BÜYÜK TAARRUZ
DAĞLARDA TEK TEK ATEŞLER YANIYORDU
Yazar: Selim Erdoğan
Bir yıl sonra bugün, Yunan I. ve II. Kolorduları Türk Ordusunca kuşatılmamak için her yola başvurmakta, cephenin neresini zorlarsa zorlasın karşısında Türk'ten bir duvar bulmaktadır.
CEPHEDE MİLLÎ MÜCADELE serisinin ikinci kitabı olan Büyük Taarruz 'u da en yoğun duygularla okudum bitti. İlk kitabın bittiği yerden Türk'ün kutsal isyanını okumaya devam ediyoruz. Her satırı emek dolu, her sayfası mücadele kokuyor. Derin bir araştırma ve ayrıntılı saha analizleriyle kaleme alınmış olması da kitabı daha etkileyici kılıyor. Özellikle bazı bölümleri okurken boğazım düğümlendi, göz yaşlarıma hakim olamadım.
Bu VATAN KOLAY KAZANILMADI.. Bastığımız, baktığımız, gördüğümüz, göremediğimiz her karış toprakta atalarımızın ve şehitlerimizin kanları var. Parçalanan bedenleri var.
Bu kitabı okuduktan sonra: Birinci Dünya Savaşı'nın sadece Osmanlı'ya karşı yapıldığı, dünyanın yalnızca bizim etrafımızda döndüğü yanılgısından kurtulup Milli Mücadele 'nin aktörlerinin hepsinin bizden başka da dertleri olduğunu net bir şekilde anlıyoruz. Ve bu kitabın sonunda görüyoruz ki, Milli Mücadele 'nin tüm yükünü omuzlayan Mustafa Kemal Paşa sadece iyi bir asker değil, aynı zamanda sabırlı ve zeki bir satranç oyuncusu, bir stratejisttir.
Sakarya’da uçurumun eşiğinden dönen bir millet nasıl oldu da 11 ay sonra 200.000 kişilik Yunan ordusunu önüne katıp denize döktü, İngilizlerin karşısına dikilebildi? Sakarya’nın başarılı kumandanı “Deli” Halit Bey neden Büyük Taarruz’un cephedeki vurucu kadrosu içinde yer almadı? Başkomutanın karargâhında sahiden de casus var mıydı? Sovyet yardımlarının ardında nasıl bir diplomasi savaşı vardı? Fransızların güney Anadolu işgaline son veren Ankara Antlaşması’nın ardında hangi dinamikler