Hazret-i Hamza, dağda avlanıyordu. Bir ceylâna ok atmak üzereyken, ceylân dile gelerek; “Yâ Hamza! Bana ok atacağına, kardeşinin oğlunu öldürmek isteyenlere ok atsan daha hayırlı olur” dedi. Hazret-i Hamza bu sözlere hayret ederek, sür’atle evine hareket etti. Âdeti üzere, avdan dönünce, tavâf için Harem-i şerîfe uğrar, evine sonra giderdi. O gün tavâf yaparken, hizmetçi kız, yanına geldi. Ebû Cehl’in, Muhammed (aleyhisselâm)a yaptıklarını haber verdi. Hazret-i Hamza, Peygamber efendimize hakâret edildiğini işitince, akrabâlık damarları kabardı. Silâhlarını alarak müşriklerin bulunduğu yere geldi. “Kardeşimin oğluna, kötü söz söyleyen, kalbini inciten sen misin? İşte benim dînim de O’nun dînidir. Gücün yetiyorsa o yaptıklarını bana da yap bakayım” diyerek boynundaki yay ile Ebû Cehl’in başını yardı. Oradaki kâfirler Hazret-i Hamza’ya saldırmak istediler. Fakat Ebû Cehl; “Dokunmayınız, Hamza haklıdır. Yeğenine kötü sözler söyledim” dedi. Hazret-i Hamza oradan ayrıldıktan sonra, Ebû Cehl etrâfındakilere “Aman, ona ilişmeyiniz! Bize kızar da müslüman olur. Bununla Muhammed kuvvetlenir” dedi. Hazret-i Hamza’nın müslüman olmaması için, kafasının yarılmasına râzı olmuştu. Hazret-i Hamza’nın hatırının sayıldığını, kuvvet ve kıymetini bildirdi.
Açılış saz semaisi; gönlümün teline bağlanan mektup
**
Titreyen tellerin hatırına baktığımız dünya
Zarfından sevmeye başladığımız uzakların uğruna
İhtimal ki ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır denilir
Sancılı denizlere rastgele ya da ihtilal namlusuna karanfil!
Vestiyerde unutulmuş uzunca bir kış gibiyiz dizesidir, sevilir.
**
Kanayan seslerin ciğerlerinden bir parça
İşte tam şurda, çekip gitmenin bir ağıtı varsa
Kalbime saplanmış tren raylarından başlamalı saymaya
Bizim de yaralarımız “tuzum, tuzum” diyecek bir gün
Aşırı hırs ve rikkatsizlik yazılsın öyleyse kara tahtaya!
**
Bu yeminler üstüne, beklemek; bir matadorun kılıcı kadar hain!
Kara kafalı çocuklar, kırmızı şemsiyeler ve reel politikler
Reel -Dünyanın gözlerinde bin yıllık kin çiçekleri-
Politik -Afrika’da bir eczane, sabah aç karnına alınacak o ilaç-
**
Maradona’yı ceza sahasında yalnız bırakmamak elde bir!
**
Böyle şeyler Furkan
Serçeler bordrolara konarken, dünya parasız-yatılı hepimize zaten
Hava poyraza döner, sen Balkanlar seversin, vefalı Türk yine gelir
Göğe ruhunu seren şaman, Türk gecesi, vatan millet bağcılar!
İliklerime kadar yağmur yağıyor, iliklerim, memleket ve duygusal sağcılar
Göğsümde dünya ağrısı bir hayli, cebimde ölmeyecek kadar Türk şiiri
Aynı böyle yazardı Rilke, kafesinde kıstırılmış bir hayvan!
**
Anlamadığımız yerlerden başlıyoruz yaşamaya!