us | 2025 | 5/9 | etik
emretimur.com/2025/07/us-2025... önce düzenli bir şekilde tüm haritayı çizeyim, sonra serbest sohbete geçeriz. ahlakın kurgusal ve kılgısal yanları var. bazılarımız iyi insanlardır ve onların iyi insanlar oluşu kadın-erkek, zengin-fakir, dindar-dinsiz, yaşlı-genç, eğitimli-eğitimsiz oluşlarından ileri gelmez. tıpkı tezcanlılık ya da korkaklık, gevezelik, utangaçlık gibi ahlaklılık da doğuştan gelir ve eğitimle pek değişmez. insanları kötü insan yapmaya götüren saikler aşırıya varan yoksulluk eksenindedir. yani açlık ortadan kalktığı sürece tüm insanlar rastlantısal olarak iyidir ya da kötüdür. işin kılgısal kısmı böyle. biz kurgusal kısmını konuşacağız ve bu konuşacağımız felsefi tartışmaların insanın iyi olmasıyla en ufak bir ilintisi yoktur. masada konuşulur, sonra hayat aynen devam eder. hasılı, sokakta, otobüste, mecliste insanların iyi veya kötü oluşu kurgusal temelli değil, refleks ve eğilimdir; hiç değilse bilişsel değildir. “niçin ahlaklı olmalıyım?” sorusunun cevabı yoktur! evet, yoktur! allah yakar, bir ahlak motivatörü olamaz, o korkudur. hapse girme riski korkudur, toplumun iyiliği için de ahlaklı olunmaz bunu söylemek sorunu çözmez, bir kademe öteye iteler; öyleyse toplumun iyiliğini niçin istiyoruz? tekrar ediyorum, kurgusalı tartışıyoruz; günün sonunda insanların iyidir, bazıları değil ama niçin ahlaklı olunması gerektiğinin cevabı mevcut değildir. “uzayda uçuşan atomlar isek, bir çocuğu öldürmek niçin kötü?” “toplum cezalandırır.” “ya kimse görmezse?” “insanlık adına kötü” “o ne ki? insanlık bir atom yığını.” “içinde bir vicdan var.” “onu susturabilirsem, sorun kalıyor mu?” “…” bu “niçin?” sorusu idi. ahlaklı olasımız gelir ve niçin geldiğini bilmeyiz. muhtemelen binlerce yıllık evrimsel bir kalıntıdır bu his ama yok da
Felsefe
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Türkiye’de pek çok çocuk, genç kız, kadın aynı insanlık ayıbının kurbanı oldu; kimi yaşamını olay sırasında yitirdi ve dünyadan giderken başına gelen felaketin şokunu yanında götürdü, kimi de yüreğinin orta yerine açılan yaranın üstünü örtüp saklarken benliğini de yok etmeyi sürdürüyor. 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan, uğradığı acımasız saldırı sonucu yaşamını yitirenlerden bir candı ve onun başına gelen bu felakete üzülürken, hâlâ aynı şeyleri tartışıyoruz; erkekler neden tecavüz eder? Türkiye Psikiyatri Derneği'nden Ruh Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Şahika Yüksel, şunları söylüyor: “Tecavüzü biz en ağır, en sorumsuz davranış olarak değerlendiriyoruz; bu doğru. Ama erkeklerin tecavüz eylemi, cinsel tecavüzden başlamıyor. