7/10
·144 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 10:19
Ruhun patikalarında yolculuğa çıkmak isteyenler için eğitim üzerine yazılmış bir deneme. Çocukların her biri tıpkı çiçekler gibi farklı özelliklere sahip ve biricik. Bizler onlardan rengarenk tarhlar yaratabilirken onları birer çiçek mezarlıklarına dönüştürmemek adına bu çiçeklerin sesine kulak vermeli, kendi yollarını çizebilmelerini ve kendi ruhlarını bulmalarına olanak sağlamalıyız. "Karşınızdaki çocuk; bir yaban mersini, papatya, gündüzsefası, cennetkuşu çiçeği, gelincik, gök sarmaşığı ya da yeşil kanatlı yabani orkide olabilir. Hepsinin farklı ihtiyaçları, farklı hassasiyetleri vardır.” Önemli olan bu hasasiyetleri göz önünde bulundurarak davranabilmek. Onların ilgi alanına, duygularına saygı duymak, bizleri de saygınlaştırır. Çünkü; “Duygular tutkal gibidir, herkesi birbirine yaklaştırır.” Bizler çocukların üzerinde yetişkin rolünü bir gardiyan ya da yön levhası olarak değil; gölgesinde nefes alınacak bir "ulu çınar", bir "yönder" veya bir "bilge" olarak görmeliyiz. Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları, eğitim sisteminin çarkları arasında kaybolan çocuk ruhunu yeniden yeşertmek isteyen her öğretmenin, anne-babanın ve en önemlisi kendi içindeki çocuğu hâlâ yaşatan her bireyin başucunda bulundurması gereken zamansız bir eser. Coşkuneri bize, çocukları şekillendirilmesi gereken birer hamur olarak değil, açmasına alan açılması gereken birer kır çiçeği olarak görmemizi fısıldıyor. Yapılması gereken çok basit. Sadece yüreğinizi açın ve size güvenmelerini sağlayın. Kitapla, kasvetli çiçek mezarlıklarıyla değil rengarenk çiçek bahçelerinde sevgiyle kalın.
Çocuklar ve Çiçek MezarlıklarıTuğba Coşkuner · Cezve Kitap Yayınları · 20191,935 okunma
Geciken Modernleşmenin ve Çöken İmparatorluğun Kusursuz Otopsisi
9/10
·335 syf.··
2026 25. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 06:21
​İlber Ortaylı’nın bu devasa eseri, lise sıralarından beri zihnimize kazınan klasik tarih ezberlerini bozan, koca bir imparatorluğun masaya yatırılıp sosyolojik, iktisadi ve kurumsal anatomisinin çıkarıldığı soğukkanlı bir otopsi raporudur. ​Peşinen belirtmek gerekir ki; bu eser bir edebi kurgu yahut sıfırdan tarih öğrenmek isteyenler için yazılmış popüler bir giriş kitabı değildir. Kitabın dili ve kurgusu, okurun asgari düzeyde bir Osmanlı tarihi iskeletine sahip olduğunu varsayar. Tarihsel olayları kronolojik bir sırayla alt alta dizmek yerine; eğitim, bürokrasi, Balkan ulusçuluğu gibi tematik başlıklar üzerinden ilerler. Kimileri için "dağınık" gelebilecek bu durum, aslında olayların sadece ne zaman olduğunu değil, neden ve nasıl olduğunu anlamak isteyen analitik zihinler için kitabın asıl gücünü oluşturur. ​Eser, Tanzimat döneminin "görkemle açılıp rezaletle kapanan" bir süreç değil, kelimenin tam anlamıyla bir trajedi olduğunu yüzümüze vurur. Midhat Paşa, Âli Paşa ve Ahmed Vefik Paşa gibi devlet adamlarının, çöken devleti ayakta tutmak için muhafazakâr dirence ve cehalete karşı verdikleri insanüstü mücadele, muazzam bir aydın çilesidir. Fransız İhtilali'nin milliyetçilik rüzgârlarına karşı icat edilen "Osmanlılık" mefkuresinin ölü doğmuş bir hayal olduğunu, herkes kendi devletini kurarken bu ulusçu düşünceyle en geç tanışan ve enkazı sırtlanan asli unsurun Türkler olduğunu Hoca'nın o nesnel ve keskin kaleminden okumak ziyadesiyle ufuk açıcıdır. ​Yakın zamanda ebediyete uğurladığımız büyük çınar İlber Hoca'yı rahmetle anıyorum. İmparatorluğun asıl çöküş marazlarını, değişen kurumları ve o ağır devlet aklını kavramak isteyen herkesin omuzlaması gereken eşsiz bir rehber.
Tarih
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılıİlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 20172,916 okunma
Reklam
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Şermin Yaşar ile İlber Ortaylı'nın ortak yazdığı bu eseri ilk gördüğümde çok heyecanlandım ve hemen temin ettim. Okudukça kendimi Topkapı Sarayı'nın bahçesinde çınar ağacının tepesinden şamaroğlanı izliyormuşum gibi hissettim. Çınar ağacına ağlaya ağlaya sarılışını, Lalasının peşinden koşuşunu, saray yıkılacak korkusuyla tüm saray ahalisiyle konuşmalarını, şehzadeyle hasbahçede çiçeklerin arasında dolanışını, padişahı tanımadan sitem edişini, büyüyüşünü, kınalı serçe olma yolundaki tüm aşamalarını... Bir çocuk kitabından çok daha fazlasını yaşatıyor bize 2 usta yazar. İlber Ortaylı'nın Osmanlı'ya, dönemin şartlarına dair açtığı bilgi pencereleri okurken öğrenmeyi ve daha çok öğrenme isteğini sağlıyor. Kitabı okudukça İlber Ortaylı'nın dünyamızdan göç ettiği gerçeği sıklıkla kalbime ok gibi saplandı. Fakat bize böyle güzel eserler bıraktığı için içimde çok büyük minnet oluştu. Her yaştan insanın okuması ve daha nice insana okuması için hediye etmesi, evlatlarına okutarak uzun uzun sohbet etmesi gereken bir eser...
