Yedigey bunları düşünürken, bir yandan da yarı yarıya unuttuğu duaları tekrarlayıp hatırlamaya, Tanrıya yönelteceği yakarışları bir sıraya koymaya çalışıyordu.Çünkü, insan kalbinde, başlangıç ile son, hayat ile ölüm arasındaki çelişkiyi uzlaştıran, yalnız ve yalnız, bilinmeyen, görülmeyen Tanrı idi.Dualar işte bunun için okunuyordu.Başka türlü Tanrı'ya sesini duyuramazsın, niçin yaratıp niçin öldürdüğünü soramazsın ki ! Dünya kuruldu kurulalı insanlar böyle yaşıyor, pek razı olmasa da böyle katlanıyor kaderine.Duaların var oldukları günden beri hiç değişmemesinin, hep aynı sözlerle tekrarlanmasının sebebi de, teselli bulup yatışmaları, boşu boşuna sızlanmamaları içindir...
-Kime darılıp küstüğünü anlamıyorum. Suç kimin ? O zamana , o döneme kızıyorsanız, geçip gitti,artık geri gelmez.Devlete mi kızacağız? Buna da hakkımız yok .
- Bak Sabitcan, ben yalnız bildiğim işe, anladığım işe karışırım,anlamadığım şeylere, asla burnumu sokmam.Senin de bunu anlayacak kadar akıllandığını sanırdım, ama yanılmışım.İnsan yalnız Allah'a sırt çevirmez, yalnız O'na küsemez. Allah ölüm verirse, bu, hayatın sona ermesi demektir. Çünkü insan doğar ve vakti gelince ölür. Bunun dışında bu dünyada olan her şeyin hesabı sorulur.