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, kadınların haklarını hiçe saymak, ayrımcılık, bunların her birinin yapılmasının mübah olabildiği, normalleştirildiği durumlarda, tecavüze de sıra gelebiliyor. Yani tecavüz ya da zarar verebilme potansiyeli daha yüksek durumlar söz konusu olabiliyor. Tecavüzü erkekler niye yapar? Erkekler, hormonal nedenlerle cinselliklerini kontrol edemezler diye bir şey yok. Sokakta yürüyen bir erkek birdenbire bir kadına tecavüze girişmiyor. Uygunsuz bir davranış olduğunu bildikleri için bunu gizli, örtülü ve başkalarının duymayacağı şekilde yapmaya çalışıyorlar… Tecavüz bir cinsel eylem değildir. Tecavüz bir saldırganlıktır. Yenmektir. Bir nesneyi ki kadın da burada nesneleştirilmiş oluyor, elde etme, kazanma, iktidar sahibi olma gücünü gösterir. Ve bundan da zevk duyan insanlar olabilir… Cinselliğin tabu, ayıp olarak görüldüğü, evlilik öncesi kadınlar için cinsel yakınlıkların günah, ayıp görüldüğü kültürlerde ortamlarda, cinsel saldırılar daha çok gizli kalır. Tecavüzcüler bunu bilir ve kadını,
ATEİZMİN KENDİSİ DE BİR DİNDİR
Karl Marx-Friedrich Engels. Marksizm, dine karşı savaşımda siyasal açıdan ılımlı, felsefi açıdan radikaldir. Dine karşı siyasal açıdan savaşmayı değil, esas olarak dini doğuran ekonomik-siyasal-kültürel koşulların ortadan kaldırılmasını savunur. Dolayısıyla yoksulların dini bayrak edinmesine bakarak, bu insanları ‘cahil’, ‘kültürsüz’ vb. diye eleştirmek yerine, toplumsal koşulları değiştirme mücadelesini merkeze koymak, dinsel kaderciliğe karşı en etkin yoldur. Dünyada birçok Marksist, ateist olduğunu ileri sürüyor. Oysa ateizm, esas olarak burjuva felsefesinin bir unsuru, bütün dinler karşısında nötr olmayı öngören burjuva eşitliğinin bir önkoşuludur. Bu nedenle, sol camiada ateizm konusunda yaygın bir bilgisizlik vardır. Ve solcuların büyük çoğunluğu, komünistler ile ateistler arasındaki bazı farklılıklardan habersizdir. Marx ve Engels’in ateizme yönelik eleştirileri de bilinmez. Din ve ateizm üzerine tartışmalar, Alman Aydınlanması içinde önemli tartışma konularından biri olmuştur. Marx ve Engels de gençlik dönemlerinde bu tartışma sürecini yaşarlar. 1835 yılında David Friedrich Straus’un (1808-1874) İsa’nın Yaşamı adlı eseri yayınlanır. Bu eserin yayınlanması büyük bir olay yaratır. Yaşlı Hegelciler, bu eserin ateizmi savunduğunu ileri sürerler ve devletin müdahale etmesi gerektiğini savunurlar. Fakat devlet müdahale etmez, tartışma devam eder. O dönemde hem yaşlı hem genç Hegelciler, bizzat kendi felsefelerinden çıkan sonuçların bilincinde değillerdi. Bazı Genç Hegelciler de, ateist suçlamalarını ilkin ret etmişlerdir; kendilerini Hıristiyan ve Protestan olarak adlandırdıklarını beyan ederler. Ne var ki, birkaç yıl sonra, bir bildiri yayınlayarak ateizm suçlamalarını kabul ederler. Tartışmalar devam eder; 1842 yılında, genç Hegelciler, “ateist ve cumhuriyetçi”
Eklektik Siyaset Kuramı Başlıklı Doktora Tezim