Kınalı Serçeİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20251,768 okunma
Saklıca
Puan vermedi·328 syf.··
2026 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:46
Saklıca Havva Çetiner Selam kitap dostlarım Size nostaljik ,kasaba hikayesi ile geldim . Kitabı genel olarak sevdim. Karakterlerin yaşadığı aşk, fedakârlıklar ve çocukluk anılarına dair sahneler oldukça güzeldi. Özellikle dostluk bağlarının güçlü işlenmesini çok sevdim. Hikâye, Sami Ata'nın sevdiği kız Narin'in başka bir şehre okumaya gitmesiyle başlıyor. Sami Ata, küçük kasabanın terzisi; hayatın içine erken yaşta atılmış, çalışkan bir genç adam. Narin ise okul birincisi, doktor olmayı hayal eden başarılı bir genç kız. Sami Ata'nın Narin'e olan sevgisi öyle sıradan bir sevgi değil; yıllara meydan okuyan, sabırla bekleyen bir aşk... Narin'in hayatta yalnızca babaannesi vardır. Kasabadan ayrılırken hem babaannesini hem Sami Ata'yı hem de arkadaşlarını geride bırakmak onun için oldukça zordur. Yıllar boyunca babaannesine, arkadaşlarına ve özellikle Sami Ata'ya mektuplar göndermeye devam eder. Ancak gidişinden beş yıl sonra Sami Ata'ya gelen bir mektup, onun hayatını tamamen değiştirir. Bu mektubun ardından beş yıl daha geçer. Sami Ata, arkadaşlarının ısrarı ve annesinin vasiyeti üzerine evlenmeye karar verir. Fakat nişan günü, yıllardır unutamadığı kadın kasabaya geri döner. Üstelik yanında elinden tuttuğu küçük bir oğlan çocuğu vardır... Bundan sonra yaşanacaklar hiçbir karakter için kolay olmayacaktır. Kitap boyunca birçok sır ve gizem vardı. Ancak beni üzen bir noktadan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Hikâyede çok fazla yan karakter bulunuyor ve hepsinin birbirleriyle çok güzel bağları var. Fakat bu karakterleri daha ayrıntılı okumayı isterdim. Sanırım yazar, yan karakterlerin baş karakterlerin önüne geçmesini istememiş. Yine de onlara ait birkaç özel sahne görmek hoş olurdu. Bu yüzden bazı yan karakterlerle istediğim kadar bağ kuramadım. Özellikle kitabın sonunda öyle
1000Kitap
SaklıcaHavva Çetiner · Ulysses Yayınları · 202517 okunma
Ah Min-el Aşk
Puan vermedi·95 syf.··
2026 219. kitabı
Bu haftayı sadece Ferit Edgü okuyarak geçirmeme sebep olan o şiir kitabı... Şiirini hayli sevdim. Açık, sade, anlaşılır ve aynı zmaanda çok katmanlı, derin oluşuyla beni kendine çekti. Doğaya olan tutkusu ise bir bakışta anlaşılıyor. Öyle ki gürül gürül akan bir nehrin yanındaymışçasına hissettiren güçlü şiirleri var(mış). En sevdiğim alıntılar ise şöyle: Derin soluyuşlar Yordu beni. Benim gönlüm Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık Bir türkü gibisin bende. Ezgisi dudaklarımda Sözcükleri unutulmuş. Bir çırpıntı gibidir yüreğimde yazılı adın. Nicedir yaşamayı unutmuş gibi yaşıyorum
Ah Min-el AşkFerit Edgü · Ada Yayınları · 1984531 okunma
Eğer
10/10
·28 syf.·
2026 84. kitabı
Hafize Çınar Güner’in Eğer adlı kitabı, çocukların dünyasını anlamaya davet eden sıcak ve düşündürücü bir resimli öykü kitabı. Yazar, yetişkinlerin zamanla unuttukları çocukluk deneyimlerini hatırlamalarını sağlayarak çocuklara yönelik beklentileri sorguluyor. Kitabın temel sorusu olan “Büyükler kendi çocukluklarını unutmasalardı ne olurdu?” düşüncesi, eserin merkezinde yer alıyor. Sade dili ve Burcu Yılmaz'ın etkileyici görselleriyle özellikle okul öncesi ve erken ilkokul dönemindeki çocuklara hitap eden kitap, empati, çocuk hakları ve kendini ifade etme gibi önemli temaları işliyor. Ayrıca eser yalnızca çocuklara değil, ebeveynlere ve eğitimcilere de sesleniyor. Çocukların duygu ve düşüncelerine kulak vermenin önemini hatırlatırken, yetişkinleri çocukların gözünden dünyaya bakmaya davet ediyor. Eğer, güçlü bir olay örgüsünden çok verdiği mesajla öne çıkan, çocuklarla anlamlı sohbetler başlatabilecek nitelikte bir kitap. Bu yönüyle hem çocuk edebiyatı hem de değerler eğitimi açısından dikkat çekici ve okunmaya değer bir eser. Ayşe Can Eğer Hafize Çınar Güner Burcu Yılmaz
1000Kitap
EğerBurcu Yılmaz · Nesin Yayınları · 202117 okunma
Reklam
Reklam