HAZRET-İ HAMZA’NIN MÜSLÜMAN OLMASI
Hazret-i Hamza, dağda avlanıyordu. Bir ceylâna ok atmak üzereyken, ceylân dile gelerek; “Yâ Hamza! Bana ok atacağına, kardeşinin oğlunu öldürmek isteyenlere ok atsan daha hayırlı olur” dedi. Hazret-i Hamza bu sözlere hayret ederek, sür’atle evine hareket etti. Âdeti üzere, avdan dönünce, tavâf için Harem-i şerîfe uğrar, evine sonra giderdi. O gün tavâf yaparken, hizmetçi kız, yanına geldi. Ebû Cehl’in, Muhammed (aleyhisselâm)a yaptıklarını haber verdi. Hazret-i Hamza, Peygamber efendimize hakâret edildiğini işitince, akrabâlık damarları kabardı. Silâhlarını alarak müşriklerin bulunduğu yere geldi. “Kardeşimin oğluna, kötü söz söyleyen, kalbini inciten sen misin? İşte benim dînim de O’nun dînidir. Gücün yetiyorsa o yaptıklarını bana da yap bakayım” diyerek boynundaki yay ile Ebû Cehl’in başını yardı. Oradaki kâfirler Hazret-i Hamza’ya saldırmak istediler. Fakat Ebû Cehl; “Dokunmayınız, Hamza haklıdır. Yeğenine kötü sözler söyledim” dedi. Hazret-i Hamza oradan ayrıldıktan sonra, Ebû Cehl etrâfındakilere “Aman, ona ilişmeyiniz! Bize kızar da müslüman olur. Bununla Muhammed kuvvetlenir” dedi. Hazret-i Hamza’nın müslüman olmaması için, kafasının yarılmasına râzı olmuştu. Hazret-i Hamza’nın hatırının sayıldığını, kuvvet ve kıymetini bildirdi.
Sayfa 102 - İhlas Gazetecilik A.Ş·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ya Râb bana cism ü cân gerekmez Cânân yok ise cihân gerekmez
Şiir
Reklam
Hiçbir ceylan, evladını yedi diye o aslana kim beslemez.
Sayfa 15·Kitabı okudu
"Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir, sığmazlardı. Eğer balıklar insan olsa, nehirler ve denizler onlara yetmezdi."
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
"Dost o ki üslubu baldan tatlı, ceylan'dan ürkek, edebi insanı utandıran.Dost o ki cihan bir tarafta ben bir taraftayken,benim yanımda durandır. "
Alıntı
Bir Şair Bir Kitap
Açılış saz semaisi; gönlümün teline bağlanan mektup ** Titreyen tellerin hatırına baktığımız dünya Zarfından sevmeye başladığımız uzakların uğruna İhtimal ki ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır denilir Sancılı denizlere rastgele ya da ihtilal namlusuna karanfil! Vestiyerde unutulmuş uzunca bir kış gibiyiz dizesidir, sevilir. ** Kanayan seslerin ciğerlerinden bir parça İşte tam şurda, çekip gitmenin bir ağıtı varsa Kalbime saplanmış tren raylarından başlamalı saymaya Bizim de yaralarımız “tuzum, tuzum” diyecek bir gün Aşırı hırs ve rikkatsizlik yazılsın öyleyse kara tahtaya! ** Bu yeminler üstüne, beklemek; bir matadorun kılıcı kadar hain! Kara kafalı çocuklar, kırmızı şemsiyeler ve reel politikler Reel -Dünyanın gözlerinde bin yıllık kin çiçekleri- Politik -Afrika’da bir eczane, sabah aç karnına alınacak o ilaç- ** Maradona’yı ceza sahasında yalnız bırakmamak elde bir! ** Böyle şeyler Furkan Serçeler bordrolara konarken, dünya parasız-yatılı hepimize zaten Hava poyraza döner, sen Balkanlar seversin, vefalı Türk yine gelir Göğe ruhunu seren şaman, Türk gecesi, vatan millet bağcılar! İliklerime kadar yağmur yağıyor, iliklerim, memleket ve duygusal sağcılar Göğsümde dünya ağrısı bir hayli, cebimde ölmeyecek kadar Türk şiiri Aynı böyle yazardı Rilke, kafesinde kıstırılmış bir hayvan! ** Anlamadığımız yerlerden başlıyoruz yaşamaya!
Reklam
Reklam