Tezimde kullandığım kaynaklara dair kaynakça aşağıdaki şekildedir. İlgilenenlere duyurulur: 1. KİTAPLAR Abbott, Andrew, Disiplinlerin Kaosu, Çeviren: Sabri Gürses, Küre Yayınları, İstanbul, 2009. Acar, Mustafa, Demir, Ömer, Sosyal Bilimler Sözlüğü, Adres Yayınları, Ankara, 2005. Adanır, Oğuz, Baudrillard, Say Yayınları, İstanbul, 2010. Adıgüzel, Muhittin, Küresel Rekabet Gücü: Türkiye İçin Sistematik ve Eklektik Bir Yaklaşım, Nobel Yayın, Ankara, 2011. Akarsu, Bedia, Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkilap Kitabevi, İstanbul, 1988. Akay, Ali Postmodernizmin ABC’si Say Yayınları, İstanbul, 2013. Akkaya, Mehmet, Felsefenin Evrimi Belge Yayınları İstanbul 2013. Alatlı, Alev Schrödinger’in Kedisi: Kabus Boyut Yayınları İstanbul 2000. Althusser, Louis, Filozof Olmayanlar için Felsefeye Giriş Çeviren: İsmet Birkan, Can Sanat Yayınları, İstanbul 2016. Arendt, Hannah, Geçmişle Gelecek Arasında, Çeviren: Bahadır Sina Şener, İletişim Yayınları, İstanbul, 1996. Aristoteles, Atinalıların Devleti, Çevirmen: Göksu Birol, Dorlion Yayınları, Eskişehir, 2017. Ateşoğlu, Güçlü, Çağdaş Felsefenin Macerası 1: Varoluşçuluk, Fenomenoloji, Ontoloji, Belge Yayınları, İstanbul, 2016. Austruy, Jacques, Kapitalizm, Marksizm ve İslam Çev: A.Oktay Güner, Hulbe Yayın, Ankara, 1974.
Doktor MBC Doktora Tezi Kaynakçası
Çağ, Yok Oluş, Benlik, İslam, Roşa
_TARİH ÖNCESİ DEVİRLER_ _İnsanoğlunun ortaya çıkışıyla başlayıp, yazının icadına kadar geçen dönemdir. Taş ve Maden Devri olarak ikiye ayrılır. _1-Taş devri_ _a)- Eski Taş – Paleolitik devir: (M.Ö.2,5 milyon - M.Ö. 12.000) (avcı ve toplayıcı). Karain, Beldibi ve Belbaşı. Paleolitik Döneme ait ilk izlere İspanya’daki Altamira, Fransa’da Laskö mağaralarında rastlanmıştır. Yarımburgaz Mağarası Türkiye’de bilinen en eski yerleşim yeridir. Anadolu’da ki ilk insan izlerin Karain mağarasında bulunmaktadır. _b)- Orta Taş (Yontma Taş) – Mezolitik devir: (M.Ö.12 000 - M.Ö. 9.000) Buzulların erimesiyle iklim koşulları insanların yaşayışına uygun hale gelmeye başlamıştır. Bitkilerle beslenme yaygınlaşmıştır. Ateş bulunmuştur. _c)- Yeni Taş (Cilalı Taş) – Neolitik devir: (M.Ö. 9000 - M.Ö. 5500) Tarım hayatı başlamış ve köyler kurularak yerleşik hayata geçilmiştir. Köpek, koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar bu dönemde evcilleştirilmiştir. Dokumacılık halı vve elbise. İlk anıt mezarlar da bu dönemde yapılmıştır. Yeryüzü geçmişinde en azından beş başlıca buz çağı bulunmaktadır. Günümüzden yaklaşık olarak 18 bin yıl önce en üst noktasına erişen "son buzul çağı" olan vürm bundan yaklaşık olarak 10.000 yıl önce sona erdi ve yerküre ısınmaya başladı. _2-Maden devri: (M.Ö. 5.000 – M.Ö. 3.500) _a-Bakır (Kalkolitik) devri: _b-Tunç devri: _c-Demir devri: İnsanlık tarihinin ilk en önemli buluşu sayılır. Madeni parada ilk kez bu dönemde kullanılmıştır, bu da ticareti canlandırmıştır. Beldibi, belbaşı, hacılar, Truva, alişar, Alacahöyük. ****** _TARİHİ ÇAĞLAR_ _Avrupa tarihi, 3 döneme ayrılır. Antik Çağ, Orta Çağ ve Yakın Çağ. _1- İlk - Antik Çağ: İnsanlık tarihinin başlangıcından Orta Çağ'a kadarki zaman. _2- Orta Çağ (Karanlık): Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşü ile başlayıp Rönesans
Edebiyat