Ancak o sadece bir savaşçı değildi. Çin İmparatoru'na yazdığı mektubunda Metehan; Göğün Tanrının yardımıyla askerlerimiz ve güçlü atlarımız sayesinde Yüeçileri ağır bir mağlubiyete uğratarak hepsini ya öldürdük ya da tâbi kıldık. 26 ülkenin hepsi Hun oldu. Yay çeken bütün halklar artık tek bir aile oldu. Böylece kuzey bölgeleri huzura kavuşmuştur. Şimdi askerlerimi dinlendirmek, atlarımı besiye çekmek istiyorum. Önceki olayları bir kenara bırakarak antlaşmamızı yenilemek, sınır halkının güvenliğini sağlamak, eskiden olduğu gibi küçüklerin büyümesini, yaşlıların bulundukları yerlerde huzur içinde olmalarını temin etmek, barış ve mutluluğu nesilden nesle devam ettirmek istiyorum. diye seslenmişti.
Alıntı
Unutmayın ki, bu savaşın kazananları dahi kaybedenler kadar ağır kayıplar verdi. ...Fransa'da asker, sivil 500 bin kişi öldü, Komşumuz Yunanistan'da neredeyse nüfusun %5'i yani 300 bin kişi. Ya Japonya'da? 3 milyona yakın insan, Ya Çin'de? 15-20 milyon. Sovyetlerin kaybı daha da fazla, 26 milyon civarında. Polonya nüfusunun %17'si. Yani milyonlarca insan bu acımasız savaşta hayatını kaybetti. Savaşın sebep olduğu hastalık ve kıtlıktan dolayı ölenleri de sayarsak yaklaşık 80 milyon can. Bunlar rakamlara az çok yansıyanlar. Ya yansımayan acılar?
Sayfa 279·Kitabı okudu
2. Dünya Savaşı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Din ve ateistlik verileri
Dünyada din nüfus oranı: İslam 1900 yılında %12 iken 2000 yılında %19 dur Batı Hristiyanlığı 1900 de %26 idi 2000 yılında %29 oldu. Çin Halk 1900 de dindar nüfusu %23 Ken 2000 yılında yüzde 2,5 ğa gerilemiş Yani ateistlik 1900 yılında yüzde sifirken 2000 yılında yüzde 17 oluyor haliyle Çin'in saçma dinlerinden uzaklaşanlar bu grafiği yükseltiyor. 1 milyar 131 milyon dinsiz var. Bunlardan 700 milyonu Çin'de yaşıyor yani dinsizlerin %62 si Çin'de
Sayfa 88·Kitabı okudu
Cin Suresi
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ “Şüphesiz Rabbimizin kudret ve azameti pek yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.” Cin 3 وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ “Şüphesiz ki bizim sefihimiz (İblis), Allah hakkında yalan ve zulüm olan şeyler söylüyormuş.” 4 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ “(Oysa) hiç şüphesiz bizler, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanıyorduk. (Kur’ân’ı dinleyince, Allah’ın eşinin ve çocuğunun olmadığını, insanların ve cinlerin yalan söylediğini gördük.)” 5 وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırdı, (insanların cinlere sığınması, cinlerin) azgınlığını arttırırdı.”<p> <sup> <i>Ayete iki şekilde mana verilebilir. Birincisi mealde zikrettiğimiz anlam, ikincisi de: “Kendisine sığınılan cinler, insanların azgınlık ve sapıklığını arttırdı.” şeklindedir. İnsanların Allah’a (cc) şirk koşma şekillerinden biri; cinleri tazim, onlara sığınma, onlardan korunmak için onlara kurban kesme, gayb bilgisine vakıf olmak için onlarla irtibata geçme, onlar aracılığıyla büyü yapma, muska gibi şeylere cin isimleri ve tılsımlar yazarak cinlerden fayda umup zararı defetmelerini talep etmektir. Ayrıca şirkin tanımı, çeşitleri ve müşriğin akıbeti için bk. 4/Nîsa, 48.</i></sup></p> 6 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ “Kesin olarak anladık ki yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayız. Ve O’ndan kaçarak da O’nu aciz bırakamayız.” 12 وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz,
Rahman suresi
اَلرَّحْمٰنُۙ Er-Rahmân, Rahmân 1 كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ Onun üzerinde bulunan herkes fanidir. 26 وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ Celal ve ikram sahibi Rabbin ise baki kalacaktır. 27 يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ Ey cin ve insan topluluğu! Şayet, göklerin ve yerin sınırları dışına çıkmaya gücünüz yetiyorsa çıkın. Ancak (büyük bir) güç ve otoriteniz olmadan bunu yapamazsınız. 33 وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ Rabbinin huzurunda (hesap için) durmaktan korkana iki cennet vardır. 46 فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ (Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayacaksınız? 47
Fussilet suresi
تَنْز۪يلٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۚ (Bu Kitap,) (özünde merhamet sahibi olan) Er-Rahmân, (rahmetini kullarına eriştiren) Er-Rahîm olan (Allah) tarafından indirilmiştir. Fussilet 2 كِتَابٌ فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ قُرْاٰناً عَرَبِياًّ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَۙ (Bu,) bilen bir topluluk için Arapça okunan, ayetleri detaylı olarak açıklanmış bir Kitap’tır. 3 بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۚ فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ Müjdeci ve uyarıcı olarak... Onların çoğu yüz çevirdi. Onlar dinlemezler. 4 اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ۟ Şüphesiz ki iman edip salih amel işleyenlere eksilmeyen/kesintisiz bir mükâfat vardır. 8 فَقَضٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى ف۪ي كُلِّ سَمَٓاءٍ اَمْرَهَاۜ وَزَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَۗ وَحِفْظاًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ Onları, iki gün içinde yedi gök olarak yarattı. Her bir gök (tabakasına) emrini vahyetti. Dünya semasını kandillerle süsledik ve (şeytanlara karşı) koruduk. Bu, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm (olan Allah’ın) takdiridir. 12 وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَالْغَوْا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ Kâfirler dediler ki: “Kur’ân’ı dinlemeyin ve o okunurken (anlaşılmasın diye) sesler çıkarın. Umulur ki siz galip gelirsiniz.”<p> <sup> <i>Kur’ân okunurken lağv etmek/sesler çıkarmak, müşriklerin ortak özelliklerindendir. Vahye karşı çıkarılan bu gürültüler, zamana ve mekâna göre farklılık gösterse de amaç değişmemektedir: İnsanların vahyi anlamasına ve onunla hayat bulmasına engel olmak.</i></sup></p><p> <sup> <i>Bu, bazen Kur’ân okuyan davetçiye saldırıp, onun sesini kısmaya çalışarak (41/Fussilet, 26; 72/Cin, 19), bazen Kur’ân’a iftira ederek (8/Enfâl, 31;