Doğudan gelen kumaşlar, ipekliler, binbir renkli tablolarla yavaş yavaş canlanmaya, hayat bulmaya başladı. Artık taş döşemeler halılarla ısınıyordu. Giyim kuşam da renklenmiş ve zenginleşmişti. Bunlarla beraber, daha önemli bir gelişme daha yaşanıyordu. Kadınlarımız, İncil'de anlatılan kadınlar gibi, kendilerine daha iyi bakmaya başlamışlardı. Yıkanıp, güzel kokular sürüyorlar vücutlarına özen gösteriyorlar, saçlarını tarıyorlardı. Erotizm gelişmeye başlamıştı.
"Kafamdan ancak gölgesi geçen bir düşüncenin iki dakika sonra böyle cezasını çekebileceğimi nerden bilebilirdim? Biz fakirler böyleyizdir. Kader sarayında bizim işlere bakan büro hiç şaşmaz, ihmal etmez. Zihnimizden geçen en uzak, en masum ihtimallerin, sadece şiddet ile ret için düşündüğümüz şeylerin bile ceremesini öderiz"
"Ben çocuklarıma tutacakları takım konusunda baskı yapmam, ister Galatasaray'ı tutarlar, ister Cimbom'u, isterlerse de Avrupa Fatihi'ni. Galatasaray ile birlikte isterlerse Real Madrid'i tutarlar, isterlerse Barcelona'yı. Asla karışmam."
"Çocuklarımız elbette hangi takımı isterlerse onu tutacaklar, değil mi?"
"Elbette sevgilim," dedi bir ciddi ifadeyle. "Ben çocuklarıma tutacakları takım konusunda baskı yapmam, ister Galatasaray'ı tutarlar, ister Cimbom'u, isterlerse Avrupa Fatihi'ni. Galatasaray ile birlikte isterlerse Real Madrid'i tutarlar, isterlerse Barcelona'yı. Asla karışmam."
"Merdan Efe... Ne olur bu kadar düşünceli birisi olma."
"Maalesef yapamıyorum, İzgi. Düşünceli bir adam olmak doğamda var. Takım konusunda hiç baskıcı olmadığım daha önce söylemiş miydim?"
"Kesinlikle," diyerek onayladım onu. "Hatta Fenerbahçeliyim dediğimde de beni Galatasaraylı yapmak için hiç uğraşmadın. Ben her şeyi kafamda kurdum."
"Sen hiç Fenerbahçeli olmadın, İzgi"