10/10
·210 syf.··
2026 4. kitabı
Ana karakterimiz Fugui, bütün servetini bir kumar masasında kaybeden bir mirasyedi olarak karşımıza çıkıyor. Bu kırılma noktasından sonra hayatında gerçekleşen her şey tam bir trajedi: yoksulluk, savaş, devrim... Tüm bunlar yetmezmiş gibi, sevdiği herkesi teker teker kaybetmeye başlıyor. Bu kayıplar Fuguiyi bambaşka bir insana dönüştürüyor. Başlangıçta kibirli ve umursamaz biriyken; acıların içinden geçerek mücadeleci ve sarsılmaz bir karaktere evriliyor. Aslında Fuguinin bu değişimine, büyük ölçüde, Çin'in o dönemki despot siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümü neden oluyor. Kitap, Mao dönemi Çin'inde geçiyor; "Büyük İleri Atılım" projesinin halk üzerinde yarattığı tahribatı ve eşitlik vaat eden bir rejimin, sırası gelince halkı nasıl baskı altına alabildiğini çok net bir şekilde aktarıyor. Kitabın ana teması aslında tek bir kelimede gizli: Mücadele. Hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde "Yaşamak nedir?" diye sorguluyoruz Sahip olduklarımızı beğenmeyip "Bu da yaşamak mı?" diyerek isyan ediyoruz. Oysa bazen insanın en büyük başarısı, sadece hayatta kalabilmektir. Hayat bazen sadece nefes alıp vermekten ibaret kalabilir. Herkesin Fugui kadar ağır savaşları olmayabilir ancak her yaşam kendi içinde bir mücadele barındırır. Fuguï'nin yaşadıklarının yarısını bile yaşamamışken yaşadıklarımıza dayanamıyor kaçmak veya yok olmak istiyoruz. Buradan bakınca anlıyoruz ki asıl mesele zorluğun derecesi değil, o zorluk karşısında nasıl bir duruş sergilediğindir. "insan bazen hiçbir şey için değil, yaşamak için yaşar"
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·210 syf.·
2020 648. kitabı
Yaşamak kitabı sanırım Çin edebiyatından okuduğum ilk eser oluyor fakat özellikle Yu Hua kitaplarıyla devam edeceğim gibi görünüyor. Çin edebiyatı deyince size ne ifade ediyor bilmiyorum ama bana hep çok uzak, çok yabancı gelmiştir. Fakat Yaşamak eseri gerek konusuyla evrensel bir niteliğe sahip olduğu kadar, sade ve akıcı anlatımıyla da samimiyetini okurlara rahatlıkla aktarabiliyor. Zengin ve varlıklı bir ailenin oğlu olan ana karakterimiz Fugui'nin ailesinin tüm servetini hovardalık ve kumarla tüketmesi, bunun yanında Mao döneminde Çin'de uygulanan devlet politikalarıyla halkın daha zor günler yaşaması üzerine kendisinin ve ailesinin yaşamış oldukları hayatın zorlukları kitabın ana konusunu oluşturuyor. Fugui'nin kendi hataları ve devletin vatandaşlarına sunduğu hayat sonrası Fugui öyle bir yaşam sürüyor ki resmen insan "yaşamak" kelimesinin anlamını sorgulamak zorunda kalıyor. Yaşamak nedir; sadece sağ kalmak mıdır, ölmemek midir, bir insan yaşamına ne kadar acı sığdırabilir, ne zamana kadar ayakta kalır ne kadar dayanabilir, ölmüyor diye yaşıyor kabul edilebilir mi? Hakikaten "Yaşamak" nedir? Eser bir noktadan sonra öyle ağır bir dram içeriyor ki bazı yerlerde yutkunmakta bile zorlandığımı hissettim. İnsanın başına bir felaket geldi mi sürekli üstüste gelir ya hani, peki bu felaketler bütün bir ömür sürerse insan ne yapar, nasıl dayanır... Sözlerime son verirken bu kitabı çok beğenerek okuduğumu, çok akıcı ve her seviyeden okurun rahatlıkla okuyabileceğini belirtmek istiyorum. Kalın sağlıcakla
İnceleme
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
9/10
·210 syf.··
2026 1. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:23
Çin toplumunun geçmişini yansıttığını düşündüğüm gerçekçi bir roman Yaşamak. Türk filmi tadında dramatik ve zaman zaman insanı ciddi anlamda duygusallaştıran sürpriz olaylarla ilerleyen başarılı şekilde kurgulanmış bir eser. Yaşamak nedir? sorusunu gerçekten sorduruyor, tavsiye ediyorum herkese.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
okuyucuya trip atan katil+deus ex machina hürmetine dönen kurgu
