliktir?
Hadi 1973 yılı İstanbul'una gidelim. 21 yaşındaki Nalan bir evlilik yapıp ayrılmış ve ikinci evliliğini de gazete ilanıyla tanıştığı Baki ile yapıyor. Kitabımızın ana kahramanı Sabri de onların çocukları.
Romanı çevreleyen konular; ayrılık, geçim sıkıntısı, cehalet, kültür farklılığı, aile içi şiddet, sevgisizlik, nesil çatışması. Özünde baba oğul gibi görünen hikayede güçler arasındaki hiyerarşiye dikkat çekiyor ve ara ara sorgulatıyor da yazar; karı koca, baba oğul, Allah kul.. 
Marquez den etkilendiğini söyleyen yazar son bölümde kendisini misafir etmiş. Kitap Sabit fikirin 2016 yılı en iyi 50 kitap listesinde yer alıyor. Bir de yazarın ilk kitabı. Yazmadan önce yoğun bir araştırmaya giren Tayşir kitabı dört yılda tamamlıyor.
Bu arada kitabın isminin de bir hikayesi var. Yaklaşık yirmi yirmi beş yılı okuyoruz ve bu süre içinde aile başka başka evlere taşınıyor. Aynı zamanda ara ara karakterlerle beraber şarkılar dinliyoruz pilli radyolardan, walkmanlerden. Hem bu hane değisikligine uygun olsun diye hem de kitapla müziği harmanlamak isteyen yazar, isim olarak saz semailerinin bestelenme şekli olan 4 Hane 1 Teslimi seçmiş. Okuyucuya bu romanla birlikte bir saz semaisi dinlettiğini düşündürtmek istemiş. Tabi ben bunu bu incelemeyi yaparken öğrendim :)
Günlük yaşamdan izler taşıyan kitapta beni çocukluğuma götüren detaylar oldu. Benzetmeler betimlemeler çok iyiydi. Türk aile yapısını anlatan bu tarz kitapları seviyorum
 
Eyüp Aygün Tayşir ile tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü okuduğum muhteşem bir romandı. Başlamadan önce bu kadar kaliteli bir kitap okuyacağımı hiç beklemiyordum. Sayfalar ilerledikçe bitmesinden korkmaya başladığımı farkedip hızımı yavaşlatmam mı desem farklı şeylerle ilgilenip okumayı unutmuş gibi yapmam mı her yolu denedim ve güzel şeyler çabuk biter klişesini yaşadım. Bu yazarın ilk kitabı. Evet İLK! Bir yerde yakalayıp "yazıyorsun değil mi bak boş oturma, bekleyenler var" demek isterdim. Tanıyanlar varsa iletsinler rica ederim. Kitaba gelirsem; Teneke mahallesinde Nalan ile başlayan hikaye deli Baki ile devam ediyor ve Sabri ile resmen şahlanıyor. Muhlise Hanım, Sümbül, Ağah Bey ve daha bir çok karakteri kitabın baş kahramanı gibi okuyorsunuz. Yazar hepsine o kadar emek harcayıp bizlere lanse etmiş ki başrol onun sanıyorsunuz, bu kitap onun hikayesi sanıyorsunuz. Eğer gerçekten bir Sabri varsa ve bunların hepsi yaşandıysa hiç de yaşamak istemediğim bir hayatı okudum ve gerçekten üzüldüm. Cehaletin, hırsın, sevgisizliğin, aile kavramının bazı insanlar içim boşluğunun çok güzel bir yansımasıydı bu. Tebrikler Eyüp Aygün Tayşir sen yaz ben okurum bu saatten sonra.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eyüp Aygün Tayşir
Tam adı:
Doç. Dr. Eyüp Aygün Tayşir
Unvan:
Türk Öğretim Üyesi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1979
1979’da İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini ise Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Bilimi alanında tamamladı. 2011-2012 yılları arasında ABD’de Boston Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının yönetimi konusunda araştırmalar yürüttü ve yönetim dersleri verdi. 2014 yılında Yönetim ve Strateji alanında doçent unvanı aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi alanında ikinci doktora eğitimini sürdürmektedir. Pozitivist bilimin katı gerçekçiliği ile edebiyatın kurgusal ve büyülü gerçekçilikleri arasında salınarak yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 11 okur okuyacak.