BEYAZLA KIZIL ARASINDA
Karın beyazı düşer usulca toprağa, Bir sessizlik örter kalbin kırık çağını. Her tanesi, geçmişin susmuş adımı, Her beyazlıkta bir unutuşun ağıdı. Ve çiçekler… Kırmızıya keser sessizliği, Aşkın diliyle konuşur rüzgâr, Bir kalbin sıcak yerinde açar. Ben o aralıktayım Ne bembeyaz bir sükûn, Ne de kıpkızıl bir yangın. Sadece ikisinin arasında, Hayatla ölümün ince çizgisinde duran bir yazarım. NURHAN HABİBE #tbt #izmir #circassian #antalya #travelphotography #tbt #izmir #keşfet #keşfetteyiz #keşfetsene #antalya #circassian #acil #thelobolife
Sayfa 120 - Od yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
For example, the Nogai-Tatar steppe clans, such as the Naimans, Qongrats, Karluks, Kereits, Argyns and Kipchaks, maintained their importance while the Tatars of the south adopted the ways of the settled Greeks, Armenians, Karaim Jews, and Circassian and lost many of their clan ties.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
slave trade
The tribute which the Tatar states received from neighboring countries amounted to a substantial portion of the overall revenue of the Tatar ruling elite. The Tatars received tribute from Muscovy, Poland, Moldavia and the Circassian begs which altogether reached an amount in value of perhaps as much as 100,000 gold pieces a year. Tribute was taken in cash, furs, fine woollen cloth, or, in the case of the Circassians, in slaves.
Osmanlı Kadını misafirperverliği
Julia Pardoe, Küçüksu'daki pikniklerini anlattığı bölümün devamında orada karşılaştığı Türk kadınlarından gördüğü misafirperverlikten de bahsetmeyi ihmal etmez." Onların cana yakın davranışlarından o kadar hoşnut kalır ki, Osmanlıda yaşayan Batılı hemcinslerinin Türk kadınlarıyla yakın ilişkiler kurmadıklarını, aslında insani ilişkiler geliştirmenin öteki'ni daha doğru anlama konusunda ne kadar etkili olduğunu vurgular. Küçüksu'da piknik yapan kadın gruplarının arasında bayan arkadaşıyla dolaşırken Türk kadınlarıyla kurdukları iletişimi şöyle anlatır: Şunu kabul etmeye mecburum ki Avrupalı hanımefendiler den oluşan bir meclis kendi aralarına iki yabancı kadını Küçüksu'da geçirdiğimiz gün boyunca beni ve arkadaşımı Türk kadınlarının karşıladıkları gibi-sıcak bir şekilde kabul etmezlerdi. Etrafta dolaşan gâvurlar (kendi ifadesi) her yer de tebessümle karşılanıyorlardı, biraz daha fazla kalmaları ısrar ediliyor ve sofraya buyur edilip yemeklerden ikram ediliyordu. Kısacası onlara sanki ilk defa gördükleri ve belki de bir daha göremeyecekleri kişiler gibi değil de arkadaşları gibi davranıyorlardı. Aslında, Batılı bir kadın, Türk kadınlarıyla münasebet kurmayı önemli görürse her zaman böyle bir samimiyetle karşılanacağından emin olabilir. Türk kadınlarının bu nezaketi ve incelikleri de her zaman Batılı kadınlar tarafından memnuniyet gösteren bir gülümsemeyle karşılık bulacaktır. Fakat İstanbul'da yaşayan Avrupalı kadınlar çok nadir bir Osmanlı ailesiyle irtibat kurarlar ve çoğu kez bana Türk kadınlarından çekinip çekinmediğim bile soruldu! Daha sonra Pardoe, Küçüksu'da irili ufaklı kadınlarıyla güzel havada geçirdiği hoş bir günün ardından Türklerin Batıdaki kötü imajını eleştirerek şunları söyler: Bu gerçeğe [Türk kadınlarının cana yakınlığını kastediyor) Küçüksu'ya
Sayfa 73·Kitabı okudu
Çok eşlilik-Harem
İstanbul'da üç yıl süreyle kalan İngiliz asıllı Kolonel Charles White 1845 yılında yayınlanan Three Years in Constantinople (İstanbul'da üç yıl) adlı seyahatnamesinde, Osmanlı da çokeşlilik konusuna değinir: Çok az ailede bir adamın birden fazla resmi nikâhlı eşi var. Çok az diyorum çünkü başkentte çokeşliliğin yüzde beş oranına bile yaklaşmadığı inkâr edilemez bir gerçektir. Devlette üst düzey görevliler ve çok zenginler haricinde çok nadir görülen bir olaydır ki hatta bu kesim için bile çokeşlilik bir istisna teşkil eder... Nüfusun devam eden artışım sağlayan orta ve alt sınıfa mensup halklar için ise çokeşlilik tamamen olağandışı bir olaydır. Bu ne kişilerin eğilimlerine kapasitelerine uyar, ne de maddi kapasitelerine. Aynı şekilde, Halil Halid A Diary of a Turk, (Bir Türk'ün Günlüğü) adlı kitabında Doğudaki kadınlar ve çok eşlilikten bahsettiği bölümde, erkeklerin eşlerine karşı yerine getirmekle mükellef oldukları pek çok sorumluluğun olduğunu belirtir. Çokeşliliğin Osmanlı toplumunda aşağıda sıraladığı nedenlerden ötürü yaygın olmadığından bahseder: Din, kanun ve gelenekler erkeklere eşlerine karşı yerine getirilmesi gereken pek çok sorumluluk yükler. Dürüst bir adam bu sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır ve aslında birden fazla karısı olan koca olarak bu sorumluluklarını layıkıyla yerine getirebilen çok sayıda erkek bulmak zordur. Osmanlı İmparatorluğu'nun pek çok yerinde kadın nüfusunun erkek nüfusunu geçmediği kanıtlanmıştır; sadece bu bulgu bile Ingiltere'de Osmanlıda yaygın olduğu sanılan keşlilik düşüncesinin saçmalığını göstermeye yeterlidir. Onsekizinci yüzyıl başlarında İstanbul'da konsolos eşine eşlik eden Lady Montagu ise gözlemlerine dayanarak çokeşliliğin Osmanlıda yaygın olmadığını belirtir. Ayrıca haremde bulunan her kadının evin
Sayfa 59·Kitabı okudu
Hadji Murad adjusted the pistol at his back, came up to the cushions, and wrapping his Circassian coat closer round him, sat down.
yıl: 1851