1/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
·
137 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:43
Merhabalar, ben Sülde. Oyuncak Müzesi yazardan okuduğum ilk kitap dolayısıyla bu kitap, yazarla tanıştığım kitap oldu. Keşke olmasaydı. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Kitap Yerme Geceleri formatında kitabı toplam 3 saat boyunca eleştirdiğim podcast'e ulaşmak için linke tıklayınız; Birinci Kısım: youtu.be/AjVkDd1RzkA İkinci Kısım: youtu.be/YnsXE_ZNtL8 Kanal adım: benSülde Başka kitapların yerme videoları da mevcut! 1) Deus Ex Machina Deus Ex Machina nedir? Karakterlerin bir olaydan tanrısal bir müdahale ile kurtulmasıdır kısacası. Ededbiyat ve sinema sektörünce 'zayıf yazarlık' eleştirisi yapılırken kullanılır. Bu kitap da buram buram Deus Ex Machina kokuyor. Ne hikmetse katilimiz için şans daima yaver gidiyor. Birisini mi öldürecek? Kameralar yok ya da çalışmıyor, oradan kimse geçmiyor, polis soruşturmuyor, DNA örneği alınmıyor. Yahu çok komiktir, bir noktada Nate-Rose Cierra ikizlerinin evine gidiyor parti için ve orada üç kişiyi öldürecek. Üst kata çıkıyor ve banyodaki dolaptan insanların sindirim sisteminden kanına 5-10 dakikada karışabilecek bir kimyasal (yazar o kadar tembel bir yazarlık örneği sergilemiş ki bize ne olduğunu bile söylemiyor) bulup shot bardaklarına atıyor. Yani sen ilk defa gittiğin bir evde orada ilaç bulacağını nereden bildin, öyle bir kimyasal olmasaydı o insanları nasıl öldürecektin? Yok, hiçbir cevap yok. Çünkü Deus Ex Machina!!! 2) Çehov'un Silahı Çehov der ki eğer bir oyunun ilk perdesinde duvarda bir silah asılıysa oyunun ikinci perdesinde o silah patlamalı. Meali: sen bir karakter, olay ya da özellikten bahsediyorsan bunun kurguda işlenmesi ya da yararlı olması gerekir. O zaman Oyuncak Katili'nin Lexa'nın evine girip çıkıyor olmasının olayı
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,771 okunma
10/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:08
ANA-PEARL S.BUCK,256 sayfa Elimdeki kitabın şu an baskısı yok ve bana da çok sevdiğim bir arkadaşım sahaflardan bularak hediye etti,şiddetle okumamı istedi. Kitap 1970 yılı,beşinci basım,yaprakları sararmış ve hafif yıpranmış ama yaşanmışlıklarla dolu.Kitabın ilk sayfasının sağ tarafında çevirmen Mebrure Sami’ye yazarından gelen teşekkür ve içtenlikle yazılmış bir mektup,sol tarafında da çevirmene özel gönderdiği fotoğrafı var. Pearl S. Buck (1892 - 1973), Çin'de büyüyen ve bu deneyimlerini eserlerine yansıtan Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Amerikalı kadındır. Romanlarıyla Çin kültürünü Batı'ya tanıtan yazar, aynı zamanda kadın hakları ve Asyalı çocukların evlat edinilmesi konularında bir insan hakları aktivistiydi. Misyoner ailesinin görevi nedeniyle bebek yaşta Çin'e gitmiş, hayatının ilk kırk yılını orada geçirerek Doğu kültürünü ve kırsal yaşamı yakından gözlemlemiştir. Kitabın arka kapağında”Bu eseri okurken Çin’i unutacaksınız. Gözünüzde canlanacak olan bir Çinli ana değil, bir Anadolu anası olacaktır… İsmini bile söylemeyen bu adsız ana zaten doğrudan doğruya analığın canlı bir heykelinden başka nedir ki” diye yazıyor. Evet bu yazı olmasa bile okuduklarımız bize hiç yabancı değil.Kadın her yerde kadın,ana ,ama Anadolu kadını olmak,Uzakdoğu,Ortadoğu kadını olmak başka… Pearl S. Buck ‘ın Ana adlı romanı, feodal Çin’de yaşayan yoksul bir köylü kadınının evliliğinden, kaynanalık dönemine kadar uzanan yaşam mücadelesini ve derin annelik duygusunu konu alır. Yazarın isimsiz bıraktığı bu karakter üzerinden, toprağa bağlılık, yoksulluk, kültürel gelenekler ve kadının toplumdaki ezilmişliği evrensel bir dille anlatılır. Yazarın anaya isim vermemesi de bu yüzdendir.O,tüm dünyadaki kadınları,anaları temsil etmektedir.Çünkü dünyada nerede
AnaPearl S. Buck · Remzi Kitabevi · 2006941 okunma