Kravat takmış bir çınar ağacı, Bize geçmişten mektuplar okuyor. Zarfın içinden sadece bir deniz kabuğu ve yağmur kokusu çıkıyor.
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır...’ Sezai Karakoç
Reklam
Sanatın şahidi ve çekirdeğin aynası
Bir sarayın duvarına asılmış harika bir harita düşün ki o haritanın her bir köşesinde koca bir memleketin yolları nehirleri ve şehirleri milimetrik bir hassasiyetle çizilmiş olsun. Akıl sahibi hiçbir insan o muazzam haritanın kendi kendine oraya çizildiğini veya mürekkebin tesadüfen dökülerek o kusursuz yolları oluşturduğunu iddia edemez zira haritadaki her bir çizgi arkasındaki yüksek bir coğrafya ilmini ve mahir bir ressamın elini ilan eder. İşte aynen bu misal gibi koskoca bir çınar ağacının bütün dalları yaprakları meyveleri ve geleceği tırnak kadar küçük ve kuru bir çekirdeğin içine o muazzam harita gibi sığdırılmıştır. O kuru odun parçası andıran çekirdeğin içinde koca bir ağacın kader programını yazmak ve onu toprağın altında şaşırmadan büyütmek ancak kainatı tek bir nokta gibi gören o sonsuz ilim ve mutlak kudret sahibi olan Allah'ın sanatı olabilir. İnsan kalbi de bu kainat sarayındaki en harika en derin haritadır ve her bir zerre üzerindeki parıltıyla o baki sanatkarın isimlerini yansıtır. Sen aynadaki o geçici ışıklara takılıp kaldığında haritayı sadece bir kağıt parçası sanıp arkasındaki o muazzam mülkün sahibini unutmuş olursun oysa fani olanın solması bakışını o sönmez güneşe çevirmen için kalbine dokunulan şefkatli bir ikazdır. Elif gibi dik durup hakikatin peşine düşen bir ruh kendi acizliğini ve fakirliğini anladığı an bir vav gibi bükülerek o sonsuz rahmetin önünde eğilir ve gerçek hürriyete kavuşur. Dünyayı ve onun içindeki fani mahbubları o baki olanın namına ve birer ilahi sanat eseri olarak sevdiğinde kalbindeki o kırılgan cam parçaları elmas bir hakikate dönüşür ve her bir sevdiğin ebedi birer dost olur. Bismillah diyerek adımladığın bu hayat basamaklarında karşına çıkan her bir darlık ve her bir zorluk aslında o çekirdeğin toprak altında
'... hiç bir anlamı olmamağa bulanmış sözlerin gölgesine savrulup, yokluğun kıyısından gelen esintiye hayretle daldık... duvarda çentikler arttı ve hayâl güçlendi, varlığım siliklestikçe. uzaklaşmakla büyüdü Kaf Dağı, küçüldükçe adımlarım, bilinmezliğin ağı sarmaladı düşünceleri... yine de görebilen gözle süzüldü yol, toprağın ve çınar yapraklarının okuduğu şarkılar aydınlattı dağı... gizliden ve ses olmadan...' youtu.be/epMJSpDpG_A?si=...
Kadınlar Allah'ın emanetidir
Kadın, bir hayattır, nazik bir çiçektir, Ona sert dokunmak, kalbini deşmektir. Bir tatlı tebessüm, bir tatlı sözüyle, Kadının dünyası sevgiyle büyümektir. Kırma o zarif kalbi, incitme sakın, Her zaman merhametle, saygıyla yakın. Kadına değer vermek insanlık şiarıdır, Onun mutlu gülüşü, ömrün baharıdır. Saran bir çınar gibi, gölgenle koru onu, Güven veren bir kalptir her derdinin sonu. Sahiplenmek demek, cana can katmaktır, Onunla bir ömrü huzurla yaşamaktır. Fırtına kopsa bile, ona siper olmalı, Kanatların altında her an huzur bulmalı. Koruyup kollamakla yücelir her bir yürek, Kadına sevgi sunmak, her erkeğe gerek...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Şiir
Bazı insanlar vardır; bir baharın hükmünü, vakitsiz düşmüş tek bir yaprağın mahzunluğuna teslim eder. Gül bahçesine girerler, bülbülün asırlık hasretini duymazlar; yalnızca bir dalın gölgesine takılıp kalırlar. Hâlbuki bahar, kusursuz çiçeklerin değil; kışın soğuğunu sabırla taşıyabilmiş dalların omzunda açar. Ben eski zamanlardan kalma bir çeşmenin kitabesinde okumuştum bunu. Mermeri aşındıran su, güzelliğinden bir şey kaybetmezmiş. Aksine, yılların eli değdikçe daha derin bir ses kazanırmış. Çünkü hakiki kıymet, zamandan sakınmakta değil; zamana rağmen ayakta kalabilmektedir. Ne tuhaftır; ayın yüzündeki gölgeyi ezbere bilenler, geceleri aydınlatan nurunu unutuyor. Narın çatlayan kabuğunu konuşuyorlar, içindeki binlerce yakut tanesini değil. Deniz kabuğunun sertliğine hüküm veriyorlar, bağrında büyüttüğü inciyi görmeden. Sonra da buna bakış diyorlar. Oysa insan dediğin şey biraz çınardır. Köklerinde fırtınalar uyur, dallarında mevsimler konaklar. Gövdesinde yılların açtığı yollar bulunur. Hiçbir çınar, üzerinden geçen rüzgârların hesabını tutmaz. Çünkü vakarı, kusursuzluğundan değil; gördüğü onca mevsime rağmen göğe uzanabilmesinden gelir. İşte bu yüzden artık bahçelere başka gözle bakıyorum. Bir yaprağın eksildiği yere değil, ağacın hâlâ göğe nasıl tutunduğuna. Bir kandilin camına sinen islere değil, karanlığı nasıl dağıttığına. Zira güzellik dediğimiz şey, kusursuz bir surette değil; eksiltmeye çalışan bütün bakışlara rağmen ışığını muhafaza edebilen bir ruhta saklıdır. #Şeyda Keren
Edebiyat
Reklam
Reklam