Haberi duyup da sokağa dökülmüş heyecanlı Türklerin söylediği bir marş, yavaş yavaş sessizliği dağıtmaya başladı.
"İzmir'in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.."
Heyecanla otelin holüne çıkıp, camdan caddeye baktılar. Yüzlerce Türk, ellerinde bayraklar ve tutuşturulmuş bükülü kağıtlar, Pera Palas'ın önünden geçerek Tepebaşı'ndaki İngiliz Elçiliğine doğru yürüyordu.
"Kader böyle imiş ey şanlı paşa
YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA!!!"
İşgal kuvvetlerinin devriye kolları, kalabalığı susturmak için harekete geçti. Türklerin birdenbire neden coştuklarını öğrenince, hepsinin neşesi kaçacaktı.
"...Şeyhülislam Dürrizade Apdullahın verdiği fetvanın özü şudur: 'Padişahın izni olmadan işgalcilere karşı duranları, asker ve para toplayanları tek tek veya topluca öldürmek, din gereği ve görevidir. Milliyetçileri öldürenler gazi sayılır, bu yolda ölenler şehit.'
Damat Ferit'in hainlikleri saymakla bitmez. "
"...Sevr antlaşması tarihte örneği olmayan trajik bir antlaşmadır. Yalnız kabul edenler için değil, böyle bir antlaşmayı hazırlayan Batılılar için de bir utanç belgesidir..."