En sonda söyleceğimi ilk başta söyleyeyim. Çok büyük beklentiyle okumuş olmama karşın, sevemedim bir türlü.
Bilimsel bir eser olması sebebiyle, dipnot sayısı çok fazla ve birkaç sayfa süren dipnotlar var. Kişisel olarak kısa ve seyrek olan dipnotları tercih ediyor olmam da etkili oldu muhakkak bu kitaba karşı olan hislerimde.
Kitabın teorisi genellikle Avrupa tarihi ile pratiğe evrilmiş. Ancak Avrupa tarihinin çok iyi bilinmemesi halinde, kitabın anlaşılabilirliği biraz azalmaktadır. Türk yakın tarihinde de kitabın teorik kısmını pratiğe dökmeye elverişli bir sürü örnek olduğundan, bu olumsuzluk yer yer ortadan kalkmaktadır.
Her şeye rağmen bu tür konulara ilgi duyanlar tarafından okunmalıdır derim.
Dücane Cündioğlu gibi bir yazarı değerlendirmeye gücüm yetmez diye düşünüyorum. Yine de birkaç şey söylemek adına şunları diyeyim:
Dücane Cündioğlu'na giriş kitabı olarak okunabilir. Her ne kadar "giriş kitabı" olsa da, yer yer öyle cümleler var ki durup beklemek, yutkunmak, hazmetmek gerek. Ana fikri "ölmeden önce ölmek" tir. Bunu öyle yavaş yavaş, öyle ağır ağır işliyor ki..
Bu fikre mana vereceklere tavsiye eder, şimdiden keyifli ve derin derin okumalar dilerim.
Sıkılmadan keyifle okudum. Tavsiye ederim. Ancak belirtmek isterim ki, Maalouf'un eserlerini okurken "Semerkant"ı ayrı bir yere koymak lazım. Bu eseri, bu durumu dikkate alarak okumak lazım.
Çok sıkılmadığım, ancak yeniden okumayacağım bir eser. Yazarın "Semerkant" adlı eserini okumuşsanız, beklentinizin altında kalabilir. Ki benim için de öyle oldu.