Yol uçurumu / Aybüke Akgül
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Yoldur hem harekete geçiren, hem durduran. Yol karar vermektir. Evden çıkma cesareti gösterenle sessiz bir anlaşma yapar yol. Güzellikleriyle de zorluklarıyla da sınar onu. Güzelliklerine herkes talip olur elbet. Aybüke Akgül, bize yolların uçurumlarını, bir adım ötesini, yanlış bir hareketle olacakları gösteriyor. Onun önümüzde rahatça yürüyüşü, bu yolları defalarca adımladığına bir delil. Korkusuz reflekslerle okura da yolu yürüme cesareti veriyor. Sınırda gezen karakterler de şüphesiz bu yol göstericiden alıyor güveni. Bu yüzden hikayeler biz bitecek derken başlıyor. Hikayeler, bitme noktasında yeniden anlatmaya başlıyor Emil Michel Cioran, Çürümenin Kitabı'nda "Nasıl bir uçurum kusursuzluğuna ulaşmışım ki düşecek yerim bile kalmamış," diyor. Yol Uçurumu'ndaki karakterlerde de aynı durum var. Hayatı artık ciddiye almıyor, onunla şakalaşıyorlar. Bu kitapta en çok Aybüke'nin uydurma, hayal kurmaktaki cesaretini sevdim. Hayal evreninde sınırsızca dolaşmış ama aklın ve vicdanın kapısından hiç çıkmamış. Bu yüzden fantastiğin sınır tanımazlığınının arkasına saklanıp çılgınca dolaşmamış yollarda. Aynı zamanda her bir öykünün meseleleriyle bizi sarsmayı başarmış. Her öykü çok keyifli, okurken hem dil işçiliğinin hem bütün detaylarıyla kurgulamanın hayretini yaşatan öyküler beni mest etti. Her seferinde üzerlerine bu en iyisiydi yazdığım bir sürü sayfa var. Öyküler de şiirler gibi bence. Her okurda yeniden anlam bulabilir. Bu yüzden tek tek bahsetmek yerine şu güzel sstırları bırakarak sizi bu kitabı okumaya davet edebilirim. "Sizin hiç bilmediğiniz adları vardır insanların, Kimsenin haberi yoktur bundan, ben biliyorum. İçimden o adlarıyla sesleniyorum onlara." "Ölüm tohumun neredeyse oradan başlarsın ölmeye." "Keşke, keder içime bir organ gibi
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:48
Emil Cioran'ın "Çürümenin Kitabı" (Orijinal adıyla Précis de décomposition) zihinsel ve psikolojik olarak oldukça yoğun, sarsıcı ve acımasız gerçekleri yüzümüze vuran antinatalist bir kitaptır. Keskin bir nihilizm ve derin bir karamsarlık barındıran bu eserde Arthur Schopenhauer, Albert Camus, Friedrich Nietzsche gibi filozofların görüş ve bakışlarından yer yer fikirler ve atılgan cümleler göreceksiniz. Okunması inanılmaz derecede keskinlik, odaklanma ve düşüncesel metabolizma gerektiren bu eseri okumak halihazırda nöronlarınıza yapışmış kokuşmuş geleneksel ideolojilerin (dinler, siyasi söylemler, felsefi akımlar) yıkılmasına ağır bir ekseriyetle neden olacaktır. Cioran'a göre insanın en büyük trajedisi hayatta bir "anlam" olduğuna inanması ve bu uğurda bir köstebek misali sürekli ilerlemeye çalışmasıdır. Insanlar uğruna olecekleri putlar, dinler, ideolojiler yaratırlar. Fanatikligin anti maddesi olan şüphecilik ve eylemsizlik Cioran'ın en keskin silahıdır. Varoluşun bir hata olmasının, yaşamanın bir çürüme, sabah uyanıldığında ağızda acı bir tat bırakan doğmuş olmanın ve yaşamak zorunda olmanın ve insan olmanın ağır yeknesak cezasını çekmesinin bie trajedi olduğunu söyler Cioran. Schopenhauer' nasıl hiçligin o serin, vurdumduymaz sakın sessizligin içinde rahatlık ve huzur buluyorsa, Cioran da doğmanın, hiçliğin huzurundan koparılıp zamanın ve acının içine atıldığımızı düşünmektedir. Cioran bilinçli olmanın bir mucize değil tam tersine bir biyolojik yıkım olduğunu savunur. Düşünmenin zihinsel düzeyde bir sinapslar savaşı olduğunu, düşüncelerimizin bizi kuytu köşelerde yalnızlıkla bogusturan bir zincir olduğunu savunur. Zamanın insanı yavaş yavaş çürüten, asindiran, tuketen bir canavar; hakikatin tehlikeli bir yanılsama; eylemin, anlamsız bir varoluş sisinde
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·192 syf.··
2026 460. kitabı
Çürümenin Kitabı, modern felsefenin en radikal, ödün vermez ve münzevi düşünürlerinden biri olan E. M. Cioran’ın insanın varoluşsal sefaletini, yanılsamalarını ve inançlarını masaya yatırdığı aforizmatik bir başyapıttır. Yazar, doğmuş olmanın getirdiği o kaçınılmaz trajediyi, tarihin anlamsızlığını, fanatizmin tehlikelerini ve insanın kendi yarattığı putlara tapma eğilimini sarsıcı, şiirsel ve alabildiğine karanlık bir nihilizmle çözümler. Toplumsal maskeleri, yüzeysel iyimserlikleri ve insanı ayakta tutan tüm o kutsal yalanları acımasız bir dille yıkan bu eser, okuyucuyu hayata dair beslediği tüm umutlarla yüzleştiren, bilincin sınırlarını zorlayan ve insan ruhunun en derin dehlizlerine fener tutan zamansız bir başucu kitabıdır.
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 445. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:22
Stoacılığı benimseyen veya ilgi duyan herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Nietzsche'nin gelenekçi din anlayışını reddeden tavrı, Augustinus'un tanrı olan inanışı. Ve Nietzsche’nin üst insan formülü birleşmiş gibi :)
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜzerineEmil Michel Cioran · Opus Yayınları · 19982,893 okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 1. kitabı
·
103 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:33
Başlangıçta intihara bakış açısı ve hiççi düşüncesinden kaynaklı çok hoşlanmadığım bir kitaptı daha sonrasında aslında sorgulamaktan çoğu zaman fazlasıyla korktuğumuz için adını bile anamadığımız şeyleri sorguladığı ve toplumun çoğu kesimi tarafından zehirli ilan edilebilecek düşünceleri korkusuzca ve cüretkarca açıkladığı için fazlasıyla beğendiğim ve takdir ettiğim bir kitap oldu. Çoğu konuda yeni bir pencereden yaklaşmaya başladım ölüm ve yaşama. Yazarı cesareti ve tanrıya bile meydan okur tavrından kaynaklı ciddi bir takdiri hak ediyor.
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Enki Bilal'den Ekolojik bir uyarı
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Havanın Rengi ile Gazap Fırtınası üçlemesinin sonuna geldim. Bu seri Mahluk, Julia ve Roem, Havanın Rengi olarak üç albümden oluşuyor. Enki Bilal çizgiroman dünyasının devlerinden biridir. İşlerini çizerliğin ötesinde bir ressam gibi yapar. Zaten kendisinin Fransa ve Amerika'da açtığı serigiler de var. Akrilik boya, soft pastel, guaj boya, çini mürekkebi gibi malzemelerle karışık teknik uygular. Çizgiroman panellerini klasik yöntemle bir sayfa üzerinde çizmez. Her bir kareyi ayrı ayrı büyük boylarda çalışır. Bu yüzden onun sahneleri sergi resimlerini andırır. Bana göre en iyi portre sanatçılarından biridir. Karakterlerin hüzünlü, düşünceli yüz ifadelerini ustaca resmeder. Oluşturduğu fantastik kaotik atmosferlerle sizi başka bir dünyaya çeker. Bilal'i ilk defa bizde 90'lı yıllarda yayınlanan Av Partisi çizgiromanı ile tanımıştım. Pierre Christin'in yazdığı bu kitapta sanatçının çizgilerine hayran kalmış, sayfalarını uzun uzun incelemiştim. Daha sonra 2000'lerde, kendisinin yazıp resimlediği, meşhur Nikopol serisi ve Canavar serisi yayınlandı. Bu albümlerde tekniğini iyice geliştirmiş ve çizgiroman sanatının en güçlü görsel ürünlerini vermişti. Ancak her ne kadar ressamlığına hayran olsam da Enki Bilal'in yazarlığını pek sevmem. Hatta iyi bir yazar olmadığını düşünürüm. Kurgusu dağınıktır. cümleleri akmaz. Sık sık edebiyat ve felsefe alıntısı ile anlatıyı derinleştirmek ister ama bu tutum hikayenin doğallığını bozar. Bunun en büyük sebebi de sanırım Bilal'in çizgiroman çalışma tarzı... Hikayelerin karelerini çizdikten sonra diyalogları ve metin kutularını yazıyor. Bu da doğaçlama bir yazım demek. Doğal olarak hikayeleri bu spontane yöntem ile karmaşıklaşmaya başlıyor. Sahnelerde tiyatral bir hava oluşuyor. Bilal'de varoluşçu ve nihilist eğilimleri hemen fark
Çizgi Roman
Havanın RengiEnki Bilal · Marmara Çizgi · 20177 okunma