Bir bozkurt destanı küçük gerrone "Saygısızlık etmek istemem Winston ama genellikle 'modern sanat' ile tepeden tırnağa acayiplik arasındaki farkı göremiyorum." Samet Acar Samet Acar Başlangıç Dan Brown Kurtlar doğayı korur ve iyileştirirlerdi Küçük gerrone kurdun evladı ve dişisiydi Abd Yellowstone milli parkında yaşardı Kurtlar doğayı iyileştirir ve korurlardı Dünyanın en eski mili parkı Yellowstone Burada yaşardı insancıl kurtlar İnsanlarla sanki kardeş gibiydiler Ve küçük gerrone kimseye zarar vermez İnsanları görünce koşup oynardı onlarla Fakat bir gün ormana zalim insan geldi Ve öldürdüler küçük kurdun annesini İnsanlar gitgide yitiriyordu masumiyetini Ağla zavallı yavru annenin arkasından Bir gün hesaplaşacağız yaptıklarımızlan Ve bir Annesinin ölüsüne bakıp ağlıyordu Bir bozkurt gibi dua edip niyaz ediyordu Ressam Winston geldin kurdun yanına Önce katledilen kurdu resmini çizdi Saygısızlık etmek istemem ama Önce sebep oluyoruz sonra çiziyoruz Biz insanlar ne acayip sanatçılarız Dünyanın en büyük parkıydı Yellowstone Kurtlar geyikler tavşanlar yaşardı içinde
Şiir
Vatan Destanı
"O kadar dolu ki toprağın şanla, Bir değil, sanki bin vatan gibisin. Yüce dağlarına çöken dumanla Göklerde yazılı destan gibisin. Hep böyle bulutlar içinde başın, Hilâli kucaklar her vatandaşın. Geçse de asırlar, tazedir yaşın, O kadar leventsin, fidan gibisin. Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan, Her dalın bir yay ki zümrüt okundan Müjdeler fısıldar Ergenekon'dan: Bu sese gönülden hayran gibisin. Ey bütün cihana bedel Türkeli, Açtığın cenklerin yoktur evveli. Tarih bir nehir ki coşkundur seli. Sen ona nisbetle, umman gibisin. Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün, Bir yandan cefalı bir ömür sürdün, Fakat ne derece ezildinse dün. Şimdi gene tunçtan kalkan gibisin. Bir insan nihayet kemikle ettir, Bu et, bu kemiğe can hürriyettir. En büyük hürriyet Cumhuriyettir, Demek şimdi sen bir cihan gibisin.
Şiir
Reklam
Göğüş Osmanın ağıdı Seferberlik yıllarında jandarmalar asker kaçaklarının peşini bırakmazlardı.O sıra Kayseri Tomarza köyüne gelen jandarma kaçağı bulamayınca Göğüş Osmanı alırlar ve o değnek yaraları ile ölür Ahmet Özdemir Seferberlik Askeri birlik ve malzemelerin savaş için toplanması ve hazırlanmasıdır. Birinci Dünya savaşında ülkemizde pek çok cephe açılmış askerlerimiz yedi düvel ile savaşırken Anadoluda büyük bir seferberlik ilan edilerek pek çok Vatansever insanımız en çok sevdiği evlatlarını evladı olmayan ise kendi canını Anadolu toprağı uğruna infak etmiştir.O açlık ve yokluk yıllarında tüm güç ve kuvveti ile savaşa katılan Anadolu halkı ve Türk Devleti bu dönemlerde eşkıyalık yapan pek çok çete ile de savaşmıştır. Türkülere ve ağıtlarada giren eşkıyalar, jandarmalarla çatışarak kayıtlara geçmişlerdir.Kayseridede görülen bu eşkıyalık faliyetlerinin yaşandığı ilçelerden biride Kayseri'nin güneydoğudaki ilçesi. şehire uzaklığı 54 km. olan Tomarza kasabasıdır 60 lı yıllarda ilçe olan bu kasaba Avşar kökenlidir sanayisi yok denecek kadar az olan tipik bir Anadolu ilçesidir Jandarma bir eşkıyanın peşine düştükleri vakit onu yakalayamaz fakat onun yerine yakaladıkları Göğüş Osman denilen suçsuz birini yakalayarak karakolda bu çocuğu döverek söverek ve falakalarla linç edip katlederler bir hiç için İbrahim ve karanın ağıdı Bin senede dokuz ölü Battı Bedirler ocağı Gün görmedi sefil emmim Oğlan görmedi kucağı Elif Ağanın ağıdı Dünya Savaşı başlar başlamaz Anadolu halkına savaş çağrısı yapılmış Anadolu Halkı; mallarını,canlarını,evlatlarını, Allah yolunda infak etmiştir.Anadolu Halkının bu halini en iyi Bakara Suresi özetliyor: " Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir.
Din
Hal hal
Akşam olup gün batınca Dağlara hüzün çökünce Lale sümbül boynunu eğip Kurt kuzuya kem bakınca Köye döner Nazo gelin Yavru ceylan gibi kaçar Seke seke, çaydan geçer Nazo gelin ayağına takar Hal hal Bir bakışı canlar yakar Gülüşüne cihan değer Nazo gelin ayağına takar Hal hal
Müzik
Yavuz Sultan Selim Hazretlerine aşık olan Türkmen Kızı.
Yavuz Sultan Selim Şam yakınlarına vardığında otağ kurar. Bir Türkmen kızı her sabah gelir ve Sultan’ın otağını temizler. Bu geliş ve gidişlerde Türkmen kızı Sultan’ı görür. Görür görmez de gönlüne ateş düşer. Lakin, kendisi sıradan bir temizlikçi, sevdiği adam Cihan Padişahı. Ne dese? Gönlünde tutar bu aşkı. … Bir sabah otağı temizleyen Türkmen kızının yüreği dayanamaz. Kalbinin sesine kulak verir ve otağın direğine, Seven insan neylesin diye yazar. Yavuz otağına gelince gözü bu yazıya ilişir. Önce bir anlam veremez. Düşünür ama sonunda o da çakısı ile şöyle yazar: Hemen derdin söylesin … Ertesi gün Türkmen kızı kendi yazısının altında bunu görür. Yüreği kanat çırpar. Acaba ne dese? Korkudan titrer yüreği. Karşısındaki bir Cihan Padişahı. Fakat aşkın sesi galip gelir ve bir daha yazar: Ya korkarsa neylesin … Sonra Yavuz tekrardan görür bu yazıyı. Tekrar çakısına davranır: Direği kazıyarak yazar: Hiç korkmasın söylesin
Duygu ve Düşünce
Bir insan nihayet kemikle ettir, Bu et, bu kemiğe can hürriyettir. En büyük hürriyet Cumhuriyettir, Demek şimdi sen bir cihan gibisin. Ey ana toprağı, ey Anadolu, Açıldı önünde terakki yolu. Hamdolsun her yanın bereket dolu, Cennette bir yeşil meydan gibisin. Yeni bir ay ördün al bayrağına, Girdin en sonunda irfan bağına, Medeni hayatın nur ırmağına Ezelden susamış ceylan gibisin. Halit Fahri Ozansoy
Şiir
Reklam
Reklam