Eğitimde verilen dersler ile de milliyetçilik düşüncesinin öğrencilere intibakı sağlanmaya çalışılmıştır. 1924 programında yer alan musahabat-ı ahlakiyye ve malumatı vataniyye dersleri, haftada birer saat verilen dersler olmuştur. Bu derslerin amacı; çocukların kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bilmesini sağlamak, milli ve insani vazifelerini yapacak vatandaşlar haline getirmektir. Bir, iki ve üçüncü sınıflar için verilen musahabat-ı ahlakiyye dersinde milli kahramanlar ve alimlerin hayat hikayelerinin çocuklara cazip gelecek şekilde anlatılması hedeflenmiştir. Dördüncü ve beşinci sınıflar için verilen malumatı vataniyye dersinde çocukların kendileri, aileleri ve bütün insanlara karşı hak ve vazifelerini öğrenmesi istenmiştir. Bununla beraber bir vatandaşlık aidiyeti oluşturmak amaçlanmıştır. Dördüncü ve beşinci sınıflara verilen malumatı vataniyye dersi 1926 programında yurt bilgisi adını almıştır. Programda yurt bilgisi dersinin maksadının yurttaş yetiştirmek ve gençleri dahil oldukları vatan ve millete intibak ettirmek, devlet, milliyet ve aile dayanışması ahlakı oluşturmak ve yaşatmak, çocuğa içinde yaşadığı toplumda kendisinin oynadığı ve oynayacağı rolü sezdirmek, demokratik bir devlette yurttaşların hak ve vazifeleri hususunda önemli ölçüde bir fikre sahip olmasını sağlamak, çocuğa en geniş şekliyle ülkesini ve milliyetini sevdirmek, Türk emeği ve teşebbüsü ile meydana gelen ve işletilen müesseselere dikkat celp ettirmek suretiyle çocukta Türk'ün ekonomik ve medeni kuvvet ve kabiliyeti hakkında itimat oluşturmak, çocuğa devlet teşkilatı ve hükümet hususunda esaslı düşüncelere sahip olmasını sağlamak olarak açıklanmıştır. 1936 yılı ilkokul programında ise yurt bilgisi dersinin amaçları; millet mefhumunu, Türk milletinin karakterini, büyüklüğünü
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın dağılmasından ardından Mustafa Kemal, intihap çağrısı yaparak milletvekillerinin Ankara'da toplanmasını istemiştir. Çağrı sonrasında milletvekilleri Ankara'ya gelmiş ardından 23 Nisan 1920'de Meclis açılmıştır. Bu süre içinde Ankara Hükümeti işgalci güçlere karşı mücadele etmiştir. Milli Mücadele kadrosunun lideri olan Mustafa Kemal Paşa, bu sürecin başından itibaren Türklük şuuru ile mücadeleyi sürdürmüştür. Başlattığı bu mücadeleyi Türk Milliyetçiliği ve milli hakimiyet prensiplerine dayalı olarak gerçekleştirmeye çalışmıştır. Batılılar da bu mücadeleyi milliyetçilerin bir girişimi olarak nitelendirmiştir. Bu nedenle Anadolu'da bağımsızlık için mücadele eden grubu Milliyetçiler ifadesi ile isimlendirmişlerdir.
Kainatta beş boyutlu fetih vardır:
1- Vahy: Allah'tan insana olan fetihtir.
2- Ahlak/İhsan Şuuru: İnsandan kendi içine doğru fetih.
3- İbadet: İnsandan Allah'a olan fetih.
4- Cihat: İnsandan insana fetih.
5- Keşif/ Buluş: İnsandan doğaya fetih.
Sonra yapacağın vazifeyi idrak etmelisin: ne yapman lazım? Müslümanların eksiği nedir, bilip tamamlamalısın!
Cihat ruhunu kaybeden kimseler esir olur. Cihat ruhu insanlara, evvela nefsi ile, sonra cemiyetteki İslam dışıhallerle, hurafelerle, Şeriat dışı ve batıl gelenek görenek ve vurdumduymazlıklarla mücadele şuuru verir.
SÛRE, İNİŞ ZAMANI ÜZERİNDEN BANA NE DİYOR?
(...) **Vahyin Rehberliğinde 19. Yılda Medine’deyiz. Hicretin 6. yılı. Bedir’i, Uhud’u, Hendek’i yaşamışız. Muhacirler olarak 6 yıldır doğduğumuz topraklardan ayrıyız. Kâbe burnumuzda tütüyor. Yeni Müslüman olan Ensar da Umre ve Hac yapmayı çok arzuluyor... Bu sûrenin indiği ortamın teferruatını siyer kitaplarına havale edip, mesajımıza temel teşkil edecek kısa bir özet verelim;
Efendimiz bir rüya görüyor. Rüyada Mekke yolunda ve ihramlı... Bu rüyadan sonra yaklaşık 1500 kişiyle beraber umre için yola çıkıyorlar. Niyetlerinin savaş olmadığını göstermek için yanlarına kılıçtan başka bir şey almıyorlar. Hudeybiye’ye geldiklerinde müşrikler tarafından engelleniyorlar. Burada mü’minlerle müşrikler arasında bir barış anlaşması gerçekleşiyor. Zahirine bakıldığında bu barış anlaşması mü’minlerin aleyhine görünüyor. Moral bozukluğu içinde dönüş yolunda, bu sûre Peygamber Efendimize iniyor. Efendimiz (sav) ashabına bu sûreyi şöyle duyuruyor: “Bugün bana dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha kıymetli bir şey nazil olmuştur.” Burada ilginç olan Kur’an’ın zahirde aleyhte görünen bir barış anlaşmasına fetih demesidir. Bunun mesajı açıktır. Gönüllerin fethine giden yol barıştan geçer. Bu an- laşmadan sonra kılıçlar kınlarına sokuluyor.
(...)
... Efendimiz (sav) zahirde aleyhte görünmesine rağmen Hudeybiye anlaşmasına imza attı.
Hudebiye BANA NE DİYOR? Mekke'nin fethine giden yol barıştan geçer . Barış ortamı olmadan gönül fethi olmaz. Efendimizin (sav) bu fethin önünü açmak için günümüzde birçok insanın taviz diyeceği bir anlaşmaya imza atması manidardır. Bazı durumlarda daha ileri gitmek için birkaç adım geri gitmek gerekebilir. “Ok"un daha uzağa gitmesi için “yay"ın geri çekilmesi gibi.
**SÛRE, İSMİ ÜZERİNDEN
Sayfa 824 - Bilgeoğuz Yayınları, 28. Baskı, İstanbul 2023·Kitabı